Kategori arşivi: Senaryo (yerli)

Kör Dövüşü / Gölge Oyunları 1 İndir

Kör Dövüşü / Gölge Oyunları 1
Adnan’ın Aydın’ın bir köyünde başlayan hikayesi, İstanbul’da büyük bir hukuk bürosunda devam etmektedir. Bu olağan görünen hikayeye, İstanbul boğazından geçerek Suriye’ye giden silah yüklü bir gemi, ABD ve Rus istihbaratı ve yer altı dünyasının, gizli tarikatların iç içe geçtiği heyecan dolu olaylar eklenir. Uluslararası bir hesaplaşmanın tam ortasında kendisini bulur Adnan ve ailesi. Onca serüvenin arasında, aşk da kendisine yer bulacak. İnsanın nefes aldığı her yerde aşk vardır. Bu aşk bir insana, paraya ya da güce yönelmiş olsa da aşktır. En tehlikeli aşk güce ve iktidara duyulan aşktır. Hayatın ve aşkın kanunlarının zorlandığı bir hikaye sizi bekliyor. Nefesinizi tutup okumaya başlayın, filmi izlemiş olacaksınız.

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Masum & Bir Metafizik Gerçeklik Öyküsü İndir

Masum & Bir Metafizik Gerçeklik Öyküsü
Bir Metafizik Gerçeklik Öyküsü
Özel seçilmiş bir adam büyük bir acı ile imtihan ediliyor. Savrulmuş bir hayat büyük bir vazgeçmişlik, tertemiz bir yürek. Yeniden büyük bir imtihan ile karşı karşıya. Gökten gelen bir masumu korumak zorunda. Bütün dünyanın ele geçirmeye çalıştığı bir masum. Bir tek koruyan O. Herkes düşman , herkes onların peşinde. Dehşet verici ibretlik bir final. Masumiyetin öyküsü.

Uçurtmayı Vurmasınlar (Ciltsiz) İndir

Uçurtmayı Vurmasınlar (Ciltsiz)
1984 yılının bir Haziran öğlesonrası, demir kapı beni dışarı kapayıp Barış’ın çığlıkları içerde kaldığında, gün olup onun sesinin bunca çok insana ulaşacağı hiç aklıma gelmemişti. Barış’la ilgili anıları kağıda dökmeyi düşünmediğimden değil, kağıda dökülü sözün okuma alışkanlığı olan sınırlı kişiye bile çoğu kez iletilemediğini sezmemden. Beyazperde Barış’ın mırıl mırıl sesini yükseltiverince Uçurtmayı Vurmasınlar için yeni bir basım şansı doğdu. Ak kağıt üzerindeki kara yazılar herkese kendi düşlerini üretmenin ipucunu verdiklerinden midir nedir, resimlenmiş düşlerden daha renkli olabiliyorlar. Bir çocuğun gözlerinden duvarları kendi düşlerinde sorgulama olanağını daha fazla okura sunabilmek, filmin armağanı. Kitabın bu nedenle beyazperdeye gönül borcu var.
-Feride Çiçekoğlu-

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Sonbahar İndir

Sonbahar
“Özcan Alper’in Sonbahar’ı gerek anlatısal gerek görsel yönden bütün yalınlığına rağmen katman katman açılabilen bir film. O ‘ölüm ve aşka dair bir film’ olarak tanımlıyor Sonbahar’ı, bütün alçakgönüllülüğüyle. Sonbahar hem Çehovyen bir drama hem doksanlı yılların kayıp kuşağına yakılan bir ağıt…” Alin Taşçıyan “Şimdi de Özcan Alper’in Sonbahar’ında Yusuf susuyor. Ölüm orucuna yattığı hücresinden çıktıktan sonra her tarafın hücreye dönmüş olduğunu görmenin mutsuzluğuyla, ‘Sosyalizm uğruna onca yıl hapis mi yattın, yazık sana’ diyen bir Gürcü kızının hayal kırıklığıyla, bir söz orucuna yatıyor bu kez de… Bir tek ırmaklara haykırıyor isyanını; ki o da yankı vermiyor. 80’lerle başlayan ölümcül sessizliğin, sinemadaki sedası bu suskunluk…” Can Dündar   “Sonbahar, genç bir yönetmenin ilk filmi. Şaşırtıcı yanı, bu kadar pişmiş, bu kadar bütünlüklü bir sinema diline sahip olmasının yanı sıra yaratıcısının imzasını daha şimdiden tanınır kılan şiiri.” Yıldırım Türker   Kitapta filmin senaryosunun yanı sıra yönetmenle yapılmış iki söyleşi, film üzerine yazılmış yazılar ve ayrıntılı bir kaynakça da yer alıyor.

Yahşi Batı Senaryo İndir

Yahşi Batı Senaryo
‘Bizi, bize en iyi anlatan adam’ konumundaki Cem Yılmaz, “Yahşi Batı”da bu özelliğini ‘Aslan Cinotri’lerin topraklarında bir kez daha inşa ediyor. Filmin genel iskeletine göz atıldığında da esprilerin çoğu, bu kez Türk olmanın, Batı (ama daha çok da Western) alemindeki çelişkileri üzerine kurulmuş. Matbaanın geç gelmesinden “Bizi dört karılı biliyorlar ama kimse ‘Yedi Kocalı Hürmüz’den bahsetmiyor”a uzanan halkada, Yılmaz bütün zekâsını ve ‘ince görme’ yeteneğini konuşturmuş. Arada da mesela Şerif Lloyd’un hem kanun adamı hem de papaz olmasından mütevellit, kişiliğine yönelik ‘din ve devlet işlerini ayırması’ yönündeki uyarı türünden ‘hınzırlık’lar da var.

Kızılderili alemlerindeki ‘Barış Çubuğu Partisi’ sahnesi ise mükemmel. Ayrıca Aziz Bey’in Suzan’a yazdığı sahne de, “G.O.R.A.”daki Brad Pitt’i överek başlanıp ama sonuçta Rasim Öztekin yüzünden nihayete erdirelemeyen sahne kadar hem başarılı hem de sonuç bakımından (bu kez öpüyor) daha bir ‘sonuç verici’.

Binaenaleyh, “Yahşi Batı”, Cem Yılmaz’ın sinema serüveni içinde o kıvrak zekâsını, gözlemciliğini ve çelişkilerimizi yüzümüze vuruculuğunu bir kez daha kanıtlıyor. Senaryosu, rejisi ve oyunculuklarıyla…

Uğur Vardan

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı İndir

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı
Mahallenin Muhtarları dizisi Maltepe’deki Beşçeşmeler meydanında çekiliyordu. O zamanlar o küçük meydan içkili restoranlar ve birahaneler ile doluydu. Ben de o sıralar Olacak O Kadar, Zeki Metince, Durum Bundan İbaret gibi skeçlerden oluşan programlar yazıyordum. Her gün onlarca skeç bulmam gerekiyordu.Genellikle de Beşçeşmeler’de ki birahanelerden birine gider orada etrafı ve insanları izleyerek skeç bulmaya çalışırdım.
Bir keresinde karşıma biri oturdu. Oldukça sarhoştu. Sarhoş muhabbetini hiç sevmediğim için benimle sohbete başlamadan kalkmaya çalıştım ama başaramadım. Hemen “nerelisin hemşerim” diye girdi muhabbete. Yakalanmıştım artık, bir iki bira da onunla içmek zorundaydım. Mevcut her türlü gereksiz ve abuk mevzuyu geçtikten sonra adam “ne iş yapıyon sen abi?” dedi. Yazar olduğumu anlatmaya çalıştım. Belli ki adama yabancı bir iş kolu idi bu. Ne kadar kazandığımı sordu, ben de kazandığımın dörtte birini filan söyledim ki kendi kazancı ona çok az görünmesin. Rakkamı duyunca adam şaşırdı, yüzüme baktı ve ağzından o müthiş laf çıktı “vay beee iyi para valla, ben de yazayım be abi”…
Bu karşılaştığım benzer durumlardan sadece biri. 20 yılı aşkın yazarlık hayatımda en sık duyduğum sözlerden biridir “ben de yazayım be abi”… Zaten bizim milletimiz bir siyasetten, bir futboldan bir de yazarlıktan anlar. Her genç illaki bir miktar şiir yazmıştır, herkesin hayatı romandır. “Abi ben hayatımı anlatayım sana valla on tane dizi çıkar ha”..
Bunları hep yaşıyorum ama son bir olay bu kitabı yazmama neden oldu. Bir adam büromu aradı ve çok muhteşem bir senaryo yazdığını, bana okutup fikrimi almak istediğini söyledi. O kadar ısrarlı ve istekli idi ki kıramadım ve davet ettim. Ertesi gün gelince gözlerime inanamadım, adam 70 yaşında bir emekli idi, zorlukla yürüyordu. Elleri titriyordu ve eski bir fıkrayı titrek el yazısı ile bir kağıda yazmıştı senaryo diye.
O gün bu kitaba başladım. Belki sizin çevrenizde de ben illa yazacağım diyenler vardır, bu kitabı onlara hediye edersiniz. Hiç olmasın nasıl yazılacağı hakkında fikirleri olur.