Kategori arşivi: Portekizce

Ophelia’ya Mektuplar İndir

Ophelia’ya Mektuplar
Portekizli şair ve yazar Fernando Pessoa’nın nişanlısına yazdığı mektuplar onun sevgisine tanıklık etmenin yanı sıra gizlerini de açıyor.

Ophélia’ya Mektuplar, Pessoa’nın özellikle yalnızlığını, kırgınlıklarını, sıkıntılarını, acılarını, kıskançlıklarını, ileriye dönük düşüncelerini sergiliyor.

Kırmızı Papağan İndir

Kırmızı Papağan
Yazar, bu romanıyla, günümüze dek süregelen Kızılderili sorunlarını, onların gizemli yaşamlarını, ‘garimperio’ adı verilen maden arayıcılarının çalışmalarını, yağmur ormanlarında avlanan ırmak avcılarını, kısacası, Kızılderili gerçeğini, o yörelerden uzakta yaşayan Brezilyalılara ve bütün dünyaya duyurmayı amaçlamıştır.

Akra’da Bulunan Elyazması İndir

Akra’da Bulunan Elyazması
Düşman onlardan çok daha üstün, ertesi sabah saldırıya geçecekti.
Halkın çoğunluğu, yenileceklerini bildiği halde, şehirde kalmayı seçti.
O akşam, her yaştan kadınlı erkekli bir grup, Kıpti dedikleri Yunanlı’yı dinlemek için meydanda toplandı.
Kıpti, hiçbir dine mensup değildi; sadece bütün duyduklarını, yarına aktarabilmek için aklında tutmuştu.
Kıpti, yalnızca içinde bulunduğu âna ve Moira denen varlığa inanırdı.

Yarından itibaren şu anda ahenk olarak gördüğümüz şey ahenksizliğe dönüşecek. Mutluluğun yerini matem alacak,” dedi Kıpti.
“Şehrimizi talan edebilirler, ama burada öğrendiklerimizi silemezler. İşte bu yüzden ilmimizin surlarımız, evlerimiz ve sokaklarımızla aynı kaderi paylaşmasına izin veremeyiz… Peki ilim derken neyi kastediyorum?
İlimle, gündelik yaşamın karşımıza çıkardığı zorlukların üstesinden gelerek hayatta kalmamızı sağlayan şeyi kastediyorum.
Yarın bize neler olacağını kimse bilemez… Çünkü her günün iyisi ve kötüsü aynı gün içinde olup biter. Öyleyse dışarıdaki askerleri ve içinizdeki korkuyu unutun…
Bizler şimdi, gündelik yaşamımızdan, yüzleşmek zorunda kaldığımız güçlüklerden bahsedeceğiz,” dedi Kıpti.
Ve sevgiyi, kaybı, yenilgiyi, yalnızlığı sordular ona. Korkuyu, sadakati, cinselliği, geleceği ve kaderi; ona kendilerini nasıl bulacaklarını sordular. Hayatın içinden gelen, cevapları binyıllar boyu değişmeden kalan soruları sordular ona.

Düşmanları beklerken, halk bir meydanda toplandı ve sordu.
Ve Kıpti, onlara cevap verdi.

Kana Bulanmış Sakal İndir

Kana Bulanmış Sakal
Buraya kim gelse aynı şeyi söyler, diyor kadın tatlılıkla. Tek istediğim deniz kenarında yaşamak. Tek istediğim sörf yapmak. Tek istediğim düşüncelerimle baş başa kalmak. Tek istediğim doğanın tadını çıkarmak. Tek istediğim kitap yazmak. Tek istediğim balık tutmak. Tek istediğim bir kızı unutmak. Tek istediğim hayatımın aşkıyla karşılaşmak. Tek istediğim yalnız kalmak. Tek istediğim huzur bulmak. Tek istediğim her şeye en baştan başlamak.

Kış gelirken Brezilya’nın güneyindeki bir sahil kasabasına yerleşen isimsiz bir adam. Seneler önce aynı yerde ölen dedesinin ardındaki gizemi kurcaladıkça çehresi değişen kasabalılar. Kendi geçmişlerinden kaçtıkça özlerine yaklaşan insanlar.

2012’de Granta’nın En İyi Brezilyalı Genç Romancılar arasında gösterdiği Daniel Galera’nın gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı Kana Bulanmış Sakal; insanlara, hayvanlara ve içgüdülere dair bir roman.

Kelebeklerin Yazı İndir

Kelebeklerin Yazı
“Bu yazarın geleceği çok parlak. Yazdıkları pek çok şey vaat ediyor, bunların bir kısmına zaten ulaşmış.” JOSÉ SARAMAGO “Sürükleyici bir hikâye, zarif bir üslup. Kelebeklerin Yazı, bu yılın en büyüleyici romanı.” ELLE Kelebeklerin Yazı derin duygular ve yoğun tutkular üzerine sürükleyici, şiirsel bir roman. Brezilya’nın genç kuşak romancıları arasında başı çekenlerden olan Adriana Lisboa, romanında Rio de Janeiro’da yaşayan varlıklı bir aileyi kuşatan bir dramı işliyor. Ailenin büyük kızı Clarice, genç yaşta evden ayrılmak zorunda kalır, kardeşi Maria Inês ile uzun bir ayrılığın ardından yıllar sonra tekrar buluşur. Kişilikleri çok farklı olan bu iki kardeş, birbirlerine hem yakınlaşır hem de –paylaştıkları sır yüzünden– uzaklaşırlar; romantik çocukluk anıları ile –Clarice’in de evden uzaklaşmasına neden olan– travmaların ezici yükü arasında gidip gelirken uçurumun kenarında var olmaya, kendilerini kurtarmaya çabalarlar. Bir aile dramının çevresinde dokunan çeşitli aşk hikâyeleri ise anıların ve söylenmeden kalanların gölgesinden kurtulamaz. Sonunda iki kardeşin yüz yüze gelmek zorunda oldukları hesaplaşmada ise kazananın ve kaybedenin kim olduğu belli değildir. Kumaşını ilmek ilmek dokuyan, şaşırtıcı gerçekleri sonlara saklayan Kelebeklerin Yazı, anlatılanlarla değil, anlatılmayanlarla çarpıyor okuru.

Japon Sarayı İndir

Japon Sarayı
Ressam Pedro, yalnız bir insandır. Ucuz bir pansiyon odasında kalmakta, kirasını bile güçlükle ödemektedir. O gün yine çocukluk hayâllerine dalarak sokağa çıkar; her zaman yaptığı gibi, ortası havuzlu büyük alana gider; her zaman ki kanepesine oturur; kuşları, ağaçları, oynayan çocukları izler. Başarısız bir ressam olduğuna inanmaktadır. Bir ara yanına bir yabancının oturduğunu fark eder. Japon giysileri içinde çekik gözlü biridir gelen. Konuşurlar. Kimdir bu yabancı? Onu hayal dünyasının enginlerine götürecek bir esin perisi midir, yoksa çocukluğunun anılarına sürükleyecek bir garip uyarıcı mı? Jose Mauro de Vasconcelos, gençler için yazdığı Japon Sarayı’nda, bir yaratıcının hayâl dünyasını, masalsı görüntüler içinde, yaşamın ve hayâllerin bütün renkleriyle süsleyerek çiziyor.

Baltasar ile Blimunda İndir

Baltasar ile Blimunda
18. yu¨zyılda, savaşların ve salgın hastalıkların sarstığı Portekiz’de geçen Baltasar ile Blimunda’da, Nobel ödu¨llu¨ yazar José Saramago, etkileyici bir aşkı anlatırken tarihsel gerçeklerle dokunmuş iki farklı hikâyeyi de romana ustalıkla katıyor: Bekledikleri veliahtın doğumunu kutlamak için manastır inşa ettiren kraliyet ailesi; insanın uçmasını sağlayacak ilk aleti, Passarola’yı yapmaya çalışan Peder Bartolomeu; ve iki âşık: sol kolunu savaşta kaybeden Baltasar ile sıradan insanların göremediklerini görebilen, annesi cadı diye engizisyon tarafından yakılan gu¨zel Blimunda. İktidarın projesi olan Mafra Manastırı ile insan iradesinin projesi olan Passarola da romanın iki önemli kahramanı olarak öne çıkıyor. Deha ile çılgınlık arasındaki ince çizgiyi gösteren ve gerçek olayları bu¨yu¨lu¨ bir anlatımın içinde yoğuran Baltasar ile Blimunda, zekâ ve heyecan dolu, unutulmaz bir başyapıt. José Saramago, ustalıklı kurgusu, yoğun ironisi ve karakterlerinin felsefi sorgulamalarıyla, okurlarına bir şölen hazırlamış. Işık Ergu¨den’in usta işi çevirisiyle.

Süleyman’ın Anahtarı İndir

Süleyman’ın Anahtarı
“RAB hileli teraziden iğrenir, Hilesiz tartıdansa hoşnut kalır. Küstahlığın ardından utanç gelir Ama bilgelik alçakgönüllülerdedir.”  Hz. Süleyman İsviçre, CERN… Tanrı Parçacığı’nı arayan bilim adamları, CIA’in Bilim ve Teknoloji Müdürü Frank Bellamy’nin cansız bedenini bulurlar. Cesedin elinde, anahtarın Tomás Noronha olduğunu söyleyen bir not vardır.  Portekiz, Lizbon Yeni Üniversitesi… Tarihçi Noronha artık CIA’in bir numaralı hedefidir. Dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatının kendisini öldürmek istediğini anlayan Tomás Noronha eğer hayatta kalmak istiyorsa Frank Bellamy’nin ölümünün ardındaki gizemi çözüp masumiyetini kanıtlamalı ve çok gizli bir proje olan Kuantum Gözü’nün yerini bulmalıdır. Bu doludizgin arayışta başta Einstein ile onun karşıtları olmak üzere yirminci yüzyılın bütün büyük fizikçileri bir araya gelecek ve Tomás Noronha’ya zihin, madde ve varoluşun gizemi arasındaki şaşırtıcı bağlantıları ortaya çıkarmasında yardım edecektir. Ruh var mıdır? Ölümden sonra hayat var mıdır? Gerçeklik nedir? Tanrı’nın Formülü’nde Tanrı’nın varlığına dair bilimsel ispatların peşinde olan José Rodrigues dos Santos bu devam romanında da gerçeklik, evren ve bilinç üzerinden kuantum fiziğinin en derinlerine dalmaktan çekinmiyor. “Türün ustasından yeni bir şaheser. İnsanoğlunun en büyük gizemlerinden biri olan varoluşa dair ufuk açıcı bir anlatı. ‘Neden varız?’ bu romanın temel sorusu.” Le Quotidien du Luxembourg “José Rodrigues dos Santos okuyucusunun karşısına yeni bir sürükleyici macerayla çıkıyor. Felsefe, bilim ve din yeniden bir arada. Okumaya başlayınca durmak istemeyeceksiniz.” Nice Matin “Etkileyici bir dille yazılmış son derece sürükleyici bir roman olan Süleyman’ın Anahtarı okuyucularını insanlık tarihinin en büyük gizemlerinin cevaplarından da öteye götürüyor. José Rodrigues dos Santos her zamanki gibi en karmaşık felsefi ve bilimsel fikirleri, gerçek teorilerle son derece açık bir şekilde anlatıyor.” Le Courrier Français “José Rodrigues dos Santos çağımızın en usta macera yazarlarından biri. Süleyman’ın Anahtarı bilimsel gizemleri herkesin anlayabileceği bir dille gözler önüne seriyor.” Metro “Ezoterik ve mükemmel… Bilgi dolu ve başarılı bu romanın temelinde elbette ki sadece gerçek bilimsel teoriler var.” Figaro Magazine “José Rodrigues dos Santos bir kez daha ne kadar başarılı bir macera yazarı olduğunu kanıtlıyor. Romanını kurgunun ötesine taşıyıp zihin, madde ve varoluşun gizemi arasındaki şaşırtıcı bağlantıları ortaya çıkaran gerçek bilimsel bilgilerle donatıyor.” Ouest France

Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu İndir

Hiçbir Şey İstememenin Mutluluğu
Anlaşılmayı her zaman reddettim.
Anlaşılmak kendini satmaktır.

Âşık olmak yalnızlıktan usanmaktır;
bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir.

Geçmişim, olamadığım her şeydir.

Hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum.

Japon çay fincanlarımdan birisi kırıldığında, gerçek nedenin bir hizmetçinin özensiz ellerinin değil o porselenin kıvrımlarına yerleşen desenlerin kaygıları olduğunu düşünürüm.

Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor İndir

Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor
Yirminci yüzyılın hiç şüphesiz en özgün yazarlarından biri, şiirden öyküye, tiyatro oyunundan düşünce metnine dek edebiyatın her alanında binlerce sayfalık eserleri ve sayısız farklı kişiliği kısa yaşamına sığdırmış olan Portekizli yazar Fernando Pessoa’dır.
Pessoa, neredeyse okuma yazma öğrendiği andan ölümüne dek tuttuğu günlüklerle, sayısız not ve elyazmasıyla kendi yaşamını da bir sanat eserine dönüştürmüş ender yazarlardan biridir. Kendi deyimiyle “olaysız” bu yaşamöyküsü, derin ruhsal çalkantılarla dolu, sanatın, edebiyatın ve düşüncenin her alanına müdahaleleriyle şekillenmiş, başlı başına bir yaratı olmayı amaçlamış bir yaşamın öyküsüdür.

Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor, yazarın günlüklerinden, notlarından, mektuplarından oluşan, hayali ve gerçek kişilikleriyle kurguladığı metin parçacıklarıyla süslenmiş bir özyaşamöyküsü olarak bize Pessoa’nın dönemlerini, kişiliğini, dünyasını tüm açıklığıyla sunmaktadır.

Pessoa’nın evrenine giriş niteliğiyle biraraya getirdiğimiz bu metinleri, henüz Portekizcede bile tamamlanmamış külliyatına bir hazırlık değeri taşıdığı ve Pessoa’nın Türkçede alımlanmasına hizmet edeceği inancıyla yayımlıyoruz.