Kategori arşivi: Anayasalar

Kurucu İktidar & Anayasanın Değiştirilemez Maddeleri Demokratik Kuruculuk İndir

Kurucu İktidar & Anayasanın Değiştirilemez Maddeleri Demokratik Kuruculuk
Yazar, önemli bir tarihsel kırılma olarak gördüğü 2010 anayasa değişikliklerinden sonra, yeni Anayasa Mahkemesi’nin “farklı bir Mahkeme olarak çalışacağı” ve içtihatlarının “uluslararası standartları yansıtan özgürlükçü ve demokratik bir çizgide” seyredeceği ümidindedir. Bu ümide kısmen katılmakla birlikte, kanaatimce Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde demokratik meşruluk ilkesini daha güçlü şekilde yansıtacak değişikliklere gidilmesi ve Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişikliklerini esas yönünden denetlemesinin daha kesin bir dille yasaklanması yerinde olacaktır. Gerçekten, Venedik Komisyonu’nun sözü edilen raporunda da belirtildiği gibi, anayasa değişikliklerinin yargısal denetimi Avrupa ülkelerinde de son derece istisnai ve tartışmalı bir durumdur. Hele bu denetim, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine uygunluk açısından bir esas yönünden denetimi de kapsadığı takdirde, Anayasa Mahkemesi fiilen asli kurucu organ konumuna yükseltilmiş olur. Çan’ın eserine özel bir anlam kazandıran bir faktör de, onun, kendi ifadesiyle “tarihe tanıklık” etmiş olmasıdır. Gerçekten Can, ünlü 2008 kararının verildi­ği tarihte Anayasa Mahkemesi raportörü olarak hazırladığı raporda Anayasa Mahkemesi’nin “sınırlı şekil eksiklikleri dışında” denetim yetkisine sahip olmadığını kuvvetle savunmuş, ancak maalesef Mahkeme’nin çoğunluğu bu görüşe katılmamıştır. Kitap, bu tarihsel tanıklık perspektifi açısından da ilginç gözlemleri ihtiva etmektedir, Kitabın gerek anayasa hukukçuları, gerek konuya ilgi duyan toplum kesimleri açısından okunması mutlaka gerekli bir eser olduğunda kuşku yoktur.

Prof. Dr. Ergun Özbudun İstanbul Şehir Üniversitesi

Elveda Anayasa & 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler İndir

Elveda Anayasa & 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler
Hükûmet sistemimizi baştan sona değiştiren bir Anayasa değişikliği halkoylamasına sunuldu. 16 Nisan’da oylayacağız. Bu Anayasa değişikliğini hazırlayanların Türkiye’ye “başkanlık sistemi” getirmek iddiasıyla yola çıktıkları herkesin malûmu. Ne var ki halkoylamasına sunulan sistemin başkanlık sistemiyle uzaktan yakından bir ilgisi yok. Çünkü başkanlık sistemi bir kuvvetler ayrılığı sistemidir. Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme organları birbirinden bağımsız olarak seçilir ve birbirinden bağımsız olarak görevlerini sürdürürler. Biri diğerinin görevine son veremez. Oysa önerilen sistemde Cumhurbaşkanı da, TBMM de, kendi seçimlerinin yenilenmesini göze almak kaydıyla diğerinin görevini sona erdirebilmektedir. Böyle bir sistemin “başkanlık sistemi” olduğunun söylenmesi muazzam bir yalandır.
       
Muhtemelen bu nedenle Adalet ve Kalkınma Partisi, önerilen sistem için, çoğunlukla  “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” ibaresini kullanıyor.  Ne var ki, “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” diye bir sistem, anayasa hukuku literatüründe şimdiye kadar duyulmuş bir sistem değildir ve eğer hukuk terimleriyle, dilsel simgeler değil, kurumlar kastediliyor ise böyle bir sistemin olması mantıken mümkün de değildir. Yürütme organı, monist yapıdaysa, bu sisteme, ister “başkanlık sistemi”, ister “Cumhurbaşkanlığı sistemi”, isterse “X sistemi” densin, değişen bir şey olmaz. Türkiye’de önerilen hükûmet sistemine “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” isminin verilmesi, bir kelime oyunun dan, bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
       
Türkiye’de önerilen sistem, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş, duyulmamış, bir “Neverland hükûmet sistemi”dir. Bu sistem, demokratik dünyada denenmemiş bir sistemdir; dolayısıyla sonuçlarının ne olacağı belli değildir. Hükûmet sistemleri, anayasa hukuku biliminin verilerinden uzaklaşılarak, özgün modeller “kurgulanarak”, deneysel sistemler tasarlanarak düzenlenebilecek, tabir caiz ise, üzerinde kumar oynanabilecek bir şey değildir. Bu alanda kumar, hürriyetin ve demokrasinin kaybıyla sonuçlanır.
       
Hiç olmazsa, bu “Neverland sistemi”ni tasarlayanların, halka saygıları varsa, halkoylamasından önce, halkın karşısına çıkıp, açıkça ve dürüstçe, önerdikleri sistemin başkanlık sistemiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını, önerilen sistemin dünyada eşi benzeri görülmemiş yepyeni bir sistem olduğunu söylemeleri gerekir. Halkın neye oy vereceğini bilmesi, halkın en doğal hakkıdır.
 
Yıllarca üniversitede anayasa hukuku dersi vermiş, anayasa hukuku alanında pek çok kitap ve makale yazmış, hayatını anayasa hukukuna adamış bir akademisyen olarak, bu Anayasa değişikliği teklifini okumuş olmaktan dolayı derin bir üzüntü duyuyorum. Anayasa değişikliği kabul edilirse, artık “elveda kuvvetler ayrılığı”, “elveda anayasa” demekten başka söyleyecek bir söz kalmayacak.

Demokratik Anayasa İndir

Demokratik Anayasa
12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Türkiye, tarihinin en otoriter, devletçi, temel hak ve özgürlüklerin karşısında konumlanmış anayasasıyla tanışmıştır. Bugün bu anayasadan kurtulma yolunda yeni, demokratik bir anayasa yapım süreci içindeyiz. Türkiye’nin öndegelen hukukçularının ve iki siyaset bilimcinin uzmanlık konularındaki makaleleriyle katkıda bulundukları bu kitap anayasayla ilgili tartışma sürecine katılma ihtiyacından doğmuştur. Ancak mevcut anayasa taslaklarına bir yenisini eklemek değil, demokratik bir anayasanın temel sorunlarını ele alarak derinlemesine bir analiz yapmak ve öneriler geliştirmek amaçlanmıştır.

Demokratik Anayasa, hukuk bilimi ile siyaset bilimi arasındaki bir konumdan söz alarak, anayasa yapım sürecinin sürdürülmesinin koşullarını, anayasa yapma yetkisini, anayasanın başlangıç bölümünü, federalizm ve bölgesel özerklik sorununu, temel hak ve özgürlüklerin özünü ve amacını, laiklik ve inanç özgürlüğünü, parti yasaklamalarını, hükümet sistemini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile anayasanın uyum sorununu, anayasanın uluslararası hukuk ile ilişkisini, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını, anayasa yargısının meşruluğunu, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının (anayasa şikayetinin) kapsamını ve uygulanma alanlarını, ve doğrudan demokrasi araçlarının temsili hükümet sistemine yapabileceği demokratik katkıları tartışmaktadır.

Yazarlar aynı dünya görüşünden değildir, ait oldukları hukuk ekolleri, yöntemsel yaklaşımları, hukuki meseleleri ele alma biçimleri ve önerileri farklılık göstermektedir. Buna rağmen dikkatli okurlarımız, anayasanın demokratik yeterliliklerinin geliştirilmesi yönünde bütün yazarların paylaştığı temel bir hassasiyet ve mutabakat olduğunu göreceklerdir.

Elveda Anayasa & 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler İndir

Elveda Anayasa & 16 Nisan 2017’de Oylayacağımız Anayasa Değişikliği Hakkında Eleştiriler
Hükûmet sistemimizi baştan sona değiştiren bir Anayasa değişikliği halkoylamasına sunuldu. 16 Nisan’da oylayacağız. Bu Anayasa değişikliğini hazırlayanların Türkiye’ye “başkanlık sistemi” getirmek iddiasıyla yola çıktıkları herkesin malûmu. Ne var ki halkoylamasına sunulan sistemin başkanlık sistemiyle uzaktan yakından bir ilgisi yok. Çünkü başkanlık sistemi bir kuvvetler ayrılığı sistemidir. Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme organları birbirinden bağımsız olarak seçilir ve birbirinden bağımsız olarak görevlerini sürdürürler. Biri diğerinin görevine son veremez. Oysa önerilen sistemde Cumhurbaşkanı da, TBMM de, kendi seçimlerinin yenilenmesini göze almak kaydıyla diğerinin görevini sona erdirebilmektedir. Böyle bir sistemin “başkanlık sistemi” olduğunun söylenmesi muazzam bir yalandır.
       
Muhtemelen bu nedenle Adalet ve Kalkınma Partisi, önerilen sistem için, çoğunlukla  “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” ibaresini kullanıyor.  Ne var ki, “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” diye bir sistem, anayasa hukuku literatüründe şimdiye kadar duyulmuş bir sistem değildir ve eğer hukuk terimleriyle, dilsel simgeler değil, kurumlar kastediliyor ise böyle bir sistemin olması mantıken mümkün de değildir. Yürütme organı, monist yapıdaysa, bu sisteme, ister “başkanlık sistemi”, ister “Cumhurbaşkanlığı sistemi”, isterse “X sistemi” densin, değişen bir şey olmaz. Türkiye’de önerilen hükûmet sistemine “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” isminin verilmesi, bir kelime oyunun dan, bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
       
Türkiye’de önerilen sistem, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş, duyulmamış, bir “Neverland hükûmet sistemi”dir. Bu sistem, demokratik dünyada denenmemiş bir sistemdir; dolayısıyla sonuçlarının ne olacağı belli değildir. Hükûmet sistemleri, anayasa hukuku biliminin verilerinden uzaklaşılarak, özgün modeller “kurgulanarak”, deneysel sistemler tasarlanarak düzenlenebilecek, tabir caiz ise, üzerinde kumar oynanabilecek bir şey değildir. Bu alanda kumar, hürriyetin ve demokrasinin kaybıyla sonuçlanır.
       
Hiç olmazsa, bu “Neverland sistemi”ni tasarlayanların, halka saygıları varsa, halkoylamasından önce, halkın karşısına çıkıp, açıkça ve dürüstçe, önerdikleri sistemin başkanlık sistemiyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını, önerilen sistemin dünyada eşi benzeri görülmemiş yepyeni bir sistem olduğunu söylemeleri gerekir. Halkın neye oy vereceğini bilmesi, halkın en doğal hakkıdır.
 
Yıllarca üniversitede anayasa hukuku dersi vermiş, anayasa hukuku alanında pek çok kitap ve makale yazmış, hayatını anayasa hukukuna adamış bir akademisyen olarak, bu Anayasa değişikliği teklifini okumuş olmaktan dolayı derin bir üzüntü duyuyorum. Anayasa değişikliği kabul edilirse, artık “elveda kuvvetler ayrılığı”, “elveda anayasa” demekten başka söyleyecek bir söz kalmayacak.

Anayasa Mahkemesi Karar Gerekçelerinin Bağlayıcılığı Sorunu İndir

Anayasa Mahkemesi Karar Gerekçelerinin Bağlayıcılığı Sorunu
1982 Anayasası’nda düzenlendiği biçimiyle hukuk ve siyaset alanında oldukça belirleyici bir konumda yer alan Anayasa Mahkemesinin söz konusu etkinliğinin önemli oranda kararlarının bağlayıcılığından kaynaklandığı söylenebilir. Özellikle Anayasa Mahkemesinin kararlarının hukuki ve siyasal etkileri düşünüldüğünde buradaki bağlayıcı özellik hassas bir soruna dönüşmektedir. İşte bu çalışmada da tekil olmayan ve dolayısıyla beraberinde pek çok soruna neden olan Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorunu ele alınmaktadır. Gerçekten de yasama iradesinin bir tür tecellisi niteliğindeki kanunların anayasaya uygunluğunun denetimini gerçekleştiren Anayasa Mahkemesinin gerekçe ve hüküm fıkrasından oluşan kararlarının hangi kısmının bağlayıcı olduğu sorunu ilgi çekici gözükmektedir. Zira bu soruna geliştirilecek çözüme göre Anayasa Mahkemesinin anayasal düzen içerisindeki konumu, yetki ve işlevi çerçevesinde önemli oranda değişebilecektir. Şu halde oldukça belirleyici bir etkinliği bulunan ve üstelik tekil olmayan Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorununun çözülmesi gerekir. Dolayısıyla bu çalışmada Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin bağlayıcılığı sorunu kapsamlı bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmış ve bu doğrultuda bir çözüm önerisi ortaya konulmuştur.

Türkiye’nin Anayasa Birikimi & İndir

Türkiye’nin Anayasa Birikimi &
Anayasa nedir, nasıl yapılır?
• Bütün anayasalar devrimler ve karşıdevrimler tarafından yapılmıştır
• Anayasanın sivili olur mu? • Türkiye’nin 150 yıllık Anayasa birikimi:
– Birinci ve İkinci Meşrutiyet Kanunu Esasi’leri
– Cumhuriyet Devrimi ve
1921, 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunları
– 1945 Atlantik Uzlaşması ve 1945 Anayasası
– 27 Mayıs Devriminin 1961 Anayasası
– 12 Mart 1971 Darbesinin Anayasa Değişiklikleri
– 12 Eylül 1980 Darbesi ve 1982 Anayasası
– 1990’lı yıllardaki “İkinci Cumhuriyet” Projesinin Anayasa girişimleri
• AKP’nin yapmaya çalıştığı bölücü BOP Anayasası
• Gladyonun “Saklı Anayasası”
• Devrimci Cumhuriyetin yeniden örgütlenmesinin esas hukuku olarak Devrimci Cumhuriyet Anayasası

T.C. Anayasası İndir

T.C. Anayasası
*Türk Bayrağı Kanunu *İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi *Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(11. Protokol ile Düzenlenen Metin) *Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (11. ve 14. Protokol ile Yapılan Değişiklikler İşlenmiş Güncel Metin) *Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu *T.C. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Formu *Olağanüstü Hal Kanunu