Kategori arşivi: Konya

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi İndir

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi
Basın tarihini bilenler II. Meşrutiyetin 1908 yılında ilânına ayrı bir önem verirler. Çünkü getirilen serbestlik ortamında basın, hızlı bir gelişme dönemine girer. Gerek İstanbul’da, gerekse Anadolu’nun belli başlı kültür merkezlerinde çok yoğun bir basın hayatı yaşanmaya başlar. Peş peşe gazete ve dergiler çıkarılır, yeni yeni yazarlar /muharrirler ortaya çıkar. Bir önceki dönemden çok daha farklı konulara değinilir.
 
 Dergicilik alanında Konya’da da benzer durum görülür. Önce Bârika(1909) çıkar, onu Ufk-ı Âtî izler. Ne var ki bu dergiler çok yaşamaz. Yeterli okuyucu bulunamaz.  Çünkü bu dergilerde yazanlar kalem denemelerinin henüz başındaki genç insanlardır fakat edebiyata, felsefeye, toplum bilimlerine son derece meraklıdırlar. Onların bu merak ve hevesleri Şahâb’ın çıkmasına vesile olur. Şahâb şimdiye kadar ele geçmemiş bir dergidir ve ilk defa bu vesileyle yayımlanmıştır.  Bizce Konya’daki dergicilik tarihî bakımından son derece önemlidir. 

Belgelerle Protestan Misyonerlerin Konya’da Açtıkları Kurumlar ve Faaliyetleri İndir

Belgelerle Protestan Misyonerlerin Konya’da Açtıkları Kurumlar ve Faaliyetleri
Tarih boyunca Konya, gerek jeo-politik konumu, gerekse dini yapısı dolayısıyla dikkat çeken bir şehir ola gelmiştir. 1800’lü yıllardan itibaren Konya ile ilgilenmeye başlayan Amerikalı misyonerler, Konya’da önce bir okul daha sonra da hastane açmışlardır. Cumhuriyet’in ilk yılına değin devam eden bu süreç hakkında bilimsel esaslar dahilinde yapılmış çalışma sayısı yetersizdir.Elinizdeki kitap, bu eksikliği gidermek amacıyla hazırlanmıştır.
 

Geçmişten Günümüze Konya Ticaret Odası 1883-1999 (1-H-49) İndir

Konya’daki Selçuklu Yapılarının Osmanlı Devrinde Bakımı ve Kullanılması İndir

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi İndir

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi
Basın tarihini bilenler II. Meşrutiyetin 1908 yılında ilânına ayrı bir önem verirler. Çünkü getirilen serbestlik ortamında basın, hızlı bir gelişme dönemine girer. Gerek İstanbul’da, gerekse Anadolu’nun belli başlı kültür merkezlerinde çok yoğun bir basın hayatı yaşanmaya başlar. Peş peşe gazete ve dergiler çıkarılır, yeni yeni yazarlar /muharrirler ortaya çıkar. Bir önceki dönemden çok daha farklı konulara değinilir.
 
 Dergicilik alanında Konya’da da benzer durum görülür. Önce Bârika(1909) çıkar, onu Ufk-ı Âtî izler. Ne var ki bu dergiler çok yaşamaz. Yeterli okuyucu bulunamaz.  Çünkü bu dergilerde yazanlar kalem denemelerinin henüz başındaki genç insanlardır fakat edebiyata, felsefeye, toplum bilimlerine son derece meraklıdırlar. Onların bu merak ve hevesleri Şahâb’ın çıkmasına vesile olur. Şahâb şimdiye kadar ele geçmemiş bir dergidir ve ilk defa bu vesileyle yayımlanmıştır.  Bizce Konya’daki dergicilik tarihî bakımından son derece önemlidir. 

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi İndir

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi
Basın tarihini bilenler II. Meşrutiyetin 1908 yılında ilânına ayrı bir önem verirler. Çünkü getirilen serbestlik ortamında basın, hızlı bir gelişme dönemine girer. Gerek İstanbul’da, gerekse Anadolu’nun belli başlı kültür merkezlerinde çok yoğun bir basın hayatı yaşanmaya başlar. Peş peşe gazete ve dergiler çıkarılır, yeni yeni yazarlar /muharrirler ortaya çıkar. Bir önceki dönemden çok daha farklı konulara değinilir.
 
 Dergicilik alanında Konya’da da benzer durum görülür. Önce Bârika(1909) çıkar, onu Ufk-ı Âtî izler. Ne var ki bu dergiler çok yaşamaz. Yeterli okuyucu bulunamaz.  Çünkü bu dergilerde yazanlar kalem denemelerinin henüz başındaki genç insanlardır fakat edebiyata, felsefeye, toplum bilimlerine son derece meraklıdırlar. Onların bu merak ve hevesleri Şahâb’ın çıkmasına vesile olur. Şahâb şimdiye kadar ele geçmemiş bir dergidir ve ilk defa bu vesileyle yayımlanmıştır.  Bizce Konya’daki dergicilik tarihî bakımından son derece önemlidir. 

Ermeni Tehcirinde Konya İndir

Ermeni Tehcirinde Konya
Yüzlerce yıl Türk idareleri altında barış içinde yaşayan Ermeniler, büyük devletlerin emperyalist politikalarının sonucu olarak 19. Yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı Devleti’nde problem oluşturmaya başlamışlardır. Sun’î bir çaba ile bağımsızlık macerasına kapılıp hem kendi huzurlarını bozmuşlar hem de yaşadıkları devlet için asayiş ve güvenlik meselesi haline gelmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin düşmanlarıyla işbirliği yapıp ülke içinde ayaklanma çıkartıp masum insanlara yönelik katliâma girişince, devlet hem kendi kamu güvenliğini hem de Ermenilerin güvenliğini sağlamak için birtakım önlemler almıştır. Bu çerçevede Ermenileri ülkenin güneyine sevk etmiştir. Sevk bölgesi ve güzergahı olarak önemli merkezlerden birisi de Konya’dır. Yazar Prof.Dr. Ramazan Tosun, Ermenilerin sevk ve iskân edilmelerinin 100.yılında Konya’daki Ermeni hareketliliğini ortaya koymakla önemli bir boşluğu doldurmuştur. Konya’ya gelen Ermenilerin sayısı, yaşayışları ve buradan daha güneye intikallerine yönelik ortaya çıkarılan bulgular son derece önemlidir. Çalışmada özellikle mahallî bir bölge olarak Konya’daki Ermeni hareketliliğinin ortaya koymasıyla önemli bir boşluğu doldurduğu düşünülmektedir.

Konya’dan Esnaf Manzaraları İndir

Konya’dan Esnaf Manzaraları
Müslüm Amca yazıhanede bir şeyler aramaya başladı. Ben izliyordum. Birkaç yeri karıştırdıktan sonra aradığını buldu. Ortasından delinmiş 100 YTL’yi bana uzattı. “Bak bu parayı bana alışverişte verdiler, sahteymiş. Doğruluk dost kapısıdır. Haram lokma yedirmedim çocuklarıma. Kazancımda ve evimde bereket var. Doğruluktan ayrılmam. Bu para mesela… Sahte … İnsanlar korkmalı… Allah’tan da korkacak, kanundan da korkacak… Yoksa suçun arkası kesilmez… İnsanlar çalışmadan, gayret sarf etmeden kazanmaya itibar etmemeli. Helal kadar tatlısı yoktur… Ben hiç boş durmam. Tatil günlerinde bile evimizin bahçesinde çalışırım. Sabah namazını vaktinde kılarım. Hâlâ üzerime güneş doğmaz.“

Dünyaya gelmişim, yiyeceğim bir lokma ekmek.
Aman ne zormuş onu da temin etmek

Müslüm Amca’dan insani anlamda günümüz ile ilgili bir tahlil yapmasını istiyorum. Cevabı oldukça net oluyor: “ Geçmişlerde elbette saygı, sevgi vardı. Sevgi, şefkat kalkmış insanlarda. Kimse kimseyi sevmiyor, saymıyor. Ben sorayım sana… Sen memnun musun bugünden? Köye vardım köpekleri salmışlar, taşları bağlamışlar…” (Müslüm Canpolat ile yapılan görüşmeden)
Raşit Aker’in çalışması; günümüze kadar gelebilmiş, ama asla yarını olmayan mesleklerden bir kısmının fotoğrafını çekerken, yüreğimizdeki sızılar bu nedenle baş kaldırıyor. Yarına baktığımız zaman onlar belki olmayacak, ama biz biliyoruz ki, o ustaların “Eline, beline, diline sahip ol” düsturu gündelik hayatın içinde kaybolsa da, ne zaman geçmişimize dönüp bakma ihtiyacı hissettiğimizde; onların orada, o küçük ama bir evren kadar büyük dükkânlarında sevgiyle, saygıyla yaşadıklarını gördüğümüz zaman anlayacağız ki, yitip gidenler onlar değildiler; yitip gidenler bizler olacağız.
Muhannete muhtaç olmadan yaşamanın anahtarıdır bu insanlar, oysa şimdi anahtarlarımız dipsiz kuyuların içinde yaşam savaşı veriyorlar. Bize kalansa; tıpkı, kurumuş çeşmelerin suya çağrısı gibi bu insanları yeniden öğretileriyle, yaşam biçimleriyle hayatımıza davet etmektir. Biliyorum ki; onlardan öğreneceğimiz çok şey var; en başta da emeğe saygı…
Hâlâ bir şansımızın olduğunu düşünürken vaktin geçmediğini ve geçilip gidilmediğimizi umuyorum… Tahir Sakman

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi İndir

Şahab & II. Meşrutiyet Konya’sında Bir Dergi
Basın tarihini bilenler II. Meşrutiyetin 1908 yılında ilânına ayrı bir önem verirler. Çünkü getirilen serbestlik ortamında basın, hızlı bir gelişme dönemine girer. Gerek İstanbul’da, gerekse Anadolu’nun belli başlı kültür merkezlerinde çok yoğun bir basın hayatı yaşanmaya başlar. Peş peşe gazete ve dergiler çıkarılır, yeni yeni yazarlar /muharrirler ortaya çıkar. Bir önceki dönemden çok daha farklı konulara değinilir.
 
 Dergicilik alanında Konya’da da benzer durum görülür. Önce Bârika(1909) çıkar, onu Ufk-ı Âtî izler. Ne var ki bu dergiler çok yaşamaz. Yeterli okuyucu bulunamaz.  Çünkü bu dergilerde yazanlar kalem denemelerinin henüz başındaki genç insanlardır fakat edebiyata, felsefeye, toplum bilimlerine son derece meraklıdırlar. Onların bu merak ve hevesleri Şahâb’ın çıkmasına vesile olur. Şahâb şimdiye kadar ele geçmemiş bir dergidir ve ilk defa bu vesileyle yayımlanmıştır.  Bizce Konya’daki dergicilik tarihî bakımından son derece önemlidir.