Kategori arşivi: Bölgeler-Ülkeler

Ateş Çemberinde Azerbeycan İndir

Ateş Çemberinde Azerbeycan
Azerbaycan Türkleri, İran ve Rusya’nın hâkimiyet mücadelesi sonucunda imzalanan Türkmençay Antlaşması neticesinde ikiye bölünmüştür. 1828 yılında imzalanan Türkmençay Antlaşması’yla, İran sınırları içerinde kalan, bugünkü nüfusu yaklaşık 30 milyon Türk, halen Fars egemenliği altında bulunmakta ve birçok hakkından mahrum olarak yaşamaya çalışmaktadır.

Bu ikiye bölünmüşlüğün dışında en önemli sorunlardan biri de, her gün daha da çözümsüz bir hal alan Ermenistan sorundur. Rusya, 1828 Türkmençay Antlaşması’nın XV. maddesine dayanarak, İran, Osmanlı Devleti ve Rusya’daki Ermenileri, sistemli bir şekilde Güney Kafkasya’ya göç ettirmiştir. Bu planlı hareket neticesinde, bu bölgede Ermeni devletinin temelleri atılmıştır. Bugün Ermeniler, tarihi Türk topraklarını kendi vatanı gibi kabul etmesi yetmiyormuş gibi, bir de Azerbaycan’ın %20’sini de işgal etmişler ve bu topraklarda yaşayan yaklaşık bir milyon insanı “göçkün” durumuna düşürmüşlerdir.

Türkiye, bölgedeki kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirirken, istikrarın korunmasında aktif rol almalıdır. Bu bölgeyi hala arka bahçesi olarak gören zihniyete karşı dikkatli olmak zorundadır. Bölgenin istikrarı, Azerbaycan’ın madden ve manen gelişmesi Türkiye’nin faydasınadır. Her şeyden evvel dil, inanç ve kültür birliğimiz bulunan Azerbaycan ve Türkistan Cumhuriyetlerinin bu geçiş sürecini sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri ve yeniden, bazı güçlerin oyunlarına gelmemeleri için Türkiye’nin desteği ve rehberliği şarttır. Bu bölgelerin kendi kontrollerinde kalmasını isteyenler, her türlü oyunu deneyeceklerdir. Türkiye bu tür oyunlara karşı tedbirli olmalı, plan ve projeler geliştirmelidir. Türk Dünyasının önüne çıkan tarihi fırsat, bütün engelleme çalışmalarına rağmen iyi bir şekilde değerlendirilmelidir.

Kırım Dramı & Kırım Türklerinin Varoluş Mücadelesi İndir

Kırım Dramı & Kırım Türklerinin Varoluş Mücadelesi
Dünyanın görmediği zulüm… Kırım Türkleri, asırlar boyunca yaşadıkları vatanın stratejik öneme sahip olmasından dolayı sürekli olarak Rusların baskısı altında kalmışlardır. Osmanlı İmparatorluğunun Karadeniz’in kuzeyinden çekilme mecburiyeti bölge için sonun başlangıcı olmuştur…
Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı himayesine giren Kırım Tatar Hanlığı, ‘Karadeniz siyaseti’ çerçevesinde hep bir güvenlik unsuru olagelmiştir.

Ancak 1774 tarihli Küçük Kaynarca Anlaşması’yla, Kırım’ın Osmanlı himayesinden çıkışı sonrasında 1783’te Rusya tarafından ilhakı, Kırım Türklerinin hayatında, günümüze kadar sürüp gelen çok dramatik ağır olayların yaşanmasına sebep olmuştur.

134 yıl boyunca Rus Çarlığı tarafından yok edilmeye çalışılan Kırım Türkleri, 1917 yılındaki Sovyet Devrimi’nden sonra aksine vaadlere rağmen daha beter imha hareketlerine maruz kalmış, tarihin büyük kan dökücülerinden Stalin, 1944 senesinde Türkleri yerlerinden, yurtlarından kazıyarak, hayvan vagonlarında Sibiryalara, Rusya içlerine sürmüştür. O zoraki göçlerde birçok muhacirin yollarda öldüğünü söylemeye gerek yok. Fakat dünya, Ermenilere dair her iddiaya kulak kabartırken bu insanlara yapılan zulmü hiçbir zaman görmemiştir.

İşte bu eser, Sovyetler Birliği döneminde Kırım Tatar Türklerinin maruz kaldığı kitlesel sürgün hareketini işlemektedir.
Bir halkın tamamen kendi dallarına tutunarak, sırtını kimseye dayamadan, her sene “18 Mayıs gününü soykırım günü ilan edelim” diye uluslararası arenada ağlamadan, kan akıtmadan, kana bulaşmadan, onur ve vakarla verdiği varoluş ve vatana dönüş mücadelesini anlatmaktadır…

Osmanlı Hakimiyetinde Kefe (1475-1600) İndir

Osmanlı Hakimiyetinde Kefe (1475-1600)
Her şehir kendine has siyasi, stratejik ve iktisadi şartlar içinde kurulur ve tarihî bir fonksiyon ifa eder. Yine her şehir, bütün bu farklı yönlerin toplamı olarak kendine has kültür ve medeniyet terkibini içinde taşır. Osmanlı serhat şehirleri, bu açılardan ayrı bir öneme sahiptir. Bir serhat şehri olan Kefe, siyasi açıdan Osmanlı’yı Kuzey âlemine ve Doğu Avrupa güçlerine bağlamış ve bu açıdan büyük önem taşımıştır. Stratejik ve jeopolitik bakımdan, Asya, Avrupa, Rusya ve Türk-İslam dünyasının kavşak noktası olarak vazgeçilmez bir ehemmiyet taşımıştır. Kefe, iktisadi bakımdan da aynı öneme sahip olmuş, bütün milletler arası yolların geçiş noktası olarak merkezî bir rol üstlenmiştir. Kefe, yine, Slav âlemi, Moğol bakiyesi Türk-Tatar mirası ve Anadolu-Oğuz kültürlerinin harmanlandığı müstesna bir kültür merkezi olarak da rol oynamıştır. Kefe, Türklerin eline geçmeden önce aynı rolü Latinler ve Bizans için de oynuyordu.

Bölge ve şehir çalışmaları şeklinde ortaya çıkan bu araştırmalar, Osmanlı si¬yasi ve kültürel tarihinde yeni bir anlayışı yansıtmaları bakımından ümit vericidir. Bu araştırmalar sayesinde bir şehir ve bölgenin bütün kaynak ve verileri değerlendirilmekte, bundan da önemlisi, siyasi ve kültürel tarihimizi hanedan tarihçiliğinin te¬kelinden kurtarmaktadır. Bu tür araştırmaların gelecekteki derlemelere sağlayacağı katkıyı tasavvur etmek, bizim için heyecan vericidir.

Son Dönem Osmanlı Suriyesi’nde Islahat Hareketleri & Sosyal ve Siyasi Değişim İndir

Son Dönem Osmanlı Suriyesi’nde Islahat Hareketleri & Sosyal ve Siyasi Değişim
Kitap, ulemanın sosyo-politik ve ekonomik durumundan, iktidarla iç içeliğinden tutun, müslim-gayrimüslim ilişkilerine, medrese ve mektep mecralarının farklı okuma biçimlerinin oluşmasına ve yeni kültürel teamüllerin ortaya çıkışına, ilmin Hindistan’dan Bağdat’a, Cezayir’e, Cidde’den Şam’a ve bütün bunların İstanbul ile irtibatına varıncaya kadar, derin bir ilişkiler ağını göz önüne sermektedir. Günümüz Müslümanları arasındaki ilişki ve ufuk daralması hesaba katıldığında, sözünü ettiğimiz bu tarihi ve coğrafi derinliği açığa çıkarmak küçümsenmemesi gereken bir katkıdır.
Osmanlı’nın son günlerindeki Şam’da görülen tarihi gündem ve yönelimler ile günümüzdeki İslami tartışmaların şaşırtıcı benzerliğinin görülmesine katkı sağlayacağı açık olan bu kitap, Müslümanlar arasında süren tartışmaların da irtifa kazanması için cesaretlendirici bir seviye ortaya koymaktadır.

Suriye’nin Kimliksizleri Kürtler İndir

Suriye’nin Kimliksizleri Kürtler
Kürtler, Ortadoğu’nun en acılı halkıdır; birbirinden kopartılmış, beş farklı ülkenin toprakları arasında serpiştirilerek ayrı tutulmuştur.

Suriye Kürtleri, diğer sınırlarda yaşayan Kürtlerin aksine hep siyasal çözümde ısrar ettiler.

Suriye Kürtlerinin en büyük sorunu; dünya için de bir utanç kaynağı olan ve sayıları tam bilinmemekle birlikte yaklaşık 250-300 bin arasında olduğu tahmin edilen Mektum-Ecnebi sorunudur.