Kategori arşivi: Araştırma-Inceleme

İslam Tıp Tarihi & Başlangıçtan VII. / XIII. Yüzyıla Kadar İndir

Özden Söze İndir

Özden Söze
Hiçbir soru yoktur ki, cevabı özde mevcut olmasın.
Yeter ki, öze dönebilelim ve yaratanın lütfu ile o iç sesi duyabilelim.
Özden kelam olup söze dökülenleri siz okuyuculara iletmek üzere yine sizlerden aldığımız güçle yola çıktığımızda elinizdeki kitap oluştu.
İki nokta arasındaki en kısa yol doğrudur.
Biz insanlar olarak tekâmül yolunda ilerlerken herhalde tercih edilecek olan da bu kısa ve kestirme olan doğru yol olmalıdır.
Biz de davranışlarımıza doğru bilgiler içerisinde yön vermek düşünce ve niyetindeyiz. Yalan yanlış bilgilerle ve kulaktan dolma ile yapılanlar egoya hizmet ettikçe, İbadet bile olsa boşa gider.
İnsanın kendi egosuna hizmet eden ibadet o kabaran benlikle maalesef insana gurur ve kibir yükler.
Oysa kazanılacak olan mütevaziliktir, tevazu sahibi olabilmektir.
Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere özden gelen iç sese kulak vererek, akıl mantık vicdan üçlüsünü elden bırakmadan ve Kutsal rehberimizin ışığında, senelerin verdiği tecrübe ve birikimlerimle de değerlendirerek bir eser haline getirmeye çalıştığım ÖZDEN SÖZE kitabını beğeneceğiniz inancındayım.
Elinizdeki kitap muhteviyati gereği de faydalanılıp aydınlanılacak bir başucu kitabı olacaktır.
Kullanmasını bilene her şey bir değerdir…

Vahiy Fenomeni & Tanrısal – Kozmik Enformasyonel Yayın İndir

Vahiy Fenomeni & Tanrısal – Kozmik Enformasyonel Yayın
İddia ediyoruz: Bu eser, ruhu ve/veya omurgası “akademik-felsefî” arkaplana sahip olmasının yanısıra, “tezi” ve “içeriği” açısından “KESİNTİSİZ” olaraktan “VAHİY FENOMENİ”ne yani, “TANRISAL & KOZMİK ENFORMASYONEL YAYIN”a ilişkin sıra dışı bilimsel yaklaşım ve yorumlarıyla “değil Türkiye’de, dünyada bir ilk..!”

Bu eser, salt iddia etmiyor aynı zamanda tezini, “multidisipliner” olaraktan; kozmoloji, astronomi, matematik, fizik, kimya, biyoloji, felsefe, teoloji vb. “bilimsel disiplinler” ve “bilimsel teoriler”le de destekleyerek ispat ediyor.

“Tanrı” bağlamında “irade” ile başlayıp, [“ontolojik farklılık/ eşitsizlik” nedeniyle, insan düzlemine kadar olan kısmı “dikey (vertikal)” sonrası da, “yatay (horizantal)” seyreden] “eylem”e uzanan bu çizgi, doğası gereği “statik olmayan, canlı, hareketli, süreğen ve o denli de ele avuca sığmaz bir serencâmdır”; bir ucunda “MÜTE’ÂL (MUTLAK AŞKIN) BİR TANRI”, diğer ucunda da genel anlamda “DOĞA”, özel anlamda ise “İNSAN” bulunan bu “FENOMEN”! Yani “TANRISAL & KOZMİK ENFORMASYONEL YAYIN=VAHİY FENOMENİ”..!

Dahası, “TANRI’NIN KONUŞMASI” bağlamında vahyin “epistemolojik” analizinin yapıldığı bu eser, vahiy fenomeni ve/veya realitesine sıra dışı bilimsel bir yaklaşım ve yorumlar sergiliyor. Bu bağlamda da vahyin; “FAZ-1”, “FAZ-2” ve “FAZ-3” evre/aşama/derecelerine netlik kazandırıyor, yeni açılımlar katarak şu iddiada bulunuyor: “Öyle ya da böyle, Tanrı’nın konuşmadığı hiçbir ölümlü (beşer) yoktur!”

Bu kitabı okurken, “devrim yaratan yeni bilimsel düşüncelerin geçtiği şu dört aşama”dan üçü; “kayıtsızlık (tecrit)”, “alaya alma” ve “eleştiri” [ki dördüncüsü “kabul görme”dir] gibi bir takım tepkileri tecrübe ederseniz korkmayın: Sonuna kadar okursanız, tepkiler büyük oranda yok olacaktır! Eğer bunu yaparsanız, geleceğiniz için ve insanlığın geleceği için güçlü bir araç elde edeceksiniz; bizden söylemesi…

İslam Tıp Tarihi & Başlangıçtan VII. / XIII. Yüzyıla Kadar İndir

İslam Tıp Tarihi & Başlangıçtan VII. / XIII. Yüzyıla Kadar İndir

Din ve Medeniyet Bağlamında İkinci Yeni İndir

Din ve Medeniyet Bağlamında İkinci Yeni
İkinci Yeni hareketi getirdiği yenilikler bakımından Türk şiirinde özgün bir yere sahiptir. İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden Cemal Süreya, İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Ece Ayhan ve Sezai Karakoç’un şiirlerinden hareketle hazırlanan bu eser medeniyet ve din bağlamında bir değerlendirmeyi içermektedir. 
İki ana bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Doğu ve Batı medeniyetlerinin İkinci Yeni şiirine yansıması, kent ve kentsel gelişiminin sonuçları, işçi sorunları, şairlerin politik algıları, bilim, fen ve tarihe bakış açıları, metafizik boşluk, ilerleme düşünceleri gibi birçok konu ele alınmıştır. 
İkinci bölümde ise Tanrı kavramı, peygamber algısı, öte dünya düşüncesi, tasavvuf, varoluşçuluk, nihilizm, kriz kavramı ve dinsel kriz gibi kavramların İkinci Yeni şiirine nasıl yansıdığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
İkinci Yeni hareketine mensup şairlerin din ve medeniyet bağlamındaki düşüncelerinin tespiti, genel olarak anlam kapalılığı eleştirisi alan şiirlerin anlamlandırılmasına katkı sağlayacaktır.”

Sait SOYSAL

İslam Tıp Tarihi & Başlangıçtan VII. / XIII. Yüzyıla Kadar İndir

Tevekkül ve Tevhid İndir

Tevekkül ve Tevhid
Ey İlâhi sırları öğrenmek isteyen!
Sen bil ki, tevekkül, Allah’a yakın olanların makammdandır. Onun derecesi de büyük ve yüksektir. Lâkin tevekkülün bilgisi aslında çok zor ve inceden de incedir. Bu bilginin ve onunla amelin çok güç olduğu şundan ötürüdür ki, bir kimse, Hak Teâlâ’dan başka bir şeyin bir işte tesir ettiğini düşünse, bu kişinin tevhidinde noksanlık olmuş olur. Hak Teâlâ’yı tek tanımakta, bir bil-mekte kusur işlenmiş olur. Eğer o kişi bütün sebepleri ara yerden kaldırıp:
“Bunlar gerekmez! dese, şeriate aykırı hareket etmiş, o yoldan ayrılmış olur.” Ya da: “Bir şeyin meydana gelmesinde vasıta olan Hak Teâlâ’dan başka bir yaratıcı güçtür!” dese, bu da açık bir inkârdır. “Sebepleri araya koymak gerekli değildir,” dese akla aykırı hareket etmiş olur. “Sebepler gereklidir,” dese ihtimaldir ki, sebeplerden kimisine güven göstermiş olur. Yine tevhidine, yani Allah’ı bir ve tek tanımasına noksanlık erişmiş olur.
Bundan dolayı bu tevekkülün açıklanması akla, şeraite ve tevhide uygun şekilde olmalı, hiçbirine aykırı bulunmamalıdır. Bu da müşkül bir ilimdir. Her kişi her ilmi bilmez. Biz önce Tevekkülün (Yüce Allah’a güvenmenin) faziletini söyleyelim, ondan sonra hakikatini, daha sonra da onun âmellerini ve hallerini anlatalım.

Siyasi ve İtikadi Mezhepler / İslam Mezhepleri 1 İndir

Siyasi ve İtikadi Mezhepler / İslam Mezhepleri 1
• Mezhep ne demek?
• Mezhepler nereden çıkmış?
• Mezhepler ne kadar önemli?
• Kime göre, neye göre hak mezhep? • Bugünün çıkmazlarına mezheplerin çözümü var mı?
• Yaptığımız herhangi bir davranış dinen doğru mudur? Nasıl bileceğiz? Kime soracağız?
 
Bu kitaplar mezhepler hakkında bilinmesi gereken temel bilgileri ihtiva ediyor. Mezheplerle ilgili merak edilen hususları anlaşılır bir dille ve şemalarla anlatılıyor. İyi bir Müslüman olma gayretinde olan herkes için..

Tarihi, Sosyal, Siyasi ve Dini Açıdan Tasavvuf ve Tarikat Anlayışı İndir

Tarihi, Sosyal, Siyasi ve Dini Açıdan Tasavvuf ve Tarikat Anlayışı
Modern hayatta dinin yerinin olmadığı, Aydınlanma düşüncesinin doğurduğu önyargıdan beslenen bir yanılgıdır. Hangi isim altında, hangi uygulama şekliyle olursa olsun dini, teorik ve uygulama olarak psikolojik ve sosyolojik hayattan çıkarmak mümkün değildir. Pozitif bilim, birçok soruya cevap vermektedir, ama yeni soruları da kapı açmaktadır. Bu, bilimin gereği ve varlık sebebidir de. Ama kaosu kozmosa döndürme, hayâta tatminkâr bir anlam verme konusunda din hâlâ bilimden öndedir. Din âdeta pergelin sâbit sivri ucu gibi, emniyet vermektedir. Bilim, bu sâbit ucun sağladığı emniyetle dâire çizdiği sürece sorun yoktur. Ama din bilimin, bilim de dinin yerini almaya kalktığında her iki taraf da zarar görmektedir. Einstein’in dediği gibi “dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır.” Bilim, soru sorma özelliği ile bu krizi fırsata dönüştürmeye yeltense de, din, kişi ve toplumun gözünde hep öncelikli bir yere sâhiptir, çünkü insanlar günün sonunda vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında ya da ölçüye vurulamayacak duygular yaşadıklarında bunun tanımlaması için dine başvurmaktadırlar.
 

Tasavvuf, aldığı onca yıkıcı eleştiri ve darbeye rağmen, küllerle kaplı kor gibi üflenince hemen alevlenip asıl kimliği ile kendini göstermektedir. Bunun sebebi, tasavvufun hem merkezinde hem de çeperinde dinin olmasıdır, çünkü “din her şey”dir. Dünyâdan âhirete, doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, barıştan savaşa, aşktan nefrete kadar insânî her unsur istisnâsız dine dokunmakta, dinden çıkmakta ve/veya dine varmaktadır. Dinin ve tasavvufun nasıl kullanılacağı ve insana nasıl hizmet edeceği, bıçağı elinde tutan kişinin niyetine bağlıdır. Onu bilemekte de, köreltmek de hizmetine verildiği insanın irâdesine bağlıdır. İnsan da bu irâdesi sebebiyle “mürid”tir.