Kategori arşivi: Dünya

Totalitarizmin Kaynakları 2/ Emperyalizm İndir

Totalitarizmin Kaynakları 2/ Emperyalizm
Arendt başyapıtı sayılan Totalitarizmin Kaynaklarının ikinci cildinde Emperyalizmi büyüteç altına alıyor. Aredte göre Emperyalizm modern çağın özellikle de ulus devletin yolaşmasının bir sonucu, üstelik kendisini yaratan yoz laşmayı hızlandıran bir sonuç. Kitap emperyalizmi yalnızca kuramsal bağlamda ele almayan ülke – bölge örneklerine ve tipik emperyalist portrelere de uzanan zihin açıcı bir çalışma.

Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları İndir

Haçlı Seferlerinin İlginç Olayları
Dünya tarihi içinde önemli bir zaman dilimini kapsayan Haçlı Seferleri pek çok yönden ilgi çekici özellikler taşır. Esasen büyük bir zaman dilimi olan ortaçağların en büyük askeri harekatı Haçlı Seferleridir. Ortaçağlardan yeniçağlara kadar geçen olaylar içinde sürekliliği olduğu söylenebilecek nadir olaylardan biri yine Haçlı Seferleridir.

Eskiçağlardan ortaçağlara kadar doğu-batı münasebetlerinde görülebilecek en büyük mücadele safhası olarak değerlendirilebilecek bu olaylar silsilesinin çok ilginç noktaları vardır. Bu konu modern zamanların Şarkiyat enstitülerinin usta tarihçilerinden Michaud’nun eliyle ilk kez ve en kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.

Avrupa’da Demokrasi & Bir İdeolojinin Tarihi İndir

Avrupa’da Demokrasi & Bir İdeolojinin Tarihi
İtalyan yazar Luciano Canfora, Büyük İskender’den Soğuk Savaş’a; Antik Yunan’dan liberalizme; kölelikten, genel oy hakkına varan süreçte Avrupa tarihindeki demokrasi taşlarının nasıl döşendiğini açıklıyor ve Antik Yunan’la ilişkilerini hatırlatarak tarihin kurgusunu analiz ediyor. Kitap, demokrasinin Antik Yunan’da nasıl filizlendiğiyle ve bu fikirlerin Fransız devrimciler tarafından kendi amaçlarına uygun olarak nasıl benimsendiği ve dönüştürüldüğüyle başlıyor. Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizmin yükselişinin 1914-1945 arası yaşanan “Avrupa İç Savaşı”ndaki etkisiyle devam eden eserin benzer metinlerden en büyük farkı, modern Avrupa’nın geliştirdiği “demokrasi” algısını koşulsuz olarak kutsamaktan ziyade onun, tıpkı Antik Yunan’daki gibi gitgide daha oligarşik bir yapıya evrildiğini savunması olarak ortaya çıkıyor.

Yirmiyi aşkın kitaptan oluşan “Avrupa’yı Kurmak” serisinin “Avrupa’da Demokrasi” başlıklı bu kitabı, tam bir projeksiyon makinesi gibi aydınlatıcı bir kaynak niteliğinde. İtalyanca’dan diğer Avrupa dillerine çevrilirken büyük tartışmalara yol açan Avrupa’da Demokrasi, hem tarih meraklılarına zengin bir ziyafet sofrası niteliği taşıyor hem de tarihçiler, sosyologlar ve siyaset bilimciler için güvenilir bir kaynak sunuyor.

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi & Kıbrıs’ta Statü Kavgası ve Etnik Çatışma İndir

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi & Kıbrıs’ta Statü Kavgası ve Etnik Çatışma
Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek bu çalışmasında ilk defa yayınlanan belgeler ve bulgular ışığında Kıbrıs’ta etnik ve siyasal şiddet olgusunu incelemekte, birlikte yaşayan, birbirlerinin düğününe, cenaze törenine katılan insanların etnik şiddetin baş göstermesiyle birlikte nasıl çatışan kamplara ayrıldıklarını, “Helenizm” ve “Türklük” adına tutuştukları kavgada nasıl nefret kokan “ölümcül kimlikler” edindiklerini değişik bir yöntemle ele almaktadır. Kızılyürek, yöntem olarak “etnik nefret” ve “etnik farklılık” temelinde yapılan primordialist okumaları reddederek iki toplum arasında var olan “amaç uyuşmazlığı” ve “statü kavgasına” dikkat çekmekte ve aslında etnik şiddeti tetikleyen en temel faktörlerin bunlar olduğunu ileri sürmektedir. Yazar, bu süreç içinde tarafların; hak ettiklerini düşündükleri “statüye erişme” veya kendilerini layık görmedikleri bir “statüden kurtulma” gayreti içine girdikleri için şiddete başvurduklarını savunmaktadır. Kıbrıslı Türklerle Rumların birlikte yaşadığı Bodamya’da doğan, halen Kıbrıs Üniversitesi’nde (Güney Kıbrıs) öğretim üyesi olan Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, buradan hareketle, statü çatışmasını belirleyen öfke, kızgınlık, nefret ve hınç gibi duyguları da incelerken, bunlar arasında hınç duygusuna ayrı bir önem atfetmektedir. Kolonyal politikalar, dış müdahaleler ve anavatanların irredantist milliyetçiliklerinin teşvik ve tahrik ettiği etnik çatışma ortamında etnik farklılıkların derinleşip, etnik referansların hayatın bütün alanlarına nasıl yayıldığını gösteren yazar, “sosyal” olanın “nasyonal” olanda eridiğine işaret ederken, bu kutuplaşma ve şiddet ortamında cemaatlerin yeniden kurulduğunu, sınırları ile kimliklerinin yeniden tanımlandığına dikkat çekiyor. Bunun yanısıra Kızılyürek, “disiplin edici” bir uygulama olarak toplum-içi siyasal şiddet olgusuna, etnik şiddete paralel olarak uygulanan siyasal şiddete, “faili meçhul” cinayetlere dikkat çekerken, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarında anti-komünist örgütlerin işlediği cinayetleri de ayrıntılarına inerek irdeliyor.

Halkların Dünya Tarihi & Taş Çağından Yeni Binyıla İndir

Halkların Dünya Tarihi & Taş Çağından Yeni Binyıla
Chris Harman, insanlığın, Taş Çağı’ndan Büyük Roma İmparatorluğu’na, Orta Çağ’dan Aydınlanma’ya, Sanayi Devrimi’nden 21. yüzyıla uzanan büyük yürüyüşünü halklar açısından, “aşağıdan” bir tarih çalışmasıyla anlatıyor. Yoğun ve akıcı bu kitap, insanlık tarihinin belli başlı aşamalarını, toplum biçimlerini, siyasal yapılanmaları, savaşları ve sınıf çatışmalarını parlak bir şekilde özetliyor. Tarihin izlediği yolu, sıradan insanların ortak insani hedefler peşinde koşarken karmaşık toplumlar kurmasının ve yeniden kurmasının hikâyesi olarak ele alıyor. Chris Harman, hayranlık uyandırıcı eserinde, günümüz kapitalizminin kayıtsızlığını da gözler önüne seriyor ve daha önce hiç olmadığı kadar acılar ve eşitsizliklerle bölünmüş günümüz dünyasında kapitalizmin neden daha uzun süre ayakta kalmaması gerektiğinin kanıtlarını sunuyor. İddialı, kışkırtıcı ve çarpıcı bir kitap olan Halkların Dünya Tarihi, geleneksel tarih anlayışının yanlışlarını düzeltirken, iktidarların oluşturduğu köpükleri aşan dip akıntıya, derin insanlık dalgalarına dair güçlü bir fikir veriyor. Bu yetkin çalışma, toplumdaki değişimle, gelişimle ve kökten değişim olasılıklarıyla ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.
“Pek çok insan bana, ABD Halklarının Tarihi kitabıma benzer bir dünya tarihi bulunup bulunmadığını soruyor. Onlara her zaman, bu zor işi başarmış olan tek bir kitap olduğu cevabını veriyorum: Bu, Chris Harman’ın Halkların Dünya Tarihi kitabıdır.”
Howard Zinn

Dünya Tarihinin Yapısı & Üretim Tarzlarından Mübadele Tarzlarına İndir

Dünya Tarihinin Yapısı & Üretim Tarzlarından Mübadele Tarzlarına
Toplumsal formasyonlar tarihini mübadele tarzları perspektifinden yeniden değerlendirmeye yönelik bir girişim bu kitap – günümüz Sermaye-Ulus-Devlet sistemini kavrayıp aşma çabasının bir ürünü.
Marx’ın dünya tarihi versiyonunu sistematik bir biçimde yeniden okuyan Karatani eleştirinin odak noktasını üretim tarzlarından mübadele tarzlarına kaydırıyor. Göçebe kabilelerin ayırt edici özelliği olan kaynakları ortak bir havuzda toplamayı, yerleşik tarımın benimsenmesinden sonra geliştirilen armağan mübadelesi sistemlerini, devletin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan korunmaya karşılık itaat mübadelesini, kapitalizme damgasını vuran meta mübadelelerini inceliyor ve geleceğin bir mübadele tarzı olarak armağan mübadelesinin dönüşü üzerinde duruyor. Karatani’ye göre mevcut Sermaye-Ulus-Devlet üçlü sisteminin aşılması anlamına gelen bu nihai aşamayı kavramanın en iyi yolu Kant’ın ebedi barış üzerine yazılarından geçiyor.
“Tarihçilerden okumaya alışkın olduğumuz türden bir dünya tarihi değil bu,” diyor Karatani, “amacım, çeşitli temel mübadele tarzları arasındaki ilişkilerin aşkın bir eleştirisini yapmak. Yani dünya tarihinde meydana gelmiş üç büyük değişimi yapısal olarak açıklamak. Böylece dördüncü bir büyük değişimin, bir dünya cumhuriyetine geçişin peşine düşebiliriz.”

Dünya’nın Gizli Tarihi -3 İndir

Dünya’nın Gizli Tarihi -3
DÜNYAYI PERDE ARKASINDAN YÖNETENLER KİMLERDİR?

– Avrupa Birliği bir Yahudi-Hıristiyan komplosu ve mason localarının ürünü müydü?

– Türklere ve İslamiyet’e karşı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden dışlanması amacıyla nasıl ittifak kurulmuştu?

-Avrupa Birliği ve Bilderberg Grubu’nun kurucusu J. Retinger kimdir?

– Fransa’da (1940’da) sağ ve sol kutuplaşma faşizme yol açmak için mi oluşturulmuştu?

– Avrupa’daki bütün aşırı sağcı örgütler bankerler ve zengin oligarklar tarafından mı finanse edilmişti?

– İspanya İç Savaşı’nda İngiliz istihbaratının rolü neydi? Alman istihbaratı ve Siyonistlerin bağlantısı ne boyuttaydı?

– Vatikan’da çevrilen gizli kapaklı işler arkasında “Büyük Vatikan Locası” mı bulunuyordu?

– Bilderberg’lerin ana hedefi “Tek Bir Dünya Hükümeti”ni kurmak mıydı?

– İngiliz Fabian Cemiyeti ve Lazard-Rothschild bankacılık kartelinin gizli amaçları nelerdi?

– Sovyetler Birliği, anti-komünist paravan bir örgüt olan “The Trust” yardımıyla yurtdışındaki Komünizm muhaliflerini kontrol altında mı tutuyordu?

– Naziler Aryan ırkının anayurdu olduğuna inandıkları Orta Asya’ya keşif gezisi düzenlediler mi?

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi & Kıbrıs’ta Statü Kavgası ve Etnik Çatışma İndir

Bir Hınç ve Şiddet Tarihi & Kıbrıs’ta Statü Kavgası ve Etnik Çatışma
Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek bu çalışmasında ilk defa yayınlanan belgeler ve bulgular ışığında Kıbrıs’ta etnik ve siyasal şiddet olgusunu incelemekte, birlikte yaşayan, birbirlerinin düğününe, cenaze törenine katılan insanların etnik şiddetin baş göstermesiyle birlikte nasıl çatışan kamplara ayrıldıklarını, “Helenizm” ve “Türklük” adına tutuştukları kavgada nasıl nefret kokan “ölümcül kimlikler” edindiklerini değişik bir yöntemle ele almaktadır. Kızılyürek, yöntem olarak “etnik nefret” ve “etnik farklılık” temelinde yapılan primordialist okumaları reddederek iki toplum arasında var olan “amaç uyuşmazlığı” ve “statü kavgasına” dikkat çekmekte ve aslında etnik şiddeti tetikleyen en temel faktörlerin bunlar olduğunu ileri sürmektedir. Yazar, bu süreç içinde tarafların; hak ettiklerini düşündükleri “statüye erişme” veya kendilerini layık görmedikleri bir “statüden kurtulma” gayreti içine girdikleri için şiddete başvurduklarını savunmaktadır. Kıbrıslı Türklerle Rumların birlikte yaşadığı Bodamya’da doğan, halen Kıbrıs Üniversitesi’nde (Güney Kıbrıs) öğretim üyesi olan Prof. Dr. Niyazi Kızılyürek, buradan hareketle, statü çatışmasını belirleyen öfke, kızgınlık, nefret ve hınç gibi duyguları da incelerken, bunlar arasında hınç duygusuna ayrı bir önem atfetmektedir. Kolonyal politikalar, dış müdahaleler ve anavatanların irredantist milliyetçiliklerinin teşvik ve tahrik ettiği etnik çatışma ortamında etnik farklılıkların derinleşip, etnik referansların hayatın bütün alanlarına nasıl yayıldığını gösteren yazar, “sosyal” olanın “nasyonal” olanda eridiğine işaret ederken, bu kutuplaşma ve şiddet ortamında cemaatlerin yeniden kurulduğunu, sınırları ile kimliklerinin yeniden tanımlandığına dikkat çekiyor. Bunun yanısıra Kızılyürek, “disiplin edici” bir uygulama olarak toplum-içi siyasal şiddet olgusuna, etnik şiddete paralel olarak uygulanan siyasal şiddete, “faili meçhul” cinayetlere dikkat çekerken, Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarında anti-komünist örgütlerin işlediği cinayetleri de ayrıntılarına inerek irdeliyor.

Rus Devrimi İndir

Rus Devrimi
Rus devrimi’nde bolşevikler’in amacinin tüm bir toplumsal sistemi yikarak onu daha üst düzeyde bir yenisiyle ikame etmek olduğu bilinir. Bu çalişma ise geri kalmiş, tecrit olmuş bir rusya’nin bu süreçte nasil modernize olduğunun, nasil değiştiğinin öyküsüne odaklaniyor.

Yirminci yüzyil biterken komünizmin yaşadiği düşüşe dek uzanan tartişma, bu tarihsel süreci bolşevikler’in yarattiği itici ve öncü güç kadar devrimin kendi çelişkileriyle boğuştuğu buhranli dönemlerle de bütünlük içinde gözler önüne seriyor.

Hunlar İndir

Hunlar
Bu kitap Avrupa’daki Hunların, Kuzey Karadeniz’de Gotlara saldırmalarından, efsanevi Attilalarının ölümünden sonra Orta Avrupa’daki imparatorluklarının yıkımına kadarki tarihidir. Hunların yükseliş ve çöküş tarihinin bu anlatısında, Profesör Thompson onların yaptıkları seferleri, çok farklı ve bölük pörçük kaynaklardan bağlantılı ve detaylı bir şekilde bir araya getirmeyi başarmıştır. Bu süreçte, Hunların Orta ve Doğu Avrupa’nın Romalı olmayan uluslarına karşı sergiledikleri en çarpıcı başarıları ve yenilgileri ve Roma İmparatorluğu’nun doğu ve batı yarılarını birçok kez kuşatmışlıkları hakkında karşımızda net bir tablo oluşur.

Bu çarpıcı anlatı, Romalı Akdeniz’in daha gelişmiş dünyasıyla ilişkiler sonucunda Hun toplumunun değişmesine yol açan analitik bölümlerle çözüm lenmiştir. Yazar bu bölümlerde, Hunların dördüncü ve beşinci yüzyıllarda aniden yükselişi ve bir o kadar da ani çöküşünü açıklamaya çalışmış ve bunun yanıtını, Romalıların zenginliğinin Hunların toplumsal yapılarına olan etkisinde yakalamıştır.