Kategori arşivi: Sosyoloji Yazıları

Yeni Bir Dil Yeni Bir Toplum İndir

Yeni Bir Dil Yeni Bir Toplum
Ferhat Kentel ismini insani akademisyenlikle ya da vicdan la özdeşleştirmek mümkün.Kendisi,ulus-devlet politikalarının düzleştirici etkilerine karşı direnmeyi başarabilmiş kesimlerin sıkıntılarını kendileriyle özdeşleşecek kadar yakından hissedebilmiş,akademik soğukluktan uzaklaşarak özne olmayı tercih etmiş,sadece gözlemci olarak değil aktör olarak da incelediği süreçlerin içerisinde yer almayı başarabilmiş istisnai sosyologlardandır.

Klasikten Bugüne Dini Hareketler & Sosyoloji Yazıları İndir

Klasikten Bugüne Dini Hareketler & Sosyoloji Yazıları
Din, tarihin en eski dönemlerinden beri varlığını sürdüren en temel toplumsal kurumlardan biri olmuştur. Evrensel bir kurum olma hüviyetindeki Din’in, insan davranışları ve sosyal hayat üzerindeki etkisi, önemi ve rolü, yer ve zaman itibariyle değişik derecelerde tezahür etse de, din insanlık yok oluncaya kadar varlığını sürdürmeye devam edecektir. nitekim 18. yy. aydınlanma çağı düşünürlerinin modernleşme ve sekülerleşme süreçleriyle birlikte dinin toplumsal önemini kaybedeceği hatta sosyal hayattan silineceği iddiaları da tutmamıştır.
Aslında sosyoloji bir anlamda modernleşmenin meydana getirdiği toplum tipini tasvir etmek üzere geliştirmiştir ve bir sosyal bilim dalı olmasının yanında toplumları sekülerleştirici bir misyonu da zımnen üstlenmişe benzemektedir. Bu bakımdan sosyolojinin sacayağını oluşturan evrimci, pozitivist-rasyonalist ve optimistik karakteristik özellikler, bunlara sahip aydınlanmacı düşünürlerin izinden giden Durkheim ve Weber gibi sosyologların teorilerinde açıkça görülmektedir. Buna göre dinin tamamen yok olmasa da bireysel alana çekileceğini iddia eden Durkheim ve toplumdan silineceği öngörüsünde bulunan ve hatta dinin ölüm ilanını veren Weber’in öngörüleri modern toplumlarda dinin giderek öneminin artmasıyla sarsıntıya uğramıştır. Hatta Berger gibi sekülerleşme tezine dört elle sarılan din sosyologları bu tezin yanlışlığından söz ederek önceki bakış açısından vazgeçmişler ve sekülerleşmeye dayalı toplum çözümlemelerinin gözden düşmesiyle dinin sosyolojik analizlere dahil edilmemesinin doğru sonuç vermeyeceği üzerinde neredeyse bir konsensüs oluşmuştur. Böylece dinin toplumsal boyutunu ele alan sosyalbilimsel çalışmalarda bilhassa geride bıraktığmız asrın son onlu yıllarından itibaren ciddi bir artış görülmüştür.

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında İndir

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında
SBKP(B) Genel Sekreteri N. S. Hruşçov’un (Kruşçev), Partinin Şubat 1956’da toplanan XX. Kongresindeki bir gizli oturumunda yaptığı konuşma, tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. Hruşçov, yaptığı bu uzun konuşmada, partinin önceki lideri Josef Stalin’in adı etrafında bir kişi kültü, bir çeşit putlaştırma oluşturulduğunu, Stalin’in hak etmediği şekilde yüceltildiğini, devleti ve partiyi tek başına ve keyfi şekilde yönettiğini, çok sayıda adanmış sosyalisti “halk düşmanı” ilan ederek ortadan kaldırdığını dile getiriyordu. Dünya sosyalist çevrelerinde şaşkınlıkla karşılanan konuşmayı Batılı çevreler “tarihsel bir olay” olarak karşılamıştı. Örneğin Londra’da yayınlanan The Telegraph gazetesi, raporu “XX. Yüzyılın en etkili konuşması” olarak tanımlamıştı.
ABD New York’taki Montclair State University öğretim üyesi Prof. Grover Furr, bu kitapta Hruşçov’un bu konuşmalardaki iddialarını tek etek ele alıp yorumluyor, Hruşçov’un iddialarının çoğunda açıkça yalan söylediğini sergiliyor ve şu soruya ulaşıyor: XX. yüzyılın (belki de tüm zamanların!) en etkili konuşması yoksa bir kandırmacanın mı ürünüydü? Bugüne kadar açılmış Sovyet arşivlerini de ayrıntılı olarak tarayan Furr, Türkiyeli okurların haberdar olmadığı pek çok belgeye başvuruyor. Lenin’in “vasiyeti”nden, 1938 yargılamalarına, II. Dünya Savaşı’ndan parti organlarının tutanaklarına kadar çok sayıda olguyu detaylı olarak inceleyen Furr, kitabında Hruşçov’un anılan konuşmasının tam metni ile başka bir çok belgeye de yer veriyor.

Uygarlık, Ahlak ve Eğitim İndir

Uygarlık, Ahlak ve Eğitim
Bu metinde, uygarlığı, Batı uygarlığına indirgemenin yanlışlığından söz edilmiş, dünyaya Doğu uygarlığı ve Batı uygarlığının penceresinden bakmanın daha doğru olacağına vurgu yapılmış, söz konusu uygarlıkların temel özellikleri ve birbirlerinden farklılıkları irdelenmiş, çağımızda başat hale gelen Batı uygarlığının eleştirel bir değerlendirmesi yapılmış, onun sefaletinden söz edilmiş, insanın cevheri ve toplumun temeli olan ahlâkın çağımızda değersizleştirilmesine ve kapı dışarı edilmesine dikkat çekilmiş, ahlâklı insanın kayboluşuna değinilmiş, bugün yaygın olan eğitim sisteminin insanı bozduğuna, huzursuz ve neşesiz yaptığına odaklanılmıştır.
 

Toplumun Vicdanı Olmak İndir

Toplumun Vicdanı Olmak
Bu çalışma, yoğunluklu olarak Türkiye gündemini işgal eden olaylar ve aktüaliteye dair sosyolojik perspektiften yapılmış çözümleme ve analizleri içeren yazılardan oluşmaktadır. Bu yazılar, Türkiye’nin aktüel olaylarının görünen dış şekillerinden başlayarak içeriği “anlama”ya doğru bir çabayı ve yerel projeksiyonlar geliştirmeyi hedeflemiştir. Bu bağlamda yazarın temel bir endişesi “aktüel”in köpük kısmında boğulup kalmadan, “künhüne vakıf olma”ya çalışma olmuştur.

Yazıların kitap haline gelmesi öncelikle, yazıların bir konsepte uygun ete kemiğe bürünmesi, Türkiye okuyucusu için bütünlüklü bir perspektif ve projeksiyon sağlayabilecek olması ve din sosyolojisi derslerinde sekülerlikten feminizme, devlet ve siyasetten küreselleşmeye, cemaatten farklılıklara kadar teorik anlatımların ardından yapılan aktüel Türkiye tartışmaları için de iyi bir kaynak olacaktır.

Sosyoloji Dersleri İndir

Sosyoloji Dersleri
Sosyoloji Dersleri, sosyolojinin kurucusu ünlü Fransız sosyolog Emile Durkheim’ın 1890’dan itibaren Fransa’nın çeşitli üniversitelerinde verdiği derslerin, konferansların notları. Durkheim hayattayken biraraya getirilip yayımlanmayan bu notlar, ölümünden yıllar sonra dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Hüseyin Nail Kubalı tarafından ilk kez kitap haline getirildi.
Sosyoloji Dersleri, Durkheim’ın meslek ahlâkı, yurttaşlık ahlâkı, her türlü toplumsal sınıftan ayrı genel ödevler, mülkiyet hakkı, anayasal haklar, sözleşme hukuku, sözleşme ahlâkı gibi önemli sosyolojik konulardaki görüşlerini metodlu ve öğretici bir biçimde ele alıyor. Sözkonusu alanlara özellikle ahlâk incelemesi çerçevesinde yaklaşan ve olguların tanımlanıp, gözlenmesine öncelik veren Durkheim’ın yönteminin temel ilkelerini ve öğretisinin ana hatlarını kabaca ortaya koyduğu çalışma, bir araştırma inceleme kitabından ziyade öğretici olma iddiası taşıyor. Toplumsal bilincin kaynaklarını anlamak için girişilen bu çaba, Durkheim’ın toplumsal olgunun önce yapılanmasına, daha sonra da yorumlanmasına katkısını anlamamızı sağlıyor.
Türkiye’de de birçok sosyoloğu etkileyen Fransız bilim adamından sosyolojinin sınırlarının ötesine geçen bir çalışma…

Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma İndir

Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma
Göç geriye dönmez. Türkler, bin yılı aşkın süredir batıya göçüyor. Bu göç serüveninin son büyük halkası 1961’de başlayan Almanya’ya işgücü göçü. Kısa süreliğine gurbete giden ilk işçiler, yabanı vatan ettiler. Aile birleşimiyle yanlarına aldıkları çocuklarından sonra, şimdi torunlarını da yeni vatanda büyütüyorlar.

İşgücü göçünün başlamasının üzerinden tam 50 yıl geçti. Almanya Türkleri , 2 binden fazlası cami derneği olmak üzere binlerce dernek kurarak yeni hayat alanlarına her yönüyle nüfuz etmeye başladılar. 2,5 milyonu aşan nüfuslarıyla artık toplam yabancıların üçte birini, Müslümanların ise üçte ikisini oluşturuyorlar.

Almanya Türkleri, sosyal iblimciler için çok mümbit bir saha. Konuyla ilgili akademik çevreler ve resmi kurumlar tarafından her yıl sayısız saha araştırması yapılıyor ve onlarca kitap yayımlanıyor. Ancak, doğrudan dini ve siyasi yapılanmaları ele alan özgün bir çalışma bulunmuyor.

Bu kitap, Türkiye kökenlilerin ortaya çıkardıkları sivil yapılanmaların kronolojik gelişimini ayrıntılı biçimde inceliyor. Diyanet, Milli Görüş, Süleyman Efendi Cemaati, Ülkücüler ve aleviler gibi temsil gücü yüksek sekiz cemaat ve kuruluşu farklı yönleriyle ele alıyor.

1920’den Günümüze Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Değişim İndir

1920’den Günümüze Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Değişim
Toplumsal Yapı ve Toplumsal Değişme  Faruk Alpkaya • İktisadî Yapılar, Türkiye ve Değişim Serdal Bahçe ve Benan Eres •  Cumhuriyet Döneminde Siyasal Gelişmeler: Tarihsel-Sosyolojik Bir Değerlendirme Alev Özkazanç • Türkiye’de Anayasal Düzen: 1920-2012 Murat Sevinç • Türkiye Nüfusunda Yeni Eğilimler: Görünüm, Sorunlar, Politikalar Bülent Duru • Türkiye’nin Etnik Yapısı Suavi Aydın • Osmanlı İmparatorluğu’ndan Modern Türkiye’ye Cinsiyet Rejimi: Süreklilik ve Kırılmalar Ayten Alkan ve Serpil Çakır • Modernleşen Türkiye’de Din Yücel Demirer • Türkiye’de Ailenin Tarihsel Dönüşümü:1925-2010 Ahmet Murat Aytaç • Türkiye’de Toplumsal Sınıflar (1923-2010)  Gökhan Atılgan • Türkiye’de Seçkinler Mehmet Özgüden • Türkiye’nin Kentleşme Deneyiminin Dönemlenmesi H. Tarık Şengül • Türkiye’de Sinema S. Ruken Öztürk • Toplumsal Yapı ve Değişim Ekseninde Türkiye’de Spor/Futbol: 1920-2012 Ahmet Talimciler • Toplumsal Değişme ve Mizah Dergileri Levent Gönenç ve Levent Cantek

İlerlemeye Farklı Bir Bakış İndir

İlerlemeye Farklı Bir Bakış
Hepimiz değişmenin ve ilerlemenin gerekliliğini kesin bir hakikat olarak kabul etmiş gibiyiz. Değişen ve ilerleyen şeylerin iyiliğimize çalıştığını sanıyoruz hep. Modern insanın cenneti kalkınma, sanayileşme, teknolojik ilerleme sayesinde gerçekleşecektir. Oysa ilerleme, kalkınma, gelişme ya da büyümenin ‘ne pahasına’ gerçekleştiği, kazançlarının yanında kaybettirdikleri, getirdiklerine karşılık götürdükleri çoğunlukla gözden kaçırılan noktalar. Elinizdeki kitapta, sonradan müslüman olarak Sidi Nuh adını alan Lord Northbourne, ilerleme fikrine ‘geleneksel perspektif’ temelinde karşı çıkmakta ve diyalektik bir metotla konuyu çeşitli yönlerden incelemekte, nihayet, gerçek ilerlemenin ‘yatay’ yani dünyevi başarılarla değil, ‘dikey’, yani Allah’a yaklaştıran amellerle gerçekleşeceğini vurgulamakta.