Kategori arşivi: Kürtçe

Dicle’nin Sürgünleri/Dicle’nin Sesi 2 İndir

Dicle’nin Sürgünleri/Dicle’nin Sesi 2
Unutulmuşların sesi, ikinci bölümde sürgünlerin, kaybedenlerin, bin yıllık topraklarından koparılıp atılan bütün kavimlerin hikayesine dönüşüyor. Herkesin barış içinde yaşadığı Mezopotamya toprakları kanla sulanıyor. Bedirhaniler yeniliyor, isyancılar her biri dünyanın başka bir kıyısına sürgün ediliyor ya da öldürülüyor. Mir, önce İstanbul’a, sonra Girit’e ve Şam’a sürgün edilimiştir ve orada yoksulluk içinde hayat mücadelesi vermektedir. Dengbêj Biro ve Esther de ardı sıra. Büyük umutlar sürgünle, göçle yeniden tarihin sayfalarına gömülüyor.

Kader Kuyusu (Cep Boy) İndir

Kader Kuyusu (Cep Boy)
Ölümlerle başlayan hayatlar ve yazgılarına yenilen, sürgün edilen, farklı kültürler içinde şekillenen, parçalanan kozmopolit Kürt aydınları…

Kürtlerin en önemli aydınlarından Celadet Bedirhan’ın İstanbul’daki elit yaşamından, sürgün yıllarına, ardından Şam’a yerleşmesine ve yine yoksulluk içindeki ölüm yıllarına dek uzun bir dönemi kapsayan “Kader Kuyusu” bir yandan da dönemi, dünya savaşını, özgürlük mücadelesini, yenilgileri, yalnızlığı ve yaşanan çaresizlikleri de anlatmaktadır.

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri & Enfalden Kurtulan Kadınlar İndir

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri & Enfalden Kurtulan Kadınlar
Irak yönetimi, Şubat ve Eylül 1988 tarihleri arasında 2000’den fazla Kürt köyünü yıktı, onbinlerce kişiyi öldürdü ve çok daha fazla sayıda insanı zorla yerinden etti. Bu harekat, “savaş ganimeti” anlamına gelen Enfal kelimesiyle adlandırıldı. Operasyondan kurtulanlara göre Enfal Eylül’de bitmedi: Felaketin sonrasında yaşananlar yani gaz saldırıları, zorla kaybetmeler ve kamplardaki yaşam da Enfal hikâyesinin bir parçasını oluşturuyor.
Bu kitapta, Kürt kadınlarının Enfal sırasında yaşadıkları şiddet, yıkım, sevdiklerinin zorla kaybedilmesi ve kendilerinin hapsedilmesi gibi tecrübeler incelenmektedir. Kitapta, kadınların soykırımdan sonra hayatta kalmak için başvurdukları stratejiler ele alınmaktadır. Choman Hardi, kadınların kendi tanıklıklarını bir araya getirip aydınlatarak aşırı politize edilmiş, basitleştirilmiş ve milliyetçilikle bezenmiş hâlihazırdaki söylemin aksine Enfal söylemini yeniden inşa ediyor. Hardi, cinsel şiddetin kurbanı olmalarına rağmen sorumlu tutuldukları için kadınların ataerkil toplum içindeki cinsel istismar ve tecavüz konularında sessiz kalmaları meselesini de tartışıyor.
Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri, Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı yürüttüğü savaşla ilgili değerli ve ikna edici bir kaynak. Dr. Hardi’nin titiz çalışması, az araştırılmış bu meseleyi anlaşılır ve itidalli bir şekilde açıklığa kavuşturuyor. Hardi’nin hadiselere hakim olması ve hayatta kalanların anlatılarını analiz ediş biçimi kitabı ilgi çekici kılıyor. Toplumsal cinsiyet ve soykırımla ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap.
Dış dünya ve uluslararası toplum tarafından kendi kaderine terkedilen bu kadınların hafızaları, perişanlığın haykırışıdır. Bu kitap; birçok kişinin kaderi için karar verecek güce sahip olanların işledikleri cinayetler, eziyetler ve illegal, korkunç eylemleri hakkında bir çalışmadır. Bu hikâyeleri okuyan ve dinleyen bizler onlardan çok şey öğreneceğimiz gibi onların şu anki acil ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için de elimizden geleni yapmalıyız.

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde (Cep Boy) İndir

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde (Cep Boy)
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile
ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan.
Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar. Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür.
Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk…

Lehi İndir

Lehi
“Parçalanmış kişiliğimi bulmak ve ona yeniden bir haysiyet kazandırmak için çok uğraşıyordum. Sadece bedenim değil ruhum da kirlenmişti. Bazen banyoya giriyor, yıkandıkça yıkanıyordum. Bazen saatlerce keseleniyordum, vücudum kıpkırmızı kesiliyor, kanıyordu, yinede kendimi temizlenmiş hissetmiyordum. Bazen temizlenmek için derimin yüzülmesi gerek diye düşünüyordum. Bazen sıkıntılarımdan kurtulmak için duvarları yumrukluyor, bazen de kafamı duvarlara vuruyordum.

Bazen kendi kendime konuşuyordum, bazense durup dururken gözlerimden yaşlar boşalıyordu. Bazen de onca karanlık içinde aniden bir kıvılcım çakıyor, o kıvılcım özgürlüğe giden yolumu aydınlatıyordu.” Kürtçenin en çok okunan yazarlarından Fırat Cewerî, Birini Öldüreceğinim devamı olan Lehî’ûe değerlerin zulüm ve baskı karşısında yok olduğu, insani duyguların köreldiği bir ortamda, yazgısına boyun eğen insanların, katilken bile maktul olanların hikayesini anlatmaya devam ediyor.

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep boy) İndir

Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep boy)
Aşka en çok çaresizlerin mi ihtiyacı vardır?

İki çaresiz, yalnız, eksik ve kırgın yürek aynı topraktan olmalarına rağmen yazgılarına yenik düşüp, farklı cephelerde yer alır.
Baz devletin derinliklerinde, yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutan, Kevok, üniversiteyi bırakıp sevdiğinin ardı sıra dağları mekan tutan idealist bir genç kız.
Ve bununla birlikte akıp giden, bir halkın makus talihi ve gelecek işaretleri. Yazgıları, onları en umulmadık zamanda buluşturup ölüme yolcu eder.

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri & Enfalden Kurtulan Kadınlar İndir

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri & Enfalden Kurtulan Kadınlar
Irak yönetimi, Şubat ve Eylül 1988 tarihleri arasında 2000’den fazla Kürt köyünü yıktı, onbinlerce kişiyi öldürdü ve çok daha fazla sayıda insanı zorla yerinden etti. Bu harekat, “savaş ganimeti” anlamına gelen Enfal kelimesiyle adlandırıldı. Operasyondan kurtulanlara göre Enfal Eylül’de bitmedi: Felaketin sonrasında yaşananlar yani gaz saldırıları, zorla kaybetmeler ve kamplardaki yaşam da Enfal hikâyesinin bir parçasını oluşturuyor.
Bu kitapta, Kürt kadınlarının Enfal sırasında yaşadıkları şiddet, yıkım, sevdiklerinin zorla kaybedilmesi ve kendilerinin hapsedilmesi gibi tecrübeler incelenmektedir. Kitapta, kadınların soykırımdan sonra hayatta kalmak için başvurdukları stratejiler ele alınmaktadır. Choman Hardi, kadınların kendi tanıklıklarını bir araya getirip aydınlatarak aşırı politize edilmiş, basitleştirilmiş ve milliyetçilikle bezenmiş hâlihazırdaki söylemin aksine Enfal söylemini yeniden inşa ediyor. Hardi, cinsel şiddetin kurbanı olmalarına rağmen sorumlu tutuldukları için kadınların ataerkil toplum içindeki cinsel istismar ve tecavüz konularında sessiz kalmaları meselesini de tartışıyor.
Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri, Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı yürüttüğü savaşla ilgili değerli ve ikna edici bir kaynak. Dr. Hardi’nin titiz çalışması, az araştırılmış bu meseleyi anlaşılır ve itidalli bir şekilde açıklığa kavuşturuyor. Hardi’nin hadiselere hakim olması ve hayatta kalanların anlatılarını analiz ediş biçimi kitabı ilgi çekici kılıyor. Toplumsal cinsiyet ve soykırımla ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap.
Dış dünya ve uluslararası toplum tarafından kendi kaderine terkedilen bu kadınların hafızaları, perişanlığın haykırışıdır. Bu kitap; birçok kişinin kaderi için karar verecek güce sahip olanların işledikleri cinayetler, eziyetler ve illegal, korkunç eylemleri hakkında bir çalışmadır. Bu hikâyeleri okuyan ve dinleyen bizler onlardan çok şey öğreneceğimiz gibi onların şu anki acil ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için de elimizden geleni yapmalıyız.

Birini Öldüreceğim İndir

Birini Öldüreceğim
“Birazdan öldüreceğim kişiyi ben affetmesem de Tanrı affedecek. Çünkü öldürüleceğini bilmiyor. Belki de bugün, hiç ölmeyecekmiş gibi geleceğe dair planlar yapıyordur. Belki de şu anda mutludur, dertten, tasadan uzaktır. Şu yanımdaki masada oturan âşıklardan biri de olabilir. Belki de eski bir arkadaşıma rastlarım, tokalaştıktan sonra birbirimize sarılabilir, hal hatır sorup eski günleri yâd eder, sonra da bıçağımı iki kez saplayıp onu tekrar kucaklayabilirim.”

Kürtçenin en çok okunan yazarlarından Fırat Ceweri, köklerini ararken yaralanmış, geriye dönmek isterken bugününden kopmuş insanların, katilken bile maktul olanların hikayesini anlatıyor.

Güneyden Şiir Yağmuru (Karton Kapak) İndir

Güneyden Şiir Yağmuru (Karton Kapak)
Rüzgar dudakları üzerinde gördüğünüz o ney,
Benim sevgimin sarılı endişesidir,
Acılardan delik deşik olmuş!
Benim yerime,
‘Ney çalmayı bilmediğim için’
Rüzgar çalıyor!
Akşamları gözüken
Ve günbatımı vaktinde gördüğünüz o pembe renkli kuş da
Yalnızca gelir, gider
Ve kanatlarıyla yazar,
O başka bir kuş değil!
‘Çünkü kuş sadece okuyor ve hiç bir şey yazmıyor’
O benim, ben kendimim!
Ya bir anda ‘öykü’yü yağmurlaştırıyorum,
Ya da ‘düz yazı’yı günbatımı sarısına çeviriyorum,
Veyahut ‘şiir’i yıldız yapıyorum
Ki gece geldiğinde
Kafanızda ışıldasın!

Mir’e Mektup İndir

Mir’e Mektup
Ehmede Xanî’yi mi anlatır Mir’e Mektup? Görünürde öyle… Görünen nedir peki? Yetişkin bir erkek, bir âşık, bir yazar, bir düşünür. Bir ölüm, daha doğrusu bir ölüm biçimi, nereden (kimden) ve nasıl geldiği zehrin, Okunamaz bir hale gelen bir mektup (Ehmede Xanî’nin mektubu), kime, kimlere yazılmıştır? Görünürde Mir’e, yani iktidara, Nedir iktidar?Foucault’ya koşalım: “Oysa gerçekte iktidar ilişkiler demek; az çok örgütlenmiş, piramit gibi koordine edilmiş bir ilişkiler yumağı…” Jan Dost, tüm roman boyunca soruyor, “Okunamazlık bir kader midir? Kaderin cilvesi mi yoksa?” Bu anti-biyografik zamanaşımı romanı, Ehmede Xanî’yi Foucault’nun Doğruyu Söylemek kitabındaki parrhesia kavramı üzerinden tartışmaya açıyor. Xanî, doğruyu, doğruları söylediği-yazdığı için mi öldürüldü? Belki de… Önemli bölümleri silinmiş bir mektupla nereye kadar gidebiliriz ki? Jan Dost, “hiçbir yere!” diyecektir hiç kuşkusuz. Geçerken söyleyivermiştim Mir’e Mektup’un bir aşk romanı olduğunu, ekliyorum şimdi fırsat varken: Evet aşk var, evet erotizm var, evet aklın kanlı iktidarı var, sözcükler var, gökten mürekkep yağıyor evet, başka, başka şeyler de var bu çok-katmanlı yapıta dair altı çizilmesi gereken…