Kategori arşivi: Alt-Kültürler

Sevgili İzmir Beni Tanı: Dünden Yarına İzmir Yahudileri İndir

Sevgili İzmir Beni Tanı: Dünden Yarına İzmir Yahudileri
Kutsal Görev

Halkların, şehirlerin, semtlerin, insanların, hatta yaşanmış öykülerin köklerini araştırmak, bazen kutsal bir görevdir. Günümüzün tarih ve yazın dünyasında kök araştırması, yepyeni modern bir disiplin olarak karşımıza çıkmakta. Acaba bu yeni disipline ‘Kökoloji’ mi, demek lazım? Çağdaş yaşamda ne yazık ki, insani değerlerin azalması, yabancılaşma, kimliksizlik ve bunalım gerçeği ile karşı karşıyayız. Kökünü kaybetmiş topluluk veya bireylerin psikolojisinin pek düzgün olmaması önemli bir araştırma konusudur.

O, her şeyi araştırdı ve yazdı. Kutsal görevi başardı… Umarım, kökleri onu unutmaz!

Yaşar Aksoy

Gazeteci-Yazar

Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi Genel Yönetmeni

Kızılderililer & Tarihi ve Felsefesi İndir

Kızılderililer & Tarihi ve Felsefesi
Avrupa’dan gelen beyaz adam Kuzey Amerika’da boy gösterdiğinde, bugünkü ABD’nin bulunduğu topraklar üzerinde yaklaşık 2.5 milyon kadar Kızılderili, kabileler ve aşiretler halinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Kızılderililer istilacı göçmenlere mısır ve tütün yetiştirmeyi öğrettiler. Yine bu istilacılar dağlık arazide hayatta kalmayı da onlardan öğrendiler. Kıtaya gelen İngiliz tüccarlar, Kızılderililerin ortaya çıkardıkları zenginlikleri başta kürk vb. gibi ürünleri satın alarak ya da bu mallara zorla el koyarak kısa sürede zenginleştiler.
 
Kızılderililer sömürgeci Avrupalıların vatanlarını işgal etmesine karşı direniyor, topraklarından ayrılmak istemiyorlardı. Fakat kıtaya yerleşen sömürgeciler kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden Kızılderililerin çoğunu katlettiler. Hatta bir Kızılderili tutsağı ya da kafa derisini getiren herkese, 40 İngiliz Sterlini verileceği ilan edildi. Bu ödül 100 İngiliz Sterlinine kadar yükseltilirken, aynı zamanda kadın ve çocuk kafatası derileri için de ödülün yarısı ödeniyordu. Amerika kıtası, tüm tarih boyunca insanoğlunun yaşadığı en büyük soykırım ve zulümlerden birine sahne oldu. Binlerce kilometre uzaklıktan gelen, okyanusları geçip kıtayı istila eden sömürgeciler, buranın tüm zenginliklerine el koymakla kalmıyor, aynı zamanda yerli halkları köleleştirmeye de çalışıyorlar ve vatanını savunan, esaret altına girmek istemeyen yerli halkların direnişini soykırımla durdurmaya çalışıyorlardı. Kısacası yaşanan bu Kızılderili soykırımı ve yüzlerce kabilenin kıtadan silinmesi üzerine, bugünkü
Amerika’nın temelleri atılmaktaydı.
 

Kızılderililer & Tarihi ve Felsefesi İndir

Kızılderililer & Tarihi ve Felsefesi
Avrupa’dan gelen beyaz adam Kuzey Amerika’da boy gösterdiğinde, bugünkü ABD’nin bulunduğu topraklar üzerinde yaklaşık 2.5 milyon kadar Kızılderili, kabileler ve aşiretler halinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Kızılderililer istilacı göçmenlere mısır ve tütün yetiştirmeyi öğrettiler. Yine bu istilacılar dağlık arazide hayatta kalmayı da onlardan öğrendiler. Kıtaya gelen İngiliz tüccarlar, Kızılderililerin ortaya çıkardıkları zenginlikleri başta kürk vb. gibi ürünleri satın alarak ya da bu mallara zorla el koyarak kısa sürede zenginleştiler.
 
Kızılderililer sömürgeci Avrupalıların vatanlarını işgal etmesine karşı direniyor, topraklarından ayrılmak istemiyorlardı. Fakat kıtaya yerleşen sömürgeciler kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden Kızılderililerin çoğunu katlettiler. Hatta bir Kızılderili tutsağı ya da kafa derisini getiren herkese, 40 İngiliz Sterlini verileceği ilan edildi. Bu ödül 100 İngiliz Sterlinine kadar yükseltilirken, aynı zamanda kadın ve çocuk kafatası derileri için de ödülün yarısı ödeniyordu. Amerika kıtası, tüm tarih boyunca insanoğlunun yaşadığı en büyük soykırım ve zulümlerden birine sahne oldu. Binlerce kilometre uzaklıktan gelen, okyanusları geçip kıtayı istila eden sömürgeciler, buranın tüm zenginliklerine el koymakla kalmıyor, aynı zamanda yerli halkları köleleştirmeye de çalışıyorlar ve vatanını savunan, esaret altına girmek istemeyen yerli halkların direnişini soykırımla durdurmaya çalışıyorlardı. Kısacası yaşanan bu Kızılderili soykırımı ve yüzlerce kabilenin kıtadan silinmesi üzerine, bugünkü
Amerika’nın temelleri atılmaktaydı.
 

İzmir Romanları & Yaşam – Kültür – Alışkanlıklar İndir

İzmir Romanları & Yaşam – Kültür – Alışkanlıklar
Günümüzde Çingene veya Roman olarak adlandırılan gruplara dünyanın çoğu ülkesinde rastlanmaktadır. Genelde olduğu gibi ülkemizde de Romanlar hakkında resmi kayıtlara dayanan, kesin bir sayı belirtmek mümkün değildir. Söz konusu belirsizlik, çoğu kere yerleşik olmadıkları için, bazen de resmi kayıtlarda özellikle yer almak istememeye dayandırılmaktadır. Bir bakıma belirsizlik bu toplumun kendisinden kaynaklanmaktadır.
Romanlarla ilgili olarak yapılmış tüm çalışmalardaki ortak noktalar incelendiğinde, bu halktan; dünyanın birçok ülkesinde yaşadıkları, farklı isimlerle anıldıkları, Hindistan’dan tüm dünyaya yayıldıkları varsayılan, kendilerine özgü tarzları, marjinal meslekleri ve kültürleri olan göçebe bir topluluk olarak bahsedilmektedir.
Kitapta; İzmir çevresinde yerleşip yaşamını sürdüren Romanların geçmişteki durumları, nereden geldikleri, farklı yaşantı biçimleri, kültürleri, dini inanışları, değişen ve küreselleşen dünyada meslekleri, sorunları ve sorunların çözümü için neler yapıldığı ve yapılabileceği, İzmir kentiyle ne kadar bütünleştikleri veya bütünleştirilme siyasetleri içindeki konumları incelenmiştir.
Araştırmada ayrıca; Roman kavramı ve tarihçesi, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Romanların durumları, İzmir’deki Romanlar ve Roman Mahalleleri de ele alınmıştır

Fermanlara Direnen Halk Ezidiler İndir

Fermanlara Direnen Halk Ezidiler
Bu kitap, katliam-direniş, yok etme-varoluş ikilemiyle tarihte yerini alan bir toplumun gerçeklerine ayna tutma amacıyla kaleme alındı. Bu, bir anlamda 2000’li yıllardan sonra yakından gözleme fırsatı bulduğum bu insanlara bir minnet borcuydu. Kitap boyunca anlattıklarımdan da yola çıkarak sonuç bölümünde Êzîdîliğin ve Êzîdîlerin hâlâ doğru anlaşılmaya, bu ‘yalnızlık çemberi’nin kırılmaya ihtiyacı olduğunu, yoksa günümüz dünyasının ‘modern fermanları’ndan da kurtulamayacaklarını yazacaktım ki; Ağustos ayının başında yaşananlar, hem bu kitabın sonuç bölümünü genelde de Êzîdî tarihinin akışını değiştirdi. 72 fermanla -2007 yılındaki Şengal saldırısını da sayarsak 73- ama aynı zamanda ona karşı direnişle anılan bu halk, yine aynı topraklarda belki de vahşetin en ucubesine maruz kaldı. Bu kitabı elinize alıp okuduğunuz zamanlarda halen on binlerce Êzîdî göç yollarında olacak. On binlercesi acısını henüz tadacak. On binlercesi kaybettiklerinin yasını tutacak. Kutsal mekânlarına gidip, ‘IŞİD’den geriye kalanlar olmuşsa eğer’ Tanrı’nın onları neden bir kez daha zulümle sınadığını soracaklar. Bu kez tarihî belgelere, arşivlere ihtiyaç duymadan haberdar olduk bu soykırımdan. Soykırımın boyutları henüz tam olarak açığa çıkmadı. Ama şu tespiti net olarak yapmak mümkün; etnik, kültürel ve demografik bir ‘temizliği’ hedefleyen bu saldırılar, Êzîdîlerle ilgili tüm verileri altüst etti. Êzîdî inancını, kültürünü onların gördükleri zulmü yeni bir araştırmanın konusu haline getirdi.

Asimilasyon Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor & Özel Olarak, Ermeni Tarihi ve Hamşen (Hemşin) Ermenileri İndir

Asimilasyon Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor & Özel Olarak, Ermeni Tarihi ve Hamşen (Hemşin) Ermenileri
“Rum, Laz, Gürcü, Ermeni ve başka ulusların İslamiyet’i kabul eden temsilcileri kendilerini “Müslüman” ve “Osmanlı” diye tanıtıyorlardı. Fakat Hamşenliler İslamiyeti kabul ettikten sonra dahi dillerini yani Hamşen Ermenicesi diyalektiğini, coğrafik terimleri, dağ, nehir, vadi, köy vb. yer adları ile gelenek göreneklerini, şarkı ve şiirlerini korudular ve korumayı sürdürdüler.”

Levon Haçıkyan’ın Hemşinliler için söyledikleri, bölgedeki Laz, Gürcü ve Rum’lar için de geçerlidir. Bu halklar da asimilasyona direndiler.

Türkiye’de İttihat ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyet’le devam eden ikili ideoloji, yani İslamiyet ve milliyetçiliğin halkların asimilasyonu için kullanılması hâlâ devam ediyor. Türk devleti, İslamiyet ile Türk ama Alevi inancına sahip halkı asimile ederken, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Müslümanlaştırılarak bölünüp asimile edilen Rum, Ermeni, Kürt, Laz, Gürcü, Arnavut, Boşnak, vb. Anadolu’da yaşayan diğer etnik gurupları, Türk milliyetçiliğiyle asimile ediyor. Kürt Alevilerini ise hem İslamiyetle hem de Türk milliyetçiliğiyle asimile ediyor.

Her Yerde Ermeni Var İndir

Her Yerde Ermeni Var
Aldiyet bir içgüdüdür dostum. Köklerine bağlı olmak diye bir şey vardır… Bunu kendi insanından, halkından ayrı kalmadan duyumsayamazsın. Gençsen ve hele doğudan yeni gelmişsen, devasa batı dünyası önce bir afallatır seni; ardından kendini arama, bocalama devresi, devreleri gelir. Yüzeydeki güzellikleri görünce, büyüğe, güçlüye ait olmayı denersin; çünkü bu bir şekilde büyük ve güçlü olduğun yanılsamasını yaratır. Oysa, kendini bir müddet kandırdığın bu yüzeysel güzellikler gerçeği değiştirmez. Söylesene, Ermeniliğin asırlık “kayısı ağacı”ndan kesilip, mesela bir fındık ağacına nasıl aşılanabilirsin? Doğa değil bu, açıkçası mümkün de değil…

Asimilasyon Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor & Özel Olarak, Ermeni Tarihi ve Hamşen (Hemşin) Ermenileri İndir

Asimilasyon Politikası Dilleri Nasıl Yok Ediyor & Özel Olarak, Ermeni Tarihi ve Hamşen (Hemşin) Ermenileri
“Rum, Laz, Gürcü, Ermeni ve başka ulusların İslamiyet’i kabul eden temsilcileri kendilerini “Müslüman” ve “Osmanlı” diye tanıtıyorlardı. Fakat Hamşenliler İslamiyeti kabul ettikten sonra dahi dillerini yani Hamşen Ermenicesi diyalektiğini, coğrafik terimleri, dağ, nehir, vadi, köy vb. yer adları ile gelenek göreneklerini, şarkı ve şiirlerini korudular ve korumayı sürdürdüler.”

Levon Haçıkyan’ın Hemşinliler için söyledikleri, bölgedeki Laz, Gürcü ve Rum’lar için de geçerlidir. Bu halklar da asimilasyona direndiler.

Türkiye’de İttihat ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyet’le devam eden ikili ideoloji, yani İslamiyet ve milliyetçiliğin halkların asimilasyonu için kullanılması hâlâ devam ediyor. Türk devleti, İslamiyet ile Türk ama Alevi inancına sahip halkı asimile ederken, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Müslümanlaştırılarak bölünüp asimile edilen Rum, Ermeni, Kürt, Laz, Gürcü, Arnavut, Boşnak, vb. Anadolu’da yaşayan diğer etnik gurupları, Türk milliyetçiliğiyle asimile ediyor. Kürt Alevilerini ise hem İslamiyetle hem de Türk milliyetçiliğiyle asimile ediyor.

Asur’un Kadim Sabii Dininden Günümüze Ezidiler ve Mandeenler İndir

Asur’un Kadim Sabii Dininden Günümüze Ezidiler ve Mandeenler
Bu kitap, kökleri kadim Asur bilgeliğine dayanan, İÖ 3000’lerden başlayarak günümüzde halen yaşamlarını sürdüren Mandeen ve Ezidi antik dinlerini anlatıyor.
Coğrafyamızdaki Harran şehrinin de tanıklık ve ev sahipliği yaptığı süreci, tarih içinde bizi geçmişin büyülü atmosferine taşıyarak bugünü daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.
Kitabın syafalarında yaptığımız tarihsel yolculukla, Ürdün’deki Essenilerin, Hz. Yahya’nın takribi MS 30-40 tarihleri arasında öldürülmesiyle dağılmalarını, büyük bir kısmının “kardeşleri” Harran Sabiilerinin yanına gittikten sonra Mandeen dininin burada nasıl biçimlendiğini görüyoruz.
Bu tarihsel yolculuk, Moğollar nedeniyle Musul yöresinden kaçan Adevi cemaati ve Harran’dan kaçan Sabiilerin Sincar’da bir araya gelmeleri sonucu Ezidi dininin ulaştığı noktayla nihayet buluyor. 
Tuğrul Yalnızoğlu araştırmasında, Asur’un Sabii diniyle biçimlenen ve bu dinlerin çeşitli inançlardan nasıl beslendiğini ve gnostik bir yapıya büründüğünü, Harran’ın çok önemli tanıklığı ile merkez haline gelişini ayrıntılarıyla ele alıyor.
“Ve bütün dünyanın dili bir ve sözü birdi…”
Tevrat

İzmir Romanları & Yaşam – Kültür – Alışkanlıklar İndir

İzmir Romanları & Yaşam – Kültür – Alışkanlıklar
Günümüzde Çingene veya Roman olarak adlandırılan gruplara dünyanın çoğu ülkesinde rastlanmaktadır. Genelde olduğu gibi ülkemizde de Romanlar hakkında resmi kayıtlara dayanan, kesin bir sayı belirtmek mümkün değildir. Söz konusu belirsizlik, çoğu kere yerleşik olmadıkları için, bazen de resmi kayıtlarda özellikle yer almak istememeye dayandırılmaktadır. Bir bakıma belirsizlik bu toplumun kendisinden kaynaklanmaktadır.
Romanlarla ilgili olarak yapılmış tüm çalışmalardaki ortak noktalar incelendiğinde, bu halktan; dünyanın birçok ülkesinde yaşadıkları, farklı isimlerle anıldıkları, Hindistan’dan tüm dünyaya yayıldıkları varsayılan, kendilerine özgü tarzları, marjinal meslekleri ve kültürleri olan göçebe bir topluluk olarak bahsedilmektedir.
Kitapta; İzmir çevresinde yerleşip yaşamını sürdüren Romanların geçmişteki durumları, nereden geldikleri, farklı yaşantı biçimleri, kültürleri, dini inanışları, değişen ve küreselleşen dünyada meslekleri, sorunları ve sorunların çözümü için neler yapıldığı ve yapılabileceği, İzmir kentiyle ne kadar bütünleştikleri veya bütünleştirilme siyasetleri içindeki konumları incelenmiştir.
Araştırmada ayrıca; Roman kavramı ve tarihçesi, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Romanların durumları, İzmir’deki Romanlar ve Roman Mahalleleri de ele alınmıştır