Kategori arşivi: Bilim Felsefesi

Hayatın Gizli Hazları & Geçmişi Hatırlayıp Geleceği Hayal Etmenin Yeni Bir Yolu İndir

Hayatın Gizli Hazları & Geçmişi Hatırlayıp Geleceği Hayal Etmenin Yeni Bir Yolu
Adeta bir roman gibi akan bu kitapta, zamana ve mekâna dair bambaşka bir boyut geliştiriyor Theodore Zeldin. Geçmişi günümüzle, doğuyu batıyla birleştiriyor, belki de mümkün olan en geniş açıyla bakıyor dünyaya. Ve insanlığa dair, varoluşa dair yepyeni bir vizyon yaratıyor. Her cümlesinde düşündürüyor, insana hayatını, yaptıklarını, yapabileceklerini sorgulatıyor. Alanında ender bir çalışma bu bakımdan. Zeldin, belki de varlığından bile haberdar olmadığımız bambaşka fikirlerin, yaşam biçimlerinin ışığında insanın çıplak gözle seçemediği yolları aydınlatıyor.
Neredeyse her cümlesinde durup düşünmek isteyeceğiniz, hatta düşünmek zorunda kalacağınız bir kitap Hayatın Gizli Hazları. Varoluş hakkında sorular soran, cevaplar arayan, daha önce verilmiş cevapları sorgulayan bir kitap bu. Cevap arama süreçleri kadar, soruları da başlı başına dikkate değer: “Zamanımızın büyük macerası nedir? Heba edilmiş bir yaşam nedir? Yoksul zengine ne söyleyebilir? Zengin yoksula ne söyleyebilir? Bir din nasıl değişebilir? İnanmayan biri inananı nasıl anlayabilir? Neden bu kadar çok sayıda insan değer görmediğini, sevilmediğini ve yalnızca yarı canlı olduğunu düşünüyor? Kadınlar ve erkekler birbirlerine başka nasıl davranabilirler? Farklı bir tür cinsel devrim mümkün mü? Bu kadar çok çalışmanın ne anlamı var? Yaşıyor olmak ne anlama gelir?”
Theodore Zeldin, hepsi de kışkırtıcı olan bu sorulara sade ve sakin cevaplar vererek, bu esnada yeni soruların sorulmasına da zemin hazırlayarak, okurunu bambaşka diyarlara davet ediyor…

Machaivelli ve Siyasal Etik İndir

Machaivelli ve Siyasal Etik
Machiavelli’nin siyasal düşüncelerini anlamak için onun içinde yaşadığı dünyanın nasıl bir yer olduğunu hayal etmemiz, onun hangi psiko-sosyal şartlarda yaşadığını bilmemiz gerekmektedir: “Macviavelli, biricik dürtüsü hükmetme tutkusu olan bir hükümdarın, egemenliğini kurup sürdürmek için ne gibi araçlar kullanması gerektiğini de ayrıntılı bir şekilde dile getirmiştir. Ama bunu hangi amaçla yaptığı konusunda güvenle konuşmamız çok zordur. O, belki de özgür bir kitlenin mutluluğunu saltık bir şekilde, tek bir adama emanet ederken, bu tek adamın ne denli dikkatli olması gerektiğini göstermeyi istemiştir. Bu tek adam, her gün suikast korkusuyla yaşayan ve bu nedenle, kendi çıkarını büyük ölçüde kollamaya zorlanan; kitlenin iyiliğini düşünecek yerde ona karşı hileli önlemler alan biridir. Ve ben ileriyi çok iyi gören bu adamla ilgili görüşüme giderek daha çok sarılıyorum. Çünkü onun özgürlükten yana olduğunu ve ayrıca özgürlüğün korunması için de en sağlıklı öğüdü vermiş olduğu bilinmektedir.” (Spinoza)

Aristoteles’in Demokrasi Anlayışında Kamusal İyinin Belirlenmesi İndir

Aristoteles’in Demokrasi Anlayışında Kamusal İyinin Belirlenmesi

Bugün modern siyasette kolektif çıkarlarla bireysel çıkarların nasıl uzlaştırılacağına ilişkin soru önemli bir yer tutmaktadır. “Halkın egemen olduğu” düşünülen demokrasinin kamusal iyiyi sağlayacağı konusundaki iddialar da tümüyle gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü bu rejimin, en son aşamada, kamu yararını tahrip edecek şekilde bireysel çıkarları toplumun çıkarlarının önüne geçirme ihtimali vardır. Hem günümüzde, hem de demokrasinin olanaklarını ve yetersizliklerini kendi döneminde gerek problematik, gerek tarihsel olarak çok iyi analiz ederek ortaya koyan Aristoteles için demokrasi rejimi en çok erdemli olması beklenen rejimdir. Aristoteles’e göre, sitenin ortak iyiliği söz konusu olduğunda hem yurttaşların, hem de yöneticilerin bu erdemleri özümsemesi için eğitilmesi gerekir. Ancak yoksul, cahil ve dezavantajlıların yönetimi olan, görevleri toplumun bütününün ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet etmek olan gerçek halk önderleri yerine halk avcıları demagogların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan demokrasi; kamusal iyiyi, ortak iyiliği sağlamaktan uzaktır. Bencil çıkarların toplum çıkarlarının önüne geçtiği, yurttaşların çıkar peşine düştüğü ve halkı etkilemek için her şeyi yapan halk avcılarının bulunduğu bir rejimde kamusal iyiden söz edilemez. O hâlde ideal bir yönetimde toplumun tümünün iyiliği ve mutluluğu için yurttaşlar yasalara uymalı, devlet yönetimi de eğitimli insanlara bırakılmalıdır. İşte o zaman Plâton’un deyişiyle, “Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı, kentlerin yüzü ışırdı.”

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme İndir

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme
21. Son yirmi-otuz yılda tarihin bir anlatıdan özellikle de Napolyon veya Kanuni Sultan Süleyman gibi “büyük adlara” ilişkin birtakım anlatılardan ibaret olup olmadığı çok soruldu. Jacques Rancière tarihçilerin söylemini başka açılardan mercek altına alıyor: Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin üslup ve anlatım tekniklerini siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor; tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini masaya yatırıyor. Rancière, yepyeni bir araştırma alanı oluşturan bu üslup incelemesine “bilgi poetikası” adını veriyor. Böylesine özgün bir düşünme, araştırma ve eleştiri sürecini temsil eden Tarihin Adları, Rancière’in en özel kitaplarından biri. Filozofun sadık takipçilerinin yanı sıra, tarihyazımı ile tarih felsefesine, sosyal bilimlerin söylem ve yöntem sorunlarına ilgi duyan okurların merakla okuyacağını tahmin ettiğimiz bir metin.

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme İndir

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme
21. Son yirmi-otuz yılda tarihin bir anlatıdan özellikle de Napolyon veya Kanuni Sultan Süleyman gibi “büyük adlara” ilişkin birtakım anlatılardan ibaret olup olmadığı çok soruldu. Jacques Rancière tarihçilerin söylemini başka açılardan mercek altına alıyor: Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin üslup ve anlatım tekniklerini siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor; tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini masaya yatırıyor. Rancière, yepyeni bir araştırma alanı oluşturan bu üslup incelemesine “bilgi poetikası” adını veriyor. Böylesine özgün bir düşünme, araştırma ve eleştiri sürecini temsil eden Tarihin Adları, Rancière’in en özel kitaplarından biri. Filozofun sadık takipçilerinin yanı sıra, tarihyazımı ile tarih felsefesine, sosyal bilimlerin söylem ve yöntem sorunlarına ilgi duyan okurların merakla okuyacağını tahmin ettiğimiz bir metin.

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme İndir

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme
21. Son yirmi-otuz yılda tarihin bir anlatıdan özellikle de Napolyon veya Kanuni Sultan Süleyman gibi “büyük adlara” ilişkin birtakım anlatılardan ibaret olup olmadığı çok soruldu. Jacques Rancière tarihçilerin söylemini başka açılardan mercek altına alıyor: Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin üslup ve anlatım tekniklerini siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor; tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini masaya yatırıyor. Rancière, yepyeni bir araştırma alanı oluşturan bu üslup incelemesine “bilgi poetikası” adını veriyor. Böylesine özgün bir düşünme, araştırma ve eleştiri sürecini temsil eden Tarihin Adları, Rancière’in en özel kitaplarından biri. Filozofun sadık takipçilerinin yanı sıra, tarihyazımı ile tarih felsefesine, sosyal bilimlerin söylem ve yöntem sorunlarına ilgi duyan okurların merakla okuyacağını tahmin ettiğimiz bir metin.

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme İndir

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme
21. Son yirmi-otuz yılda tarihin bir anlatıdan özellikle de Napolyon veya Kanuni Sultan Süleyman gibi “büyük adlara” ilişkin birtakım anlatılardan ibaret olup olmadığı çok soruldu. Jacques Rancière tarihçilerin söylemini başka açılardan mercek altına alıyor: Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin üslup ve anlatım tekniklerini siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor; tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini masaya yatırıyor. Rancière, yepyeni bir araştırma alanı oluşturan bu üslup incelemesine “bilgi poetikası” adını veriyor. Böylesine özgün bir düşünme, araştırma ve eleştiri sürecini temsil eden Tarihin Adları, Rancière’in en özel kitaplarından biri. Filozofun sadık takipçilerinin yanı sıra, tarihyazımı ile tarih felsefesine, sosyal bilimlerin söylem ve yöntem sorunlarına ilgi duyan okurların merakla okuyacağını tahmin ettiğimiz bir metin.

Matlau’l-İtikad Fi Marifati’l-Mabda’i Va’l-Maad İndir

Matlau’l-İtikad Fi Marifati’l-Mabda’i Va’l-Maad
Akıl sahibi her insan, nereden geldiğini ve sonunda nereye gideceğini bilmekle mükellefdir. Nevileri itibariyle aynı durumda bulunan insanoğulları, esas olarak ancak aralarındaki bilgi farkları bakımından ayrılabilirler:

İşte bundan dolayıdır ki Fuzuli, her şeyden önce bilgiden ve onu elde etmenin yollarından bahsetmek mecburiyetini hissetmiştir.

Bilgi edinmek isteyenler üç gruba ayrılırlar.

Birincisi:

Akılcılar ki bunlar mütekellim ve filozoflardır.

Fizikte Felsefi Kavramlar-2 & Felsefe ve Bilimsel Kuramlar Arasındaki Tarihsel İlişki İndir

Fizikte Felsefi Kavramlar-2 & Felsefe ve Bilimsel Kuramlar Arasındaki Tarihsel İlişki
Fizikte Felsefi Kavramlar, bilimdeki ilerlemeleri, oluştukları tarihi ve düşünsel zeminleri göz önünde tutarak ele alıyor. Okurlara, daha öncesinde yalnızca bilimin geleneksel olarak anlatılagelen öyküleriyle verilen bakış açısından ya da geçmişe dönüp baktıklarında fen derslerindeki ödev ve çalışmalarda edindiklerinden biliyor olabilecekleri, bilimsel bir atılımın doğası üzerine derinlemesine düşünme fırsatı veriliyor. Önemli bir amaç, düşünsel olarak göz önünde tutulanların, bilimin asıl uygulamasında ve bilimsel kuramların yapımında oynadıkları temel ve göz ardı edilemez rolün okuyucunun zihnine kazınmasıdır.

Bilimsel bilgi sık sık, kabul edilegelen kesinliği ve nesnel keşif yöntemi yüzünden, özünde diğer bilgi çeşitlerinden farklı olarak görülür. Birçokları tarafından anlaşılan haliyle fizik ve felsefe, birbirlerinden herhangi iki entelektüel disiplinin uzak olabilecekleri kadar ayrık oldukları izlenimi verebilir. Bununla birlikte bu kitap, fizik ve felsefenin birbirleri üzerine bugüne dek yaptıkları ve hâlâ da yapmayı sürdürdükleri, gelişimleriyle ilgili karşılıklı etkileri örnekleriyle gösteriyor. Temel düşünsel sorunlar, özgül tarihi bağlama ve konuyla ilgili bilimsel etkinliğin asıl içeriğine sıkı sıkıya bağlı kalınarak ele alınıyor.

Önce, modern bilimin eski çağlardaki ve en başlardaki tarihi için gerekli bir giriş sunuluyor; ancak bu sırada yirminci yüzyıl fiziğini önceki yüzyıllardakinden ayıran olaylara, yani göreliliğe ve özellikle kuantum mekaniğine özel vurgu yapılıyor. Okurun temel klasik fizik üzerine az da olsa belli bir bilgi birikimi olduğu varsayılıyor, ancak görelilik ya da kuantum mekaniği konusunda herhangi bir bilgiye sahip olmadığı kabul ediliyor.

Bu kitap, daha öncesinde fiziğe giriş seviyesinde bir ders almış olan; fen, mühendislik, felsefe ve sosyal bilimler öğrencilerine, felsefenin fizikle olan ilişkisine ilgi duyan bilim insanlarına ve bilim felsefecilerine özellikle ilginç gelecektir. Ayrıca bilim felsefesi konusunda üniversite üçüncü/dördüncü sınıflarda okutulacak bir derste kaynak kitap olarak da kullanılabilir.

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme İndir

Tarihin Adları & Bilgi Poetikası Alanında Bir Deneme
21. Son yirmi-otuz yılda tarihin bir anlatıdan özellikle de Napolyon veya Kanuni Sultan Süleyman gibi “büyük adlara” ilişkin birtakım anlatılardan ibaret olup olmadığı çok soruldu. Jacques Rancière tarihçilerin söylemini başka açılardan mercek altına alıyor: Jules Michelet, Fernand Braudel ve Annales okulu mensupları ile E. P. Thompson gibi tarihçilerin üslup ve anlatım tekniklerini siyaset ve bilim felsefeleri açısından inceliyor; tarihçiliğin dil ve edebiyatla ilişkisini masaya yatırıyor. Rancière, yepyeni bir araştırma alanı oluşturan bu üslup incelemesine “bilgi poetikası” adını veriyor. Böylesine özgün bir düşünme, araştırma ve eleştiri sürecini temsil eden Tarihin Adları, Rancière’in en özel kitaplarından biri. Filozofun sadık takipçilerinin yanı sıra, tarihyazımı ile tarih felsefesine, sosyal bilimlerin söylem ve yöntem sorunlarına ilgi duyan okurların merakla okuyacağını tahmin ettiğimiz bir metin.