Kategori arşivi: Tarih

Beykoz & Çeşmibülbüle Gizlenmiş Abıhayat İndir

Beykoz & Çeşmibülbüle Gizlenmiş Abıhayat
Beykoz’da kalan ya da Beykoz’a uğrayan her medeniyet burada bir iz bırakmıştır. Kuşkusuz Beykoz’un bugünkü imarının temellerini atan,onu bir merkez haline getiren ise Osmanlılardır. Anadoluhisarı’nı inşa eden Yıldırım Bayezid’ten itibaren özel bir öneme kavuşan Beykoz, Fatih’le birlikte Osmanlılar için eğlence ve dinlencenin merkezi haline gelmiştir. Hoş ve güzel havası, av alanlarının genişliği hemen hemen tüm padişahların dikkatini çekmiş, birçok padişah burada köşkler, kasırlar, has bahçeler yaptırmıştır. Bunun yanı sıra cami, çeşme gibi birçok hayır eserini Beykozlulara armağan etmişler, bu konuda da devlet erkânına örnek olmuşlardır.

Ulusal Devletin Yıkımı ve Sol Tavır İndir

Ulusal Devletin Yıkımı ve Sol Tavır
Alman Solu’nun “yaramaz çocuğu” J. Elsässer dolandırmadan, politik doğruculuğa sığınmadan açıkça konuşuyor.

Günümüzde “solcu” kimdir, “sağcı” kimdir?

Batı’nın en ileri kalelerinden biri olan Almanya’dan gürleyen bu ses, emperyalizm çağının cephelerini en açık şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde çağımızda toplumsal mücadelenin alanını belirliyor.

Postmodern solu afişe ediyor, inceden tiye alıyor.

Negri ve İmparatorluk’unun müritleri neoliberalleri, Latte-Macchiato solcularını yerden yere vuruyor.

Yazarın Türk okurlara özel önsözü çok şey anlatıyor.

Yakında, Elsässer’in 11 Eylül’den Obama’ya, Amerikan Derin Devleti ve İcraatları adlı kitabı yayınevimizden çıkacaktır.

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük İndir

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük
Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin sorunları, “kumarhane kapitalizmi”nin kırdaki yansımaları, köyün değişen toplumsal yapısı, proleterleşme biçimleri ve tarımın uluslararasılaşması bu “kentli” tartışmalar içinde yer bulamadı.

Bildiğimiz Tarımın Sonu, küresel iktidar rejimlerini üreten iktisadi süreçlerle beraber tarım sorununu “yeniden” ele alıyor. 10 yılı aşan bir ortak çalışmanın ürünü olan bu eserde Çağlar Keyder ve Zafer Yenal, tarım sorununu ve kırsal yapıların dönüşümünü, metalaşma, köylünün mülksüzleşmesi ve siyaset bağlamında tartışmaya açıyor.

Dünyada da Türkiye’de de yoksulluk, bölgesel eşitsizlikler, çevre, sosyal politikalar ve toplumsal hareketler gibi birçok önemli meseleyi anlamlı bir şekilde konuşabilmek için tarımda ve kırda olup bitenleri hesaba katmamak imkânsız. Bildiğimiz Tarımın Sonu, organik pazar romantizmine ya da köy nostaljisine hapsolmadan, tarım sorununu düşünmenin ve tartışmanın bereketini anlatıyor.

Klasik Gitar Tarihi – I & Rönesans Döneminde Gitar (1536-1600) İndir

Klasik Gitar Tarihi – I & Rönesans Döneminde Gitar (1536-1600)
Günümüzde kullandığımız biçimiyle “klasik gitar”, 1860’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Ancak bu tarihten önce de –özellikle Avrupa’da– kimi gitar olarak adlandırılan kimi de farklı isimlere sahip fakat şekil olarak klasik gitara benzeyen birçok çalgı kullanılmıştır. Bu anlamda klasik gitarın her yönüyle, kendisinden önceki çağlarda kullanılan gitar benzeri çalgılardan evrimleşerek günümüzdeki formuna kavuştuğunu söyleyebiliriz. Bahsi geçen çalgıların tamamı bir zincirin halkaları gibidir. Bir öncekini tanımadan bir sonrakini anlamaya çalışmak, klasik gitar müziğine ilişkin değerlendirmelerimizde boşluklar yaratacaktır. Bu sebeple, klasik gitarın ortaya çıkışından önceki gitar benzeri çalgıların, klasik gitar tarihinin ayrılmaz birer parçası olduğunu unutmamak gerekir. İşte Klasik Gitar Tarihi serisi, temel olarak bu anlayışla hazırlanmış, çalgının tarihi, ulaşılabilen en eski örneklerinden itibaren ele alınmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi-4. Cilt (Kutulu 2 Kitap) (Günümüz Türkçesiyle) Bağdad-Basra-Bitlis-Diyarbakır-Isfahan Malatya-Mardin-Musul-Tebriz-Van İndir

Evliya Çelebi Seyahatnamesi-4. Cilt (Kutulu 2 Kitap) (Günümüz Türkçesiyle) Bağdad-Basra-Bitlis-Diyarbakır-Isfahan Malatya-Mardin-Musul-Tebriz-Van
Seyahatnâme serisinin belki de en renkli cildi bu olsa gerek. Hem çok yerler gezip görür, hem çok savaşlara katılır, hem de inanılması güç maceralar yaşar.
Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’sinin dördüncü cildinde, Osmanlı Devleti’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde gezip dolaşır, dost meclislerinde bulunur, ziyafetlere konar, savaşlara katılır, tehlikelere atılır, bazen de tatlı canını zor kurtarır. Özellikle gezdiği bölgelerin yerleşik kavimlerini, inançlarını, âdetlerini, yiyecek ve içeceklerini başka bir kaynakta bulamayacağımız kadar ayrıntılı olarak anlatır. İlk uğradığı şehir Malatya’dır. Daha sonra Diyarbakır’a geçip bu tarihî şehirden uzun uzun bahseder. Bitlis’e geçen Evliyâ Çelebi, hayran kaldığı Bitlis Hanı Abdâl Han’ı zamanının en bilge kişisi olarak bizlere tanıtır, Bitlis Beyliği’ni, dolayısıyla o tarihlerde yurtluk ve ocaklık olarak hüküm süren doğudaki diğer beylikleri, Bitlis Hanı’yla yapılan savaşı ve yeni han seçilmesini anlatır. Seyahatnâme serisinin belki de en renkli cildi bu olsa gerek. Hem çok yerler gezipgörür, hem çok savaşlara katılır, hem de inanılması güç maceralar yaşar.

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük İndir

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük
Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin sorunları, “kumarhane kapitalizmi”nin kırdaki yansımaları, köyün değişen toplumsal yapısı, proleterleşme biçimleri ve tarımın uluslararasılaşması bu “kentli” tartışmalar içinde yer bulamadı.

Bildiğimiz Tarımın Sonu, küresel iktidar rejimlerini üreten iktisadi süreçlerle beraber tarım sorununu “yeniden” ele alıyor. 10 yılı aşan bir ortak çalışmanın ürünü olan bu eserde Çağlar Keyder ve Zafer Yenal, tarım sorununu ve kırsal yapıların dönüşümünü, metalaşma, köylünün mülksüzleşmesi ve siyaset bağlamında tartışmaya açıyor.

Dünyada da Türkiye’de de yoksulluk, bölgesel eşitsizlikler, çevre, sosyal politikalar ve toplumsal hareketler gibi birçok önemli meseleyi anlamlı bir şekilde konuşabilmek için tarımda ve kırda olup bitenleri hesaba katmamak imkânsız. Bildiğimiz Tarımın Sonu, organik pazar romantizmine ya da köy nostaljisine hapsolmadan, tarım sorununu düşünmenin ve tartışmanın bereketini anlatıyor.

Bizans’ın Kısa Tarihi & Yeni Roma ya da Konstantin Şehri İndir

Bizans’ın Kısa Tarihi & Yeni Roma ya da Konstantin Şehri
MS 312 yılında Büyük Konstantin’in gökyüzünde parıldayan ışık huzmeleri gördüğü rivayet edilir.
Bu İmparatorun Hıristiyanlığın batıdaki yayılışında belirleyici bir rolü olduğu da düşünülmektedir. Yine onun günümüz Modern Avrupa’sının şekillenmesinde belirleyici olmuş iki önemli kararın sahibi olduğu da bilinmektedir. Bunlardan ilki Hıristiyanlık karşısındaki hoşgörülü hatta sahiplenmeci tavrıdır. İkincisi ise İmparatorluğun merkezini, Megara’dan gelen Yunan koloni yerleşimcileri tarafından Mö 667 yılında kurulmuş olan Byzantium isimli eski bir Yunan şehrine taşımış olmasıdır. Byzantium, bu ismi ünlü bir Grek lider olan Byzas’ın adından almıştı.
Başkent olmasıyla MS 330 yılında ‘yeni Roma’ ismini alarak bir anlamda yeniden kurulmuş olan Byzantium, çok geçmeden Konstantinopolis yani ‘Konstantin’in Şehri’ ismini almıştır.
Bizans İmparatorluğu, süreç içinde Roma İmparatorluğu’nun doğusunda kalan bölge boyunca genişlemiş, yine Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında Cermen akınlarıyla yıkılmasının ardından da uzunca bir dönem ayakta kalmayı başarmıştır.
Son dönemlere kadar, tarih bilimcilerin ve bilim insanlarının çoğunluğu, Bizans İmparatorluğu’nun medeniyete olan katkılarını ve kaydettiği başarıları, Batı Roma ve Yunan Uygarlığı’na kıyasla önemsiz saymışlardır. Ancak son dönemlerde bu hâkim görüş revize edilmiştir. Bilim dünyasında; Bizans kültürünün özgül doğasına ve onun antik batıyı ortaçağ kültürüne bağlayan aracı konumuna odaklanan yeni bir eğilim ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bizans’ın Kısa Tarihi & Yeni Roma ya da Konstantin Şehri İndir

Bizans’ın Kısa Tarihi & Yeni Roma ya da Konstantin Şehri
MS 312 yılında Büyük Konstantin’in gökyüzünde parıldayan ışık huzmeleri gördüğü rivayet edilir.
Bu İmparatorun Hıristiyanlığın batıdaki yayılışında belirleyici bir rolü olduğu da düşünülmektedir. Yine onun günümüz Modern Avrupa’sının şekillenmesinde belirleyici olmuş iki önemli kararın sahibi olduğu da bilinmektedir. Bunlardan ilki Hıristiyanlık karşısındaki hoşgörülü hatta sahiplenmeci tavrıdır. İkincisi ise İmparatorluğun merkezini, Megara’dan gelen Yunan koloni yerleşimcileri tarafından Mö 667 yılında kurulmuş olan Byzantium isimli eski bir Yunan şehrine taşımış olmasıdır. Byzantium, bu ismi ünlü bir Grek lider olan Byzas’ın adından almıştı.
Başkent olmasıyla MS 330 yılında ‘yeni Roma’ ismini alarak bir anlamda yeniden kurulmuş olan Byzantium, çok geçmeden Konstantinopolis yani ‘Konstantin’in Şehri’ ismini almıştır.
Bizans İmparatorluğu, süreç içinde Roma İmparatorluğu’nun doğusunda kalan bölge boyunca genişlemiş, yine Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında Cermen akınlarıyla yıkılmasının ardından da uzunca bir dönem ayakta kalmayı başarmıştır.
Son dönemlere kadar, tarih bilimcilerin ve bilim insanlarının çoğunluğu, Bizans İmparatorluğu’nun medeniyete olan katkılarını ve kaydettiği başarıları, Batı Roma ve Yunan Uygarlığı’na kıyasla önemsiz saymışlardır. Ancak son dönemlerde bu hâkim görüş revize edilmiştir. Bilim dünyasında; Bizans kültürünün özgül doğasına ve onun antik batıyı ortaçağ kültürüne bağlayan aracı konumuna odaklanan yeni bir eğilim ortaya çıkmaya başlamıştır.

Zaman Akıp Giderken & Sanayi Devrimlerinden Bilgi Devrimine İndir

Zaman Akıp Giderken & Sanayi Devrimlerinden Bilgi Devrimine
Devrimci teknolojilerin, ticaret çevrimi, ekonomi ve toplum üzerindeki etkisini en iyi hangi şekilde kavrayabiliriz? İktisat, niçin tarih olmadan, kurumsal ve teknik değişmenin bir idraki olmadan anlamsızdır? ‘Yeni Ekonomi’ ‘tarihin sonu’ mu demektir?
Bunlar, Sanayi Devrimi’nden bugüne kadar modern ekonomik büyümeyi yetkin bir biçimde analiz eden bu çalışmada ele alınan sorulardan bazılarıdır. Chris Freeman ve çalışma arkadaşı Francisco Louçã, beş teknolojik devrimin tarihini izleyip kaydediyorlar: Su gücüyle makineleşme, buhar gücüyle makineleşme, elektriklendirme, motorlaşma ve bilgisayarlaşma. Yazarlar, ekonomik büyümenin analizinde, bilimle teknolojinin yanı sıra, siyasetin, kültürün, örgütsel değişmenin ve girişimciliğin de hesaba katılması gerektiğini tanıtlamaktadırlar.
Bu, sosyal bilimlerin geneli açısından ilgiye değer nitelikte, kapsamlı, son derece güncel ve ikna edici bir çalışma.
“İktisat tarihine yönelik çok önemli bir katkı niteliğindeki bu çalışma, kapitalizm çağında tarihsel gelişmenin temel bir ritmi olarak ‘uzun dalgalar’ kavramını onsekizinci yüzyılın Lancashire’ından yirmibirinci yüzyılın Silicon Vadisi’ne uzanan zaman aralığının tamamına uygulama konusunda, benim bildiğim en hayranlık uyandırıcı ve ikna edici girişimdir.”
Eric Hobsbawm

“… Bu kitap bilgiye ve sağduyuya işaret ediyor. Bunlar ender rastlanan değerler…”
David Landes

Van Tarihi ve Kürtler İndir

Van Tarihi ve Kürtler
Bu kitap on beş bölümden oluşmaktadır. Van ve çevresinin tarihi ve coğrafi durumunun yanı sıra İran, Azerbaycan. Irak, Suriye vb. alanlarda oturan etnik, dini ve değişik mezheplere mensup insan topluluklarının yaşadıkları acıklı olaylar burada gözler önüne serilmektedir. Başta batılı ülkeler olmak üzere, bölge üzerinde çıkarları olan Emperyalist devletlerin bilim adamları uzun süre bu alanlarda araştırma ve inceleme yapmışlar ve bazı görüşler ileri sürmüşlerdir. Söz konusu araştırma ve incelemeleri yapan yabancıların ortaya koydukları görüşlerin isabetli olup olmadığı araştırılmış ve bizzat bölgeye ve aşiretlerin arasına gidilmek suretiyle bu bilgilerin esasına ulaşılmaya çalışılmış ve elde edilen sonuçlar okuyucuyla paylaşılmıştır. Kitabın, tüm okuyucular için yararlı olacağı düşünülmektedir. Osmanlıca metin de kitabın sonuna eklenmiş ve böylece çeviriyi kontrol imkânı sağlanmıştır.