Kategori arşivi: Önemli Olaylar/Davalar

Suçlusun!. İndir

Suçlusun!.
Ey bu kitabın okurunun Cumhurbaşkanı!
Suçlusun!..
Vatandaşın, Emile Zola’nın mektubunu hatırlamak zorunda kaldığı sürece…

Bu mektup 13 Ocak 1898’de Fransız gazetesi L’Aurore‘da yayınlandı.
Emile Zola’nın dönemin cumhurbaşkanı F”lix Faure’a yazdığı ve “Suçluyorum” başlıklı bu açık mektup Fransa ve entelektüel dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Çünkü bu mektup aksak adalet anlayışına ve sisteme karşı çok büyük başkaldırı ortaya koymaktadır.
Yakın zamanda savaşta Almanya’ya yenilen ve bir günah keçisi arayan Fransız ordusu, içerideki büyük çalkantıları durdurabilmek için, bir çıkış yolu arıyordu.

İmzasız bir ihbar mektubu ile, Yahudi asıllı bir Fransız subayın Alman ordusuna bilgi vermek suçuyla haksız yere yargılandı.

Musevi kökenli Yüzbaşı Dreyfus, aleyhinde “imzasız ihbar mektubu” dışında hiçbir kanıt olmamasına rağmen tutuklandı ve vatana ihanet suçundan hüküm giydi. Yahudi düşmanlığını tırmandıran bu olay bütün Fransa’da bir linç kampanyasına yol açarken yazar Emile Zola sadece kalemini kullanarak halkın adalet kavramının nasıl kaybettiğini, nasıl yanlış yönlendirildiklerini, çok büyük bir suça nasıl ortak olduklarını çok sert ve açık bir dille anlattı.

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler İndir

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler
SORGU GÖREVLİSİ (H. A. UĞUR)- “Bak APO, Türkiye Cumhuriyeti devleti şu ya da bu şekilde bu terör belasından vatandaşını kurtaracaktır. Ama önemli olan insanlarımız zarar görmeden bu işi halletmektir. Şiddetin durması, halkın güvenliğinin sağlanması esastır. Ama bunun için yasadışı bir terör örgütü ile masaya oturacak da değiliz. (…) Bu mülakatlar tamamen senin talebin üzerine ve karşılığında şu olacak bu olacak pazarlığı olmadan gerçekleşmiştir. Sen, ‘Şiddetin durmasını sağlayacağım, kendim için bir şey istemiyorum’ diyorsun. Sorgu başladığından beri hep bunu söyledin, öyle değil mi?”

SANIK (A. ÖCALAN)- “Kesinlikle doğru… Ben size daha önce söylemiştim, örgüt bana bağlıdır, beni dinler… Daha ilk gün devletimin hizmetindeyim derken kastettiğim, bu işin bitirilmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmamızdır. Türkiye’yi yönetenlerin ellerini güçlendirmek için ben öncelikle silahlı mücadeleye son verme ilanı yapmak istiyorum. (…) Sizlerden tek talebim bunları yapabilmek için bana imkân sağlamanızdır.”

Ermeni Entrikalarının Perde Arkası / Torlakyan Davası İndir

Ermeni Entrikalarının Perde Arkası / Torlakyan Davası
Kitap Hakkında:
Bu kitap, asrın davası olarak nitelenen ve 70 yıl öncesi Azerbeycan Cumhuriyeti’nin eski İçişleri Bakanı Behbud Han Cevanşir’in, 18 Temmuz 1921’de Perapalas Oteli’nin önünde Misak Torlakyan adlı bir Ermeni tarafından vurularak şehit edilmesini anlatmaktadır. Bu cinayet davası, o zaman İstanbul işgal altında iken İngiliz Divanı harbında görülmüştür. Mahkeme zabıtlarına geçen ve Ermeni lehine dönen entrikalar, günümüzde de Azerbeycan’da yaşanan olayların perde arkasını teşkil etmektedir.
Yazar Hakkında:
1950 yılında İstanbul’da doğan Murat Çulcu, lise yıllarında gazetecilik mesleğine başladı. Günümüze kadar bir çok gazetelerde yaptığı röportajlarıyla dikkatleri üzerine çekti.

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler İndir

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler
SORGU GÖREVLİSİ (H. A. UĞUR)- “Bak APO, Türkiye Cumhuriyeti devleti şu ya da bu şekilde bu terör belasından vatandaşını kurtaracaktır. Ama önemli olan insanlarımız zarar görmeden bu işi halletmektir. Şiddetin durması, halkın güvenliğinin sağlanması esastır. Ama bunun için yasadışı bir terör örgütü ile masaya oturacak da değiliz. (…) Bu mülakatlar tamamen senin talebin üzerine ve karşılığında şu olacak bu olacak pazarlığı olmadan gerçekleşmiştir. Sen, ‘Şiddetin durmasını sağlayacağım, kendim için bir şey istemiyorum’ diyorsun. Sorgu başladığından beri hep bunu söyledin, öyle değil mi?”

SANIK (A. ÖCALAN)- “Kesinlikle doğru… Ben size daha önce söylemiştim, örgüt bana bağlıdır, beni dinler… Daha ilk gün devletimin hizmetindeyim derken kastettiğim, bu işin bitirilmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmamızdır. Türkiye’yi yönetenlerin ellerini güçlendirmek için ben öncelikle silahlı mücadeleye son verme ilanı yapmak istiyorum. (…) Sizlerden tek talebim bunları yapabilmek için bana imkân sağlamanızdır.”

Ömrümüzün Son Demi Son Baharıdır Artık / Bir Hakimin Hatıraları İndir

Ömrümüzün Son Demi Son Baharıdır Artık / Bir Hakimin Hatıraları
“Cumhuriyet Türkiyesi’nin bir fotoğrafı”
“Tarih ayağa kalkmış, yürüyor” diye de tanımlandırılabilecek bu kısa, ama özlü kitap, bizlere 1920’de, yani yeni Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte büyümüş ve olgunlaşmış bir adalet adamının penceresinden, Türkiye’yi ve Türk insanını anlatıyor.
İçiçe geçmiş bir örgü ile anıları okurken,tarihsel fonu kavrayacak ve insanlığın 20. yüzyıldan 21. yüzyıla geçişine tanıklık etmiş olacaksınız.
A. Orhan Arıtan

Sosyalist Savunmalar / Babeuf’den Dimitrov’a İndir

Sosyalist Savunmalar / Babeuf’den Dimitrov’a
“Eğer sömürü varsa başkaldırı meşrudur.” Cellatlarının karşısında, böyle haykırdı 1789 Fransız Devrimi’nin proleter kahramanı Babeuf. Ve giyotine başı dik, “zafer kutlamaya gider gibi” gitti.
Nice proleter ve sosyalist kahraman, Babeuf’un açtığı çığırdan yürüdü. Hem proleter yiğitliğin en katışıksız örneklerini sunarak, hem de yargılandıkları sanık sandalyesini, sömürenleri suçladıkları bir kürsüye dönüştürerek. Bu kitap, bu kahramanlardan bir bölümünü ele alıyor: Yaşamının neredeyse yarısını zindanlarda geçiren Paris proleterlerinin önderi Blanqui, bilimsel sosyalizmin kurucusu ve Köln yargılamalarında politik savunmanın eşsiz örneğini sunan Karl Marx , Alman sermaye çevrelerinin sömürgeci emellerini parlamento ve sanık sandalyesinde teşhir eden Baba ve oğul Liebknecht’ler, genç Sovyetler’in üzerine sürülen Fransız birliklerinde bir subayken, Sovyetlere yardım için donanmada isyan örgütleyen Andrè Marty, darağacının gölgesinde geride kalanlara şiir tadında cesaret verici notlar bırakan Julius Fuçik. Ve Thaelmann’ın partisinin Nazi işkencehanelerindeki militanları, Bükreşli Demiryolu işçileri, Afrika ve Latin Amerika’nın antisömürgeci mücadelelerinin sembolleri ve Dimitrov…..
(Arka kapak’tan)

Devlet/ Demokrasi/ Oligarşi/ Teokrasi İndir

Devlet/ Demokrasi/ Oligarşi/ Teokrasi
Edip Yüksel bu kitabında kendi düşünce yapısına ters olmasına rağmen Refah partisinin kapatılmasını özgürlüğe vurulmuş bir darbe olarak görmüş ve Anayasa Mahkemesini eleştirmiştir. Fakat bana kalırsa Edip Yüksel burada hata etmiş. Çünkü eğer özgürlük kanlı veya kansız gibi sözlerle sağlanacaksa kusura kalmasın “Hiçbir ideoloji bir çocuğun gözyaşlarından değerli olamaz.”
Galaksi – 29.10.2001
Yiğidi öldür ama hakkını yeme diye boşuna dememişler. Sanki bir Edip Yüksel yok da bir kaç tane Edip Yüksel varmış ve her kitabı kaleme alan kişi o andaki Edip kim ise ona göre değerlendirilmesi gerekiyormuş gibi geldi bana. Her ne kadar İslam üzerine yazıları ile tanınan ve de özellikle 19 Mucizesi ile bir döneme adını yazdıran Edip Yüksel’in bu eseri yazdığı düşünülse de, kitap daha sosyalist bir yazar tarafından kaleme alınmış gibi. Edip Yüksel’i demokrat tavrı için kutlamak gerekir.
Harun Sinan Demirdöven – 24.03.2006
Edip Yüksel bu kitabı Refah Parti’sinin kapatılması için Vural Savaş’ın hazırladığı taslağa cevaben kaleme almış. Ancak kitap asıl olarak din ve vicdan özgürlüğü, düşünceyi ifade özgürlüğü ve laiklikle ilgili kafa karışıklıklarını gidermeye dönük bir içeriğe sahip.
Mehmet Emin Barsbey – 19.02.2004
Bence Edip Yüksel Anayasa Mahkemesi’ni eleştirirken biraz ağır ithamlarda bulunmuş. Aslında söyledikleri bir miktar doğru fakat burada özgürlük kısıtlaması söz konusu bile olamaz.
Ersin Ertaş – 19.03.2002

Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar İndir

Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar
Talât Paşa’ya yöneltilen soykırımcı suçlaması devrimci tarihimizi hedef alan bir büyük suçlamadır.
Emperyalizmin, Ermeni katliamı konusundaki haksızlığı, belki de kendisini en çarpıcı biçimde Talât Paşa Cinayeti Davası’nda göstermiştir.
Tehleryan denen kişi, Talât Paşa’yı tabancayla katleder.
Sanık yakalanır. Kanıtlar kesindir; katil suçunu itiraf etmektedir. Ama ceza yargılamasında en az merak edilen konu, Tehleryan’ın işlediği suçtur.
Tehleryan sanık sandalyesinden kaldırılır; oraya Jöntürk Devrimciliği oturtulur. Türkiye’nin emperyalizme karşı savaşı yargılanır. O nedenle Berlin’deki Talât Paşa cinayeti davası, bir Türkiye davasıdır.

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler İndir

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler
SORGU GÖREVLİSİ (H. A. UĞUR)- “Bak APO, Türkiye Cumhuriyeti devleti şu ya da bu şekilde bu terör belasından vatandaşını kurtaracaktır. Ama önemli olan insanlarımız zarar görmeden bu işi halletmektir. Şiddetin durması, halkın güvenliğinin sağlanması esastır. Ama bunun için yasadışı bir terör örgütü ile masaya oturacak da değiliz. (…) Bu mülakatlar tamamen senin talebin üzerine ve karşılığında şu olacak bu olacak pazarlığı olmadan gerçekleşmiştir. Sen, ‘Şiddetin durmasını sağlayacağım, kendim için bir şey istemiyorum’ diyorsun. Sorgu başladığından beri hep bunu söyledin, öyle değil mi?”

SANIK (A. ÖCALAN)- “Kesinlikle doğru… Ben size daha önce söylemiştim, örgüt bana bağlıdır, beni dinler… Daha ilk gün devletimin hizmetindeyim derken kastettiğim, bu işin bitirilmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmamızdır. Türkiye’yi yönetenlerin ellerini güçlendirmek için ben öncelikle silahlı mücadeleye son verme ilanı yapmak istiyorum. (…) Sizlerden tek talebim bunları yapabilmek için bana imkân sağlamanızdır.”

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler İndir

Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım & İşte Gerçekler
SORGU GÖREVLİSİ (H. A. UĞUR)- “Bak APO, Türkiye Cumhuriyeti devleti şu ya da bu şekilde bu terör belasından vatandaşını kurtaracaktır. Ama önemli olan insanlarımız zarar görmeden bu işi halletmektir. Şiddetin durması, halkın güvenliğinin sağlanması esastır. Ama bunun için yasadışı bir terör örgütü ile masaya oturacak da değiliz. (…) Bu mülakatlar tamamen senin talebin üzerine ve karşılığında şu olacak bu olacak pazarlığı olmadan gerçekleşmiştir. Sen, ‘Şiddetin durmasını sağlayacağım, kendim için bir şey istemiyorum’ diyorsun. Sorgu başladığından beri hep bunu söyledin, öyle değil mi?”

SANIK (A. ÖCALAN)- “Kesinlikle doğru… Ben size daha önce söylemiştim, örgüt bana bağlıdır, beni dinler… Daha ilk gün devletimin hizmetindeyim derken kastettiğim, bu işin bitirilmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmamızdır. Türkiye’yi yönetenlerin ellerini güçlendirmek için ben öncelikle silahlı mücadeleye son verme ilanı yapmak istiyorum. (…) Sizlerden tek talebim bunları yapabilmek için bana imkân sağlamanızdır.”