Kategori arşivi: Küreselleşme

Küresel Kriz & Liberal Ekonominin Çöküşü İndir

Küresel Kriz & Liberal Ekonominin Çöküşü
ALEV COŞKUN KÜRESEL KRİZ Liberal Ekonominin Çöküşü Ulusalcı Ekonominin Yükselişi 1990’lardan sonra küreselleşme olgusu bütün dünyayı sardı. Serbest piyasa ekonomisi 2008 yılına kadar altın çağını yaşadı. 2008’de ise bütün dünyayı altüst eden en büyük ekonomik kriz ortaya çıktı. Liberal ekonomik model tarihteki en büyük darbeyi yedi. Alev Coşkun kitabında “yüzyılın tsunamisi” diye adlandırılan bu büyük krizi, ekonominin tarihsel gelişimi çerçevesinde, bilimsel verilere dayanarak inceliyor, liberal piyasa ekonomisinin çöküşünü anlatıyor ve şu sorulara yanıt arıyor:

Küresel kriz neden patlak verdi?
Kapitalizmin döngüsel krizlerden kurtulması olanaksız mı? Marx haklı mı?
Kriz ne zaman bitecek? Eski günlere dönülebilecek mi?
Yeni emperyalizm gelişmekte olan ülkeler karşısında hangi silahları kullanmaktadır?
Ekonomisi dışa bağımlı bir ülkenin bağımsızlığından söz etmek olanaklı mıdır?
Çin, dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda mıdır? ABD’yi geçebilir mi?
Ulusalcı ekonomi nedir? Ulusalcı ekonomi modeli yükseliyor mu?
Türkiye’de KİT’ler haraç mezat satılırken, ABD, Fransa, italya kendi KİT’lerini neden satmıyor?
Türkiye ekonomisi krizden nasıl etkilendi?
Ulus devlet ortadan kalktı mı? ABD ve AB ülkeleri ne gibi korumacı önlemler alıyor?

Yeşil Paradoks & Küresel Isınmaya Arz Yanlı Yaklaşım İndir

Yeşil Paradoks & Küresel Isınmaya Arz Yanlı Yaklaşım
İklim değişiyor, dünya ısınıyor, artan enerji ihtiyacı daha fazla karbon salınımına neden oluyor. Bu gidişatı yavaşlatmak için dizel motor kullanımını, binaların yalıtımının güçlendirilmesini, güneş ve rüzgar gibi yeşil enerjilerden daha çok faydalanılmasını teşvik eden politikalar üretiliyor. Ancak Sinn’e göre, küresel ısınmayı azaltmaya yönelik mevcut politikalar etkisiz. Biyoyakıt kullanımının teşvik edilmesi gibi bazı politikalarsa düpedüz zararlı.

“Yeşil Paradoks” işte bu noktada ortaya çıkıyor: Sinn’e göre fosil kaynaklı enerji tüketiminin azaltılacağı beklentisi, aslında iklim değişikliğini hızlandırıyor. Sinn, bu paradoksa kışkırtıcı bir çözüm öneriyor.

Küreselleşme Heyulası İndir

Küreselleşme Heyulası
Bu kitap, Arjantin, Brezilya, Meksika ve Türkiye üzerine incelemelerle, yaşadığımız dünyanın temel dinamiklerinin anlaşılmasına; ve bu dinamikler ışığına, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir dünyanın inşasına yönelik yazılardan oluşuyor.

Kozanoğlu, çapraşık kim ekonomik sorunları herkesin anlayabileceği bir dille ifade ederken, ekonomik sorunların siyasal sorunlarla bağlantılarını da kuruyor.

Dünyanın ve Türkiye’nin yakın dönemine ışık tutan, kısa bir ekonomi politiği…

Küreselleşme ve Kırsal Dönüşüm İndir

Küreselleşme ve Kırsal Dönüşüm
Günümüz dünyası, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, ilişki ve etkileşimin küresel boyutta yaşandığı bir dünya olmaktadır. Buna bağlı olarak, giderek ulus-devletin görev ve sorumluluk alanı da dahil olmak üzere, yaşamın her alanında küresel ve yerel ilişkiler, etkileşimler, hızlanmakta ve yoğunlaşmaktadır. Süreç giderek kırsal yerleşim yerlerinde küreselleşmenin etkilerinin derinleşmesine yol açmaktadır. Bu bağlamda, küresel dinamikler, yerel, bölgesel coğrafyalarda bir dizi değişimleri zorunlu kılmakta ve aynı zamanda mekansal hareketlilikleri hızlandırmaktadır. Sermayenin mekansal örgütlenmesi, tarihsel süreç içinde her zaman kendine özgü bir dizi belirleyicilerin sonucunda gerçekleşmektedir. Mekanlar, hem bir toplumda üretim süreçlerini belirleyen faktörlerden ya da dinamiklerden, hem de bu dinamikler üzerinde gelişen sosyal ve kültürel yapılardan etkilenmektedir.
Uzun süreli bir saha incelemesini içeren bu çalışmada, küreselleşme sürecinin yerelde yarattığı değişim, dönüşümün dinamiklerinin saptanması ve analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede belirlenmiş araştırma temaları bağlamında, köylerin sosyal ve fizik mekan ilişkilerindeki ve örgütlenmelerindeki değişimden hareketle, yerelin küresel kapitalizme eklemlenme sürecinin yarattığı mücadele alanları ve somut yaşam stratejileri ele alınmaktadır.
Araştırma alanını oluşturan İzmir’in Germiyan ve Uzunkuyu Köyleri, çok yönlü, faktörlü ve kimlikli bir göç hareketi yaşayan, farklı sosyal grupları ve kimlikleri bünyesinde barındıran yerleşim yerleri olmaktadır.
Kitapta küresel-yerel ilişkisinin, gerek sosyal gerekse fizik mekanın düzenlenmesi ve örgütlenmesi sürecinde yarattığı, yeni uzlaşım ve gerilim alanları ortaya konmaktadır. Köylüler, mevcut ekonomik, sosyal, kültürel koşullarının içerdiği farklılıklara ve eşitsizliklere bağlı olarak, yeni yaşam alanları ve stratejileri yaratma eğilimine girerken, tüm sosyal ve fizik mekana yönelik ilişkilerini de bu yönde yeniden düzenlemektedirler. Böylelikle mekanlar, dışsal ve içsel dinamikler temelinde, yeni alanlar, açılımlar kadar yeni sınırlılıklar üretmektedir. Araştırma köylerinde de Türk, Kürt, Yerli, Yabancı, Köylü, Yeni Köylü, Kentli gibi ayrımların ve kimliklerin ürettiği sosyal ilişkilerdeki Açık, Yarı Açık ve Kapalı ilişki sistemlerini kapsayan mekanların toplumsallıkları, yerel-küresel dinamiklerin etkileşim yapısına bağlı olarak köylüleri, yeni arayışlar ve örgütlenme biçimleri yönünde baskılamaktadır.

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım İndir

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Küreselleşen dünyanın farklı yüzleri ile karşılaşma bazıları için etken bazıları için de edilgen bir süreçtir. Çünkü bu süreç, gücü elinde bulunduranlara sayısız fırsatlar sunmakta, buna karşılık güçten yoksun olanları dışlamakta ve güce ortak etmemektedir. Örneğin bugün, mukayeseli üstünlüğe sahip olanlar, pastayı büyütmek yerine küçülterek bölüştürmekte, çalışma yaşamında enformasyonel emeğe önem vererek yeni bir tür tekel kurmakta, sermaye hareketlerini, çokuluslu şirketler üzerinden dünyaya yaymaktadır. Dolayısıyla da karteller ve tröstlerin her biri devlet içinde devlet olmaktadır. Bu bakımdan içinde yaşanılan yüzyılda ortaya çıkan veya çıkarılan krizlerin her biri yeni bir uluslararası düzene veya dengeye hazırlanma an’ıdır, denilebilir. Kuşkusuz, bu düzenin veya dengenin kurulmasına kapitalizmin aracı kurumları öncülük etmektedir. Bu anlamda Kit’lerin özelleştirilmeleri veya içlerinin boşaltılması sürecine, bu öncülüğün dışa vurulma biçimleri olarak bakılabilir. Kısaca, günümüzde yaşanan hızlı değişimlerde sürat, çok önemli bir faktördür ve her türlü savaşın veya mücadelenin esası kabul edilmektedir. Nitekim bugün diplomasinin paradigması dahi değişmek zorunda kalmıştır. Çünkü ülkelerin ulusal ve uluslararası politikası değişmiştir.

Özetle, yenidünya düzeninde küreselleşen dünyada yeni yoksulluklar, eşitsizlikler, sınıfsal mücadeleler, ekolojik dengesizlikler ve bunlara dayalı olarak sağlığın gaspı veya ipotek altına alınması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda hazırlanan bu seçkide okuyucunun küreselleşme sürecine farklı açılardan ve perspektiflerden bakabilmesi ve değerlendirme yapabilmesi hedeflenmiştir.

Güç Dengesi, Küreselleşme ve Kapitalist Barış İndir

Güç Dengesi, Küreselleşme ve Kapitalist Barış
20. Yüzyıl’da uluslararası sistemi etkileyen en önemli olgulardan ikisi hiç şüphesiz küreselleşme ve Amerikan hegemonyasıdır. Birbirinin tamamlayıcısı olan bu iki olgunun ortaya çıkardığı kapitalist barışın etkileri günümüzde hâlâ hissedilmekle birlikte, 21. Yüzyıl’ın uluslararası sisteminin geleceğinde söz konusu iki olgunun ağırlığının ne olacağı tartışma konusudur. Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD önderliğinde kurulan Batı kaynaklı güç dengesi bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar, yeni meydan okumalarla karşı karşıyadır. Çin ve Hindistan gibi Doğulu ülkelerin uluslararası sistem üzerinde hem ekonomik hem de kültürel alanlarda artan etkileri, özelde ABD hegemonyası genelde ise Batılı güç dengesi üzerinde sarsıcı etkiler ortaya çıkarmaktadır.

Erich Weede, Güç Dengesi, Küreselleşme ve Kapitalist Barış’ta Doğu’nun artan bu gücüne vurgu yaparak, küreselleşme ve Amerikan hegemonyası ile sağlanan kapitalist barışın geleceğini sorgulamaktadır. Kitapta ayrıca ekonomik zenginlik, demokrasi ve savaşların önlenmesi konularındaki yakın ilişkiler ile küreselleşmenin bu olgular üzerine olan etkileri de derinlemesine incelenmekte, kapitalist barışın sağladığı küresel ekonomik refahın demokrasileri güçlendirmede ve savaşları önlemedeki rolü detaylı bir biçimde değerlendirilmektedir

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım İndir

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Küreselleşen dünyanın farklı yüzleri ile karşılaşma bazıları için etken bazıları için de edilgen bir süreçtir. Çünkü bu süreç, gücü elinde bulunduranlara sayısız fırsatlar sunmakta, buna karşılık güçten yoksun olanları dışlamakta ve güce ortak etmemektedir. Örneğin bugün, mukayeseli üstünlüğe sahip olanlar, pastayı büyütmek yerine küçülterek bölüştürmekte, çalışma yaşamında enformasyonel emeğe önem vererek yeni bir tür tekel kurmakta, sermaye hareketlerini, çokuluslu şirketler üzerinden dünyaya yaymaktadır. Dolayısıyla da karteller ve tröstlerin her biri devlet içinde devlet olmaktadır. Bu bakımdan içinde yaşanılan yüzyılda ortaya çıkan veya çıkarılan krizlerin her biri yeni bir uluslararası düzene veya dengeye hazırlanma an’ıdır, denilebilir. Kuşkusuz, bu düzenin veya dengenin kurulmasına kapitalizmin aracı kurumları öncülük etmektedir. Bu anlamda Kit’lerin özelleştirilmeleri veya içlerinin boşaltılması sürecine, bu öncülüğün dışa vurulma biçimleri olarak bakılabilir. Kısaca, günümüzde yaşanan hızlı değişimlerde sürat, çok önemli bir faktördür ve her türlü savaşın veya mücadelenin esası kabul edilmektedir. Nitekim bugün diplomasinin paradigması dahi değişmek zorunda kalmıştır. Çünkü ülkelerin ulusal ve uluslararası politikası değişmiştir.

Özetle, yenidünya düzeninde küreselleşen dünyada yeni yoksulluklar, eşitsizlikler, sınıfsal mücadeleler, ekolojik dengesizlikler ve bunlara dayalı olarak sağlığın gaspı veya ipotek altına alınması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda hazırlanan bu seçkide okuyucunun küreselleşme sürecine farklı açılardan ve perspektiflerden bakabilmesi ve değerlendirme yapabilmesi hedeflenmiştir.

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım İndir

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Küreselleşen dünyanın farklı yüzleri ile karşılaşma bazıları için etken bazıları için de edilgen bir süreçtir. Çünkü bu süreç, gücü elinde bulunduranlara sayısız fırsatlar sunmakta, buna karşılık güçten yoksun olanları dışlamakta ve güce ortak etmemektedir. Örneğin bugün, mukayeseli üstünlüğe sahip olanlar, pastayı büyütmek yerine küçülterek bölüştürmekte, çalışma yaşamında enformasyonel emeğe önem vererek yeni bir tür tekel kurmakta, sermaye hareketlerini, çokuluslu şirketler üzerinden dünyaya yaymaktadır. Dolayısıyla da karteller ve tröstlerin her biri devlet içinde devlet olmaktadır. Bu bakımdan içinde yaşanılan yüzyılda ortaya çıkan veya çıkarılan krizlerin her biri yeni bir uluslararası düzene veya dengeye hazırlanma an’ıdır, denilebilir. Kuşkusuz, bu düzenin veya dengenin kurulmasına kapitalizmin aracı kurumları öncülük etmektedir. Bu anlamda Kit’lerin özelleştirilmeleri veya içlerinin boşaltılması sürecine, bu öncülüğün dışa vurulma biçimleri olarak bakılabilir. Kısaca, günümüzde yaşanan hızlı değişimlerde sürat, çok önemli bir faktördür ve her türlü savaşın veya mücadelenin esası kabul edilmektedir. Nitekim bugün diplomasinin paradigması dahi değişmek zorunda kalmıştır. Çünkü ülkelerin ulusal ve uluslararası politikası değişmiştir.

Özetle, yenidünya düzeninde küreselleşen dünyada yeni yoksulluklar, eşitsizlikler, sınıfsal mücadeleler, ekolojik dengesizlikler ve bunlara dayalı olarak sağlığın gaspı veya ipotek altına alınması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda hazırlanan bu seçkide okuyucunun küreselleşme sürecine farklı açılardan ve perspektiflerden bakabilmesi ve değerlendirme yapabilmesi hedeflenmiştir.

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım İndir

Küreselleşen Dünyada Değişimin Farklı Yüzleri & Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Küreselleşen dünyanın farklı yüzleri ile karşılaşma bazıları için etken bazıları için de edilgen bir süreçtir. Çünkü bu süreç, gücü elinde bulunduranlara sayısız fırsatlar sunmakta, buna karşılık güçten yoksun olanları dışlamakta ve güce ortak etmemektedir. Örneğin bugün, mukayeseli üstünlüğe sahip olanlar, pastayı büyütmek yerine küçülterek bölüştürmekte, çalışma yaşamında enformasyonel emeğe önem vererek yeni bir tür tekel kurmakta, sermaye hareketlerini, çokuluslu şirketler üzerinden dünyaya yaymaktadır. Dolayısıyla da karteller ve tröstlerin her biri devlet içinde devlet olmaktadır. Bu bakımdan içinde yaşanılan yüzyılda ortaya çıkan veya çıkarılan krizlerin her biri yeni bir uluslararası düzene veya dengeye hazırlanma an’ıdır, denilebilir. Kuşkusuz, bu düzenin veya dengenin kurulmasına kapitalizmin aracı kurumları öncülük etmektedir. Bu anlamda Kit’lerin özelleştirilmeleri veya içlerinin boşaltılması sürecine, bu öncülüğün dışa vurulma biçimleri olarak bakılabilir. Kısaca, günümüzde yaşanan hızlı değişimlerde sürat, çok önemli bir faktördür ve her türlü savaşın veya mücadelenin esası kabul edilmektedir. Nitekim bugün diplomasinin paradigması dahi değişmek zorunda kalmıştır. Çünkü ülkelerin ulusal ve uluslararası politikası değişmiştir.

Özetle, yenidünya düzeninde küreselleşen dünyada yeni yoksulluklar, eşitsizlikler, sınıfsal mücadeleler, ekolojik dengesizlikler ve bunlara dayalı olarak sağlığın gaspı veya ipotek altına alınması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu bağlamda hazırlanan bu seçkide okuyucunun küreselleşme sürecine farklı açılardan ve perspektiflerden bakabilmesi ve değerlendirme yapabilmesi hedeflenmiştir.

Tek Dünya / Küresel Kapitalizmin Manik Mantığı İndir

Tek Dünya / Küresel Kapitalizmin Manik Mantığı
William Greider, küreselleşmeyi, neşeli bir kayıtsızlıkla önüne çıkan her şeyi tahrip edip biçerek, bütün sınırları hiçe sayarak ilerleyen, ardında muazzam bir servet kaybı ve insanlık trajedisi bırakan devasa bir makineye benzetiyor. Tek Dünya, masa başında yazılmış kuramsal bir küreselleşme çözümlemesi değil, Yazar, kitabın sayfaları boyunca bazen Bangkok, Tayland, Kuala Lumpur ve Yokohoma’da, bazen Varşova, Pekin ve Hong Kong’da ortaya çıkıyor ve bize, evrensel bir biriktirme ve inşa etme arzusuyla ateşlenen insan yaratıcılığının ortaya çıkardığı görkemi ve sefaleti aynı anda gösteriyor; işçilerle, işadamlarıyla, teknisyenlerle yaptığı konuşmaları ve kendi gözlemlerini aktarıyor.