Kategori arşivi: Çalışma Hayatı

Küreselleşme Sürecinde İşçilerin Direnme ve Hayatta Kalma Stratejileri: Denizli Tekstil İşçileri Örneği İndir

Küreselleşme Sürecinde İşçilerin Direnme ve Hayatta Kalma Stratejileri: Denizli Tekstil İşçileri Örneği
Tezin temel amacı, Denizli ilinde tekstil sektöründe yer alan bir büyük ölçekli, bir orta ölçekli, üç tane fason atölyede çalışan 45 işçi, bir fabrika, üç fason atölye sahibi, bir genel müdür, iki bölüm müdürü, iki şef, bir ustabaşıyla derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Basit anlatım içeren bir seviyede yazılmış bu kitabın, bu konu hakkında araştırma yapan ve detaylı bilgiye sahip olmak isteyen okurların kitaplığında bulunması gereken bir eser olma özelliğini taşımaktadır.

Konu Başlıkları

Tezin Yapısı
Kurumsal Çerçeve
Araştırmanın Metodolojisi ve Araştırma Süreci
Bulgular ve Değerlendirme

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları İndir

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları
İşçi/emekçi kavramı, hâlâ öncelikle fabrikayı, atölyeyi, kısacası modern endüstriye özgü üretim ve çalışma ilişkilerini çağrıştırıyor. Büyük sanayi üretiminin yerini yeni teknolojilere bırakıyor olmasının, işçi sınıfını önemsizleştirdiği hatta sona erdirdiği yanılsaması, biraz da bu çağrışımdan destek alıyor. Oysa, tek varlığı emek gücü olanların sayısı artmakta.
Kapitalizmin esnek üretim örgütlenmesinin emek “piyasasında” yol açtığı büyük ayrışma, parçalanma ve çeşitlenme, global düzeyde oluşan “amele pazarını” görmeyi güçleştiriyor.
Özellikle istihdamdaki payı gitgide artan hizmet sektörü, kitlesel emek gücünün çevrimine dayanıyor. Bu sektördeki birçok işte çalışanların eğitim ve formasyon itibarıyla orta sınıftan sayılması, onların işçi olduklarının “farkına varılmasını” (çoğu zaman kendilerinin de bunun farkına varmalarını) zorlaştırıyor.
Zamanımızın amele pazarı olgusunu belirleyen etken, güvencesizleşmedir.
Ekonomik ve sosyal hak kaybının yanı sıra, çalışmanın insanlara sunabildiği aidiyet ve sosyalliğin de kaybına yol açan bir süreç, güvencesizleşme.
Çalışanların zamanları ve hayatları üzerindeki hâkimiyetlerini sıfırlayan bir süreç…
Ayşe Buğra’nın hazırladığı derleme, genç araştırmacılar Taylan Acar, Esin Ertürk, Özgür Burçak Gürsoy, Ebru Işıklı, Aysun Kıran ve Sevecen Tunç’un katkılarıyla, Türkiye’de emek ilişkilerinin (ve sömürüsünün) çarpıcı manzaralarını gözler önüne seriyor. İşçi/emekçi deyince hemen akla gelmeyen işçiler: Mevsimlik tarım işçileri, sinema emekçileri, futbol emekçileri, öğretmenler, sağlık çalışanları, ofis çalışanları ve onların “işçi olma” deneyimleri…

İstihdam Edilebilirlik & Değişim Kıskacında Birey İndir

İstihdam Edilebilirlik & Değişim Kıskacında Birey
• İstihdam Edilebilirliğin Gündeme Gelmesine Yol Açan Değişimler
• İstihdam Edilebilirlik
• İstihdam Edilebilirlik, Eğitim Ve Yaşam Boyu Öğrenme Arasındaki İlişki

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün İndir

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün
Berec, Petrol-İş Sendikası’nın gerçekleştirdiği ilk grevdir. Kitaptaki ayrıntılar bize bu ilk grevin, dönemin koşulları da göz önünde bulundurulduğunda, son derece yetkin biçimde organize edildiğini gösterir. İşyerindeki ilk örgütlenme çalışmalarından başlayarak, işverenle sürdürülen zorlu ilişkiler ve grevin sendikanın tüm olanakları seferber edilerek, büyük bir disiplin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin düzeyi bugün için bile ders alınacak niteliktedir.

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün İndir

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün
Berec, Petrol-İş Sendikası’nın gerçekleştirdiği ilk grevdir. Kitaptaki ayrıntılar bize bu ilk grevin, dönemin koşulları da göz önünde bulundurulduğunda, son derece yetkin biçimde organize edildiğini gösterir. İşyerindeki ilk örgütlenme çalışmalarından başlayarak, işverenle sürdürülen zorlu ilişkiler ve grevin sendikanın tüm olanakları seferber edilerek, büyük bir disiplin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin düzeyi bugün için bile ders alınacak niteliktedir.

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları İndir

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları
İşçi/emekçi kavramı, hâlâ öncelikle fabrikayı, atölyeyi, kısacası modern endüstriye özgü üretim ve çalışma ilişkilerini çağrıştırıyor. Büyük sanayi üretiminin yerini yeni teknolojilere bırakıyor olmasının, işçi sınıfını önemsizleştirdiği hatta sona erdirdiği yanılsaması, biraz da bu çağrışımdan destek alıyor. Oysa, tek varlığı emek gücü olanların sayısı artmakta.
Kapitalizmin esnek üretim örgütlenmesinin emek “piyasasında” yol açtığı büyük ayrışma, parçalanma ve çeşitlenme, global düzeyde oluşan “amele pazarını” görmeyi güçleştiriyor.
Özellikle istihdamdaki payı gitgide artan hizmet sektörü, kitlesel emek gücünün çevrimine dayanıyor. Bu sektördeki birçok işte çalışanların eğitim ve formasyon itibarıyla orta sınıftan sayılması, onların işçi olduklarının “farkına varılmasını” (çoğu zaman kendilerinin de bunun farkına varmalarını) zorlaştırıyor.
Zamanımızın amele pazarı olgusunu belirleyen etken, güvencesizleşmedir.
Ekonomik ve sosyal hak kaybının yanı sıra, çalışmanın insanlara sunabildiği aidiyet ve sosyalliğin de kaybına yol açan bir süreç, güvencesizleşme.
Çalışanların zamanları ve hayatları üzerindeki hâkimiyetlerini sıfırlayan bir süreç…
Ayşe Buğra’nın hazırladığı derleme, genç araştırmacılar Taylan Acar, Esin Ertürk, Özgür Burçak Gürsoy, Ebru Işıklı, Aysun Kıran ve Sevecen Tunç’un katkılarıyla, Türkiye’de emek ilişkilerinin (ve sömürüsünün) çarpıcı manzaralarını gözler önüne seriyor. İşçi/emekçi deyince hemen akla gelmeyen işçiler: Mevsimlik tarım işçileri, sinema emekçileri, futbol emekçileri, öğretmenler, sağlık çalışanları, ofis çalışanları ve onların “işçi olma” deneyimleri…

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları İndir

Sınıftan Sınıfa & Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları
İşçi/emekçi kavramı, hâlâ öncelikle fabrikayı, atölyeyi, kısacası modern endüstriye özgü üretim ve çalışma ilişkilerini çağrıştırıyor. Büyük sanayi üretiminin yerini yeni teknolojilere bırakıyor olmasının, işçi sınıfını önemsizleştirdiği hatta sona erdirdiği yanılsaması, biraz da bu çağrışımdan destek alıyor. Oysa, tek varlığı emek gücü olanların sayısı artmakta.
Kapitalizmin esnek üretim örgütlenmesinin emek “piyasasında” yol açtığı büyük ayrışma, parçalanma ve çeşitlenme, global düzeyde oluşan “amele pazarını” görmeyi güçleştiriyor.
Özellikle istihdamdaki payı gitgide artan hizmet sektörü, kitlesel emek gücünün çevrimine dayanıyor. Bu sektördeki birçok işte çalışanların eğitim ve formasyon itibarıyla orta sınıftan sayılması, onların işçi olduklarının “farkına varılmasını” (çoğu zaman kendilerinin de bunun farkına varmalarını) zorlaştırıyor.
Zamanımızın amele pazarı olgusunu belirleyen etken, güvencesizleşmedir.
Ekonomik ve sosyal hak kaybının yanı sıra, çalışmanın insanlara sunabildiği aidiyet ve sosyalliğin de kaybına yol açan bir süreç, güvencesizleşme.
Çalışanların zamanları ve hayatları üzerindeki hâkimiyetlerini sıfırlayan bir süreç…
Ayşe Buğra’nın hazırladığı derleme, genç araştırmacılar Taylan Acar, Esin Ertürk, Özgür Burçak Gürsoy, Ebru Işıklı, Aysun Kıran ve Sevecen Tunç’un katkılarıyla, Türkiye’de emek ilişkilerinin (ve sömürüsünün) çarpıcı manzaralarını gözler önüne seriyor. İşçi/emekçi deyince hemen akla gelmeyen işçiler: Mevsimlik tarım işçileri, sinema emekçileri, futbol emekçileri, öğretmenler, sağlık çalışanları, ofis çalışanları ve onların “işçi olma” deneyimleri…

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün İndir

Berec Grevi & Kırkbir Uzun Gün
Berec, Petrol-İş Sendikası’nın gerçekleştirdiği ilk grevdir. Kitaptaki ayrıntılar bize bu ilk grevin, dönemin koşulları da göz önünde bulundurulduğunda, son derece yetkin biçimde organize edildiğini gösterir. İşyerindeki ilk örgütlenme çalışmalarından başlayarak, işverenle sürdürülen zorlu ilişkiler ve grevin sendikanın tüm olanakları seferber edilerek, büyük bir disiplin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin içinde yaşama geçirilmesinde gösterilen özen, enerji ve becerinin düzeyi bugün için bile ders alınacak niteliktedir.

Network Marketing Sözleşmesi İndir

Network Marketing Sözleşmesi
Network Marketing Sisteminde, üretici ya da ithalatçı firmalar ürünlerini, doğrudan satıcı olarak isimlendirilen ve bir yandan ürün satan diğer yandan da kendileri gibi çalışacak yeni satıcılar bularak sisteme kazandıran kişiler aracılığı ile tüketicilere ulaştırmaktadırlar. Doğrudan satıcılar hem sattıkları ürünlerden kar elde etmekte hem de kendileri tarafından sisteme kazandırılan diğer satıcıların satış bedelleri üzerinden prim almaktadırlar. İşleyişi basit gibi görünse de network marketing sisteminde bazı ciddi problemler ortaya çıkmaktadır. Bu problemlerin başında sistemin halk arasında saadet zinciri olarak bilinen sisteme benzerliği sebebi ile meşruiyet tartışması gelmektedir. Bu çalışmada öncelikle doğrudan satıcılar ile ürünlerini pazarladıkları firmalar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesi yapılmaya çalışılmış daha sonra da taraflar arasındaki sözleşmenin kurulması, taraflara yüklediği borçlar, özellikle saadet zincirine benzerliği açısından sözleşmenin geçersizliği ve sona ermesi konuları üzerinde durulmuştur.