Kategori arşivi: Şiir (çeviri)

Seçme Şiirler İndir

Seçme Şiirler
“1799 Ocağında annesine yazdığı bir mektupta, şiir yazma için “bütün uğraşların en masumu” diyor Hölderlin. Ne ölçüde “en masum”? Şiir yazma, gösterişsiz oyun kılığında çıkar ortaya. Kendi görüntüler dünyasını bağımsız kurar ve imgelenmişin ülkesinde kök salarak kalır. Bu oyun, her zaman öyle ya da böyle suç yaratan kararların ciddiliğinden kaçınır böylece. Bundan ötürü, şiir yazma bütünüyle zararsızdır. Aynı zamanda yararsızdır o; salt bir söyleme ve konuşma olarak kaldığı için. Onda, gerçeği doğrudan doğruya kavrayan ve değiştiren eylemin hiç bir yönü bulunmaz. Şiir düş gibidir, gerçeklik gibi değil; sözlerle oynamadır, eylemin ciddîliği yoktur onda. Şiir zararsız ve yararsızdır.” Martin Heidegger

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar İndir

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar
Ardında edebiyatın her alanından binlerce sayfalık eserler bırakmış, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarı-şairi Fernando Pessoa’dan (1888-1935) bir güldeste, tanımayanlar için tanışma vesilesi…
Pessoa’nın gözde temaları olan “düşünmek/hissetmek”, “düşlemek/yaşamak”, “dış/iç” karşıtlıkları, “kendiyle ben arasındaki mesafe”, Tanrı, teozofi, mitler, yitim duygusunun sürekliliği gibi kavramlar etrafında dolanıp duran kısa metinler, cümleler, dizeler… Baştan sona ya da atlayarak okunabilecek, Pessoa’nın şiirli felsefesinin tek bir cümlesiyle günler geçirmeye imkân tanıyan bir seçki…

“Yavaş yavaş kişilik değiştiriyorum; yeni kişilikler yaratma, taklit etmenin, dünyayı anlamanın ya da dünya anlaşılabilirmiş gibi yapmanın yeni tarzlarını yaratma yeteneğimle zenginleşiyorum (evrim burada olsa gerek).”

Rumluk Yaşlı Kadınlar ve Deniz İndir

Rumluk Yaşlı Kadınlar ve Deniz
Ama bazen dayanamazsın artık sessizliğe, ağırlığına ve hafifliğine
bir şeyler yapmaya koyulursun o zaman -önemli değil ne olduğu-

örneğin, sararmış canfese küçük bir çiçek işlemek,
haça asılı tacın üzerine – o zaman
kızlarımız ve onların kızları, torunlarımız, gelinlerimiz hatta eğilip bakarlar küçük
çiçeğimize

ve göklere çıkartırlar becerimizi, peri eli derler ellerimize,
dahası güzel kokulu bulurlar çiçeğimizi -ve doğrudur, güzel kokuludur çiçeğimiz-

Özdemir İnce’nin dediği gibi: “gerçek sevginin şiirleri” olan Yannis Ritsos’un “Rumluk / Yaşlı Kadınlar ve Deniz” adlı eseri farklı iki dönemin şiirleridir.

Rumluk, Yannis Ritsos’un 1945-1947 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. İçsavaş öncesi ve sonrasına denk gelen bu zamanda şair, içsavaşa solcu Ulusal Kurtuluş Ordusu saflarında katıldı. Kavgaların ve hengamenin sürdüğü bu zamanda yazdığı şiirleri Rumluk adı altında topladı.

Ritsos’un şiirinde kadınların çok özel bir yeri vardır. Yaşlı Kadınlar ve Deniz geniş bir kadın yelpazesi sunar okuyucuya. Onun şiirlerinde kadın bir simgedir. Annedir, topraktır. Bir halk kadınından Helena’ya kadar her kadın Ritsos’un şiirine girer. Ve kadın sürekliliğin simgesi, toprak ananın bir parçası olur. Kadın o dizelerde anayurdu, babaevini, sılayı temsil eder.

Çeşmeden Söz ve Su Akar İndir

Çeşmeden Söz ve Su Akar
Slave Gyorgo Dimoski Makedon Edebiyatında semboller dünyasının şairlerindendir. Dimoski’nin şiirlerinde sık sık metafizik unsurlara rastlıyoruz. Tabiat-eşya ilişkilerinin köklerine de yönelen Dimoski’nin lirizmini korumaya çalışan Esad Bayram, Türkçenin imkânlarını ustaca kullanıyor.

Cehennemde Bir Mevsim & Aydınlanışlar İndir

Cehennemde Bir Mevsim & Aydınlanışlar
“Arthur Rimbaud vahşi tabiatlı bir mistiktir. Suya doymuş bir topraktan yeniden fışkıran yitik bir sudur. Yaşamı bir yanlış anlaşılmadır. Marsilya’da, o hastane yatağında, bacağı kesik, güçsüz bir durumda, sonunda yaşamın ne olduğunu bilinceye kadar yaşamı, kendisini sürükleyen ve yakasını bırakmayan o sesten yakasını kurtarmak için kaçmaya çalıştığı ve tanımak istemediği boşuna bir girişimdir.”
—Paul Claudel
Rimbaud ölümüne yakın birçok manevî haller yaşamıştır. Ölürken, son nefesinde Arapça “Allah Kerim” demiştir. Rimbaud’nun bu son sözü, onun İslâm’a bakışı hakkında bize bir fikir vermektedir, çünkü kimilerinin ileri sürdüğü gibi, dinsiz birinin ya da Hıristiyan birinin durup dururken ve hayatının en son anında İslâm’a ait bir cümleyi söylemesi kuşkusuz bir rastlantı olamaz. Rimbaud’nun hayatının son dönemi İslâm’la kaynaşmış bir şekilde geçmiştir. Bu bilinen bir gerçektir. Bu husus hem Batı’da hem de ülkemizde açıkça yazılmıştır. (Arka Kapak)

Vedalaşmaların İlmini Yaptım Ben İndir

Vedalaşmaların İlmini Yaptım Ben

Yirminci yüzyılın en önemli Rus şairlerinden Osip Mandelştam çok genç yaşta önemsenen bir ye­tenek olarak tanındı.
1917 Devrimine karşı olmayan Mandelştam ülkeyi yö­neten parti bürokrasisinin güdümlü bir sanat anla­yışını egemen kılması üzerine kendi bağımsız görüşlerinden ödün vermedi. 1934’te yazdığı Stalin’i eleştiren ve dostları arasında okuduğu bir şiirinin ihbar edilmesi üzerine tutuklanarak sürgüne gönderildi.
Burada yazdığı şiirleri, karısı Nadejda Mandelştam, ezberleyerek korudu. 27 Aralık 1938’de bir ça­lışma kampında öldüğü resmi kurumlar tarafından açıklandı.
1956’da saygın­lığını yeniden kazandı. 1977’de keşfedilen küçük bir gezegene onun adı verildi.
Bugün 20. yüzyıl Rus şiirinin Anna Ahmatova ve Boris Pasternak’la birlikte üç büyük şairinden biri sayılıyor.
Bu büyük şairin şiirlerinden seçmeleri, geniş bir fotoğraf albümüyle birlikte sunuyoruz.
 
Yalnız çocuk kitapları okumak
çocuklar gibi düşünmek,
büyümüş olan her şeyi kovmak,
derin acıdan silkinip kurtulmak.

 

Parantezlerdeki Ritsos İndir

Parantezlerdeki Ritsos
Parantezlerdeki RitsosYaşayan Yunan ozanlarının belki de en önemlisi olan Yannis Ritsos, trajik bir yaşam duygusunun dramatik ve simgesel anlatımında Kavafis, Sikelianos ve Seferis gibi seçkin öncülerin izinden gitmektedir. Ritsos’un bu kitapta yer alan üç bölümlük şiirleri – Parantezler, (1946-47), Parantezler, (1950-61) ve Uzak, (1975) – otuz yıllık bir şiir serüvenini ve ozanın olgunluk döneminin değişik anlarındaki çok ince algılarını birleştiren gelişmiş bir duyarlığı yansıtıyor.Şiirlere yazdığı giriş yazısında ve kitabın adını açıklarken Edmund Keeley* şöyle diyor: “İki parantez işareti, bir uzaklıktan birbirlerine bakan bükülmüş eller gibidir; bir araya gelmek, yalıtılmış varlıklar arasında insan ilişkilerinin yeniden yaratılmasına yardım edebilecek bir buluşmayı gerçekleştirmek için çırpınan eller gibi..Ama, ellerin arasındaki uçurumu kapamaya yönelik apaçık jestlerin var olmasına karşın, jestlerin kaçınılmaz bir biçimde başarısız kaldığı ve hiçbir zaman gerçekleşmediği görülüyor.”Ritsos’un ozansı bakışının gelişimi açısından, parantezler arasındaki uzaklık, ilk iki bölümün her birinde, son bölüme oranla daha kısadır. Son bölümde mesafe hemen hemen sonsuzdur. Ne var ki, Ritsos’un süssüz ve yalın da olsa güçlü bir biçimde çağırıcı olan görüntüsü, ozanın büyüklüğünün en son işareti olan stilistik bir saflığı koyuyor ortaya.