Kategori arşivi: Sanat Tarihi

İmparatorluktan Portreler & Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu İndir

İmparatorluktan Portreler & Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu
İmparatorluktan Portreler sergisi işte bu zengin dünyanın özel bir kanadına ışık tutuyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı koleksiyonu’nu oluşturan Suna ve İnan Kıraç / Sevgi ve Erdoğan Gönül koleksiyonlarından seçilmiş altmışa yakın bir yapıt, bu sergide bizi Osmanlı dünyasının insanlarıyla, onların portre ve boy resimleriyle, kimi zaman çok tanıdık, kimi zaman çok tanıdık, kimi zaman çok uzak, neredeyse yabancı ‘fizyonomileriyle’ yüz yüze getiriyor. Çoğunlukla fotoğraf makinesi objektifinin henüz gözün yerine geçmediği, ressamların dünyaya bakma , onu okuma, yorumlama ve aktarma önceliğini henüz ellerinde tutukları bir zamanda yapılmış bu resimler, uzaklarda kalan bir çağın yokolmuş yüzlerini, şaşırtıcı bir gerçeklik ve canlılıkla günümüze taşıyor.

İmparatorluktan Portreler & Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu İndir

İmparatorluktan Portreler & Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu
İmparatorluktan Portreler sergisi işte bu zengin dünyanın özel bir kanadına ışık tutuyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı koleksiyonu’nu oluşturan Suna ve İnan Kıraç / Sevgi ve Erdoğan Gönül koleksiyonlarından seçilmiş altmışa yakın bir yapıt, bu sergide bizi Osmanlı dünyasının insanlarıyla, onların portre ve boy resimleriyle, kimi zaman çok tanıdık, kimi zaman çok tanıdık, kimi zaman çok uzak, neredeyse yabancı ‘fizyonomileriyle’ yüz yüze getiriyor. Çoğunlukla fotoğraf makinesi objektifinin henüz gözün yerine geçmediği, ressamların dünyaya bakma , onu okuma, yorumlama ve aktarma önceliğini henüz ellerinde tutukları bir zamanda yapılmış bu resimler, uzaklarda kalan bir çağın yokolmuş yüzlerini, şaşırtıcı bir gerçeklik ve canlılıkla günümüze taşıyor.

Antalya – Doğu Nekropol Kazısı Buluntular Hakkında Gözlemler (1992-1993) İndir

Antalya – Doğu Nekropol Kazısı Buluntular Hakkında Gözlemler (1992-1993)
Bergama Kralı II. Attalos; “Gidin, bana bu yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki, bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Öyle bir yer bulun ki, hiç kimse gözünü oradan ayıramasın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun.” diye emir vermişti akıncılarına.
M.Ö. 158’de, II Attalos’un adına izafeten Attaleia adıyla kurulan ve M. Kemal Atatürk’ün de ‘Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir” dediği bugünkü Antalya’nın Doğu Garajı Mevkii’nde 1992-93 yıllarında yapılan arkeolojik kazılarda açığa çıkarılan mezarlardan çok sayıda buluntu ele geçmiştir.
Bu kitabın konusunu oluşturan söz konusu mezarlar ve buluntular yardımıyla kentin M.Ö 3. yüzyıl başlarından itibaren 600 yıllık  tarihi biraz daha aydınlanmış, Attalos öncesi küçük bir yerleşime dair önemli bilgilere ulaşılmıştır.

İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı İndir

İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı
Güzellik odur ki, setre içre setredir; ağyara aşina olmaz. İlk elden yakayı ele vermez; bütün sırrını ifşa edip faş etmez onca güzelliğini. İstanbul da özündeki cevheri an be an türlü tevil “ol”uşlarla gözlere sürme gibi sürer de bir “hayret” ufkunda kilitler salikini. Başkanımızın tabiriyle bir “çeyiz sandığı” gibi gün be gün, asır be asır açar ziynetlerini, süslerini. her dem taze ve güzel görünür bu sebepten.

İstanbul’un 100 Mücevheri ve Sanatçısı, “Güzellikler imparatorluğunun başkenti” olan İstanbul’umuzun ilham verdiği takıları ve mücevherleri bir araya getirmesi bakımından İstanbul’un Yüzleri Projesi çerçevesinde siz değerli okura seyirlik bir “an” da armağan ediyor. Tarihsel değeri olanla koleksiyonda yer edenleri ve günümüzde kullanılanları bir araya getirmenin yanı sıra takı üslup ve isimleri üzerinden de bir başka envanter oluşturuyor

Bastırılmanın Geri Dönüşü & Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet İndir

Bastırılmanın Geri Dönüşü & Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet
“Tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli alanlarda eser vermiş kadınların ve eserlerinin görünür kılınması, bu eserlerin dönemleriyle hesaplaşma biçimlerinin keşfedilmesi, kadınların kendi hayatlarını yazmaları ya da kadınların hayatlarının yazılması feminist çalışmalar ve araştırmalar açısından önemli bir birikim oluşturur.
Yazın ve tiyatro yazını alanında yazan kadınların eserlerinin ve kendi hayat hikayelerinin tarihin derinliklerinden gün ışığına çıkarılması, eril tarihin görmezden geldiği bir geçmişin ortaya çıkması ve kalıcı kılınması, kadınların tarihte görünür olması, seslerinin duyulması, kendileri hakkında konuşması ve konuşulması, böylece kadınların kendi tarihlerini oluşturması anlamına gelir.
Meral Harmancı’nın bu kitabı, Osmanlı toplumunda yaşamış, Tanzimat’tan Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan tarihsel süreçte entelektüel, sanatsal ürünler vermiş ancak görünmez edilmiş, tarihe yazılmamış, günümüze bilgisi, birikimi aktarılmamış ya da çok sınırlı aktarılmış oyun yazarı feminist kadınların varlığını bize gösteriyor; oyun yazarı kadınların kendilerini, düşünce ve görüşlerini ve oyunlarını tarihte görünür kılıyor, tarihsel belleğin boşluğunu dolduruyor. Böylece kadınların görünmez tarihi, oyun yazarlığı açısından da görünür hale geliyor. Başka disiplinlerde yapılan benzer feminist çalışmaların yanında tiyatro alanında böyle bir çalışma ilk kez yapılırken, kitap, kadın tarihine ve tiyatro tarihimize yeni bir bilgi üretimi sağlaması açısından da çok değerli bir çalışma sunuyor.”
– Fakiye Özsoysal

Bir Öğretmenin Eskiz Defteri İndir

Bir Öğretmenin Eskiz Defteri
“Ressam Paul Klee kelimenin en yalın anlamıyla bir öğretmendi. “Öğretmek” terimi Gotik dilindeki “taiku-işaret” teriminden gelir. Öğretmenin görevi çoğunluğun fark etmediğini görmektir. O bir işaret okuyucudur. Walter Gropius, Alman Bauhaus’un müfredatını oluştururken öğretmen sözcüğünü en temel anlamıyla ele aldı. Bu okulda ders veren Kandinsky, Klee, Feininger, Moholy-Nagy, Schlemmer ve Albers imgeleri, yüzyıllardır süregelen edebî alegori geleneğinin gölgesinde kalmış olan köklü görsel ve yapısal bir düzenin işaretleri olarak ele aldılar. Bu yön verici topluluk içerisinde Paul Klee, doğa işaretlerini etüt etmede yeni yollar göstermeyi görev edindi.”

Ana Hatlarıyla Türk İslam Sanatları ve Estetiği İndir

Ana Hatlarıyla Türk İslam Sanatları ve Estetiği
Sanata bakış açısı, geçmişten günümüze oranla daha hoşgörülü olmakla birlikte, günümüz Müslümanlarının çok ta barışık olduğu söylenemez. Hatta dindar çevrelerin daha da soğuk olduğunu söyleyebiliriz. Bu problem eğitim ve öğretim alanında da gözle görülmektedir. Hatta sanat ve tarih adına konuşlanmış kurumlar bile bu konuyu es geçmektedir. Oysa “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur.” denmektedir.Ortaya konulan bu eser yukarıdaki problemleri bir nebzecik olsun hafifletmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte çalışmamızda din-sanat, İslam-sanat ilişkilerine değinilmekte, birey ve toplum hayatında sanatın taşıdığı öneme vurgular yapılmaktadır.Sanatı sevdirmek ve daha geniş kitlelere hitap etmek yayınevimizin başlıca hedeflerindendir.

Bastırılmanın Geri Dönüşü & Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet İndir

Bastırılmanın Geri Dönüşü & Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet
“Tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli alanlarda eser vermiş kadınların ve eserlerinin görünür kılınması, bu eserlerin dönemleriyle hesaplaşma biçimlerinin keşfedilmesi, kadınların kendi hayatlarını yazmaları ya da kadınların hayatlarının yazılması feminist çalışmalar ve araştırmalar açısından önemli bir birikim oluşturur.
Yazın ve tiyatro yazını alanında yazan kadınların eserlerinin ve kendi hayat hikayelerinin tarihin derinliklerinden gün ışığına çıkarılması, eril tarihin görmezden geldiği bir geçmişin ortaya çıkması ve kalıcı kılınması, kadınların tarihte görünür olması, seslerinin duyulması, kendileri hakkında konuşması ve konuşulması, böylece kadınların kendi tarihlerini oluşturması anlamına gelir.
Meral Harmancı’nın bu kitabı, Osmanlı toplumunda yaşamış, Tanzimat’tan Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan tarihsel süreçte entelektüel, sanatsal ürünler vermiş ancak görünmez edilmiş, tarihe yazılmamış, günümüze bilgisi, birikimi aktarılmamış ya da çok sınırlı aktarılmış oyun yazarı feminist kadınların varlığını bize gösteriyor; oyun yazarı kadınların kendilerini, düşünce ve görüşlerini ve oyunlarını tarihte görünür kılıyor, tarihsel belleğin boşluğunu dolduruyor. Böylece kadınların görünmez tarihi, oyun yazarlığı açısından da görünür hale geliyor. Başka disiplinlerde yapılan benzer feminist çalışmaların yanında tiyatro alanında böyle bir çalışma ilk kez yapılırken, kitap, kadın tarihine ve tiyatro tarihimize yeni bir bilgi üretimi sağlaması açısından da çok değerli bir çalışma sunuyor.”
– Fakiye Özsoysal

Modern Sanatın Kısa Tarihi İndir

Modern Sanatın Kısa Tarihi

Günümüz sanatını yorumlamanın anahtarı, “modernizm” gibi kapsamlı bir kavramın tarihsel ve sanatsal arka planını anlamaktan geçiyor. Sanat tarihçisi, yazar ve akademisyen E.Osman Erden’in yazdığı Modern Sanatın Kısa Tarihi, 19. yüzyılın ikinci yarısından 20.Yüzyılın ortalarına kadar sanat tarihinin “temel öğesi” olan modernizme ilişkin bütünlüklü bir çerçeve sunuyor. Batı sanatında modern kabul edilen eserlerden ve modernist sanatçıların kuramsal çalışmalarından örnekler içeren kitap, sanatsal-kültürel bağlamda modernizmle ilgili sorulara anlaşılır bir dille yanıt veriyor. Erden’in kronolojik bir akışla kalema aldığı metin, okurun bahsedilen dönemlerin ruhunu hissetmesini sağlıyor. Yazarın seçtiği görseller ise yalnızca metni zenginleştirmekle kalmıyor: okura bir esere nasıl bakılacağına ilişkin ipuçları da veriyor.
İzlenimcilik, Ard-İzlenimcilik, Fovizm, Dışavurumculuk, Kübizm, Fütürizm, Konstrüktivizm, Dadaizm, Gerçeküstücülük gibi sanat akımlarının ayrı başlıklar halinde ele alındığı kitapta, 1848 Devrimleri, 20.yüzyılın başında Paris’teki sanat ortamı, iki dünya savaşı sırasında ve sonrasında Avrupa’daki, Rusya’daki, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sosyokültürel iklim hakkında da bilgi aktarılıyor.
Modern Sanatın Kısa Tarihi, yüz yıldan uzun bir döneme yayılan, sanatsal bakımdan son derece üretken ve verimli bir süreci mercek altına alıyor. Yazar E. Osman Erden, okurun, sanat akımlarının giderek çeşitlendiği 20.yüzyılın çetrefilli yollarında kaybolmadan ilerlemesini sağlıyor.