Kategori arşivi: Hiciv-Mizah

Fıkroman İndir

Fıkroman
Muzip muzip gülerek çıktı kürsüye ve arka taraflarda oturan ailesine de göz kırpmayı ihmaletmedi.
“Benim Tahir dayum, İstanbul’da polis memurudur” diye başladı ödevini okumaya. “Bir gece yarısı nöbetçi iken, karakolun telefonu çalar. Açar telefonu Tahir dayum. Karşıdaki ses şöyle demektedur:
‘İiiiyi aaaakşamlar. Biiiiiir iiiiihbarım ooooolacaktu.’
‘Buyrun’ der Tahir Dayum.
‘Buuuuu… Burada ööööölü biiiir aaaat vaaar.’
‘Adresi verun, hemen alduralum beyefendi.’
‘Maaaaa… Maaaaaaaaa.’
‘Maslak’
‘Haaaaayır. Maaaaaaa. Maaaaaaaa’
Tahir dayum sinirlenur adama:
‘Yeter be kardeşum, konuşmayı öğren öyle ara’ deyup telefonu kapatur.
Daha bir dakika geçmeden telefon yine çalar. Karşudaki ses:
‘İiiiyi aaaakşamlar. Biiiiiir iiiiihbarım ooooolacaktu’ der.
‘Dinliyorum.’
‘Buuuuu… Burada ööööölü biiiir aaaat vaaar.’
‘Tamam, beyefendu, adresu verun aldıralum da.’
‘Maaaaa… . Maaaaaaaaa.’
‘Maslak’
‘Haaaaayır. Maaaaaaa. Maaaaaaaa’
Tahir dayum yine kızar ve kapatur telefonu. Aradan tam üç saat geçer, telefon tekrar çalar. Tahir dayum açar telefonu. Karşudaki ses:
‘Biiiir ihhhhhh.’ derken Tahir dayum.

B*ktan Kitap İndir

B*ktan Kitap
Ali Mert, daha önce yine Yordam Kitap’tan yayınlanan Çöpten Kitap ve Kumdan Kitap adlı deneme-mizah yapıtlarının oyuncu çizgisinde, üçlemeyi B*ktan Kitap ile tamamlıyor.
Kitapta yer alan “bulaşık lağım ve medya hikâyeleri”nde, 12 Eylül’den bugüne medyanın halini; bir yanda Babıali’den medya plazalarına yaşanan değişimi, diğer yanda sürekli değişim diye tuttursa da, rüzgârın estiği yöne göre her devrin adamı olarak kalmayı başaran ve hiç değişmeyen yazarları görmek mümkün.
B*ktan Kitap, arada dönemin başka köşe yazarlarına uzansa da ana hatlarıyla E. Özköşk’ü andıran bir yayın yönetmeninin, güne başlayışını, tuvalet ziyaretini, dostu lağım faresiyle atışmalarını ve günlük makalesini kaleme alışını içeren bölümlerle akıp gidiyor.
Evren’in mercimek kampanyasına katkısından Özal’ın otomobil sevdasını yüceltmesine, Pensilvanya merkezli  “sivil toplum” atılımından umre ziyaretiyle dönemi kurtarma çabasına, çok şapkalı bir gazetecinin çırpınışları ya da medyadaki büyük çürüme…
Hiciv yüklü denemelerle.

Soyma Beni Utanırım İndir

Soyma Beni Utanırım
Ağlanacak ve gülünecek onca şey yaşıyoruz ama pek çoğu gündelik yaşamın karmaşaşı arasında “kaynayıp gidiyor”. Toplumsal kara mizahın sivri dilli ustası Muzaffer İzgü bunların hiçbirini kaçırmıyor; doğru ve akılcı tespit ve yorumlarıyla bir kez daha “bizi bize çarpıyor”. Soyma Beni, Utanırım’ı bir çırpıda okuyacaksınız ama okuyup geçemeyeceksiniz.

Ay Peşinde İndir

Ay Peşinde
“Evvela bilmemiz lazım gelen bir mesele vardır; en temelli, canlı mesele: Mizah her aklın, her zekânın dokuyacağı bir kumaş değildir. Latife olgun bir meyve gibi kemale erdirilip öyle ortaya konmak lazım gelir. Mizah süpürge sopası değildir; vurmak, dövmek, kaba kaba güldürmek için kullanılsın. Bu bir fırçadır, dimağımızın yorucu ilim ve hayat yollarında topladığı tozları alır; nazik, ince bir iştir. Mizahta da ehliyet, kabiliyet şarttır.” – Refik Halid Karay
“Refik Halid kalemini doğuştan getirdiği mizah kabiliyeti yönünde denemesi sonucu meşhur olmuştur” – Yakup Kadri, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 1969
İlk baskısı 1922’de yapılan Ay Peşinde’de Refik Halid Karay kendisini şöhrete kavuşturan mizah gücünü kullanarak dönemin sosyal olaylarını, değişik katmanlardan kişilerini, gülümsemeyle gözyaşı arasındaki duygu aktarımlarıyla paylaşmaya devam ediyor.

Vallahi Kız Değilim İndir

Vallahi Kız Değilim
Bu kitabımı, 5 Temmuz 1995’te yitirdiğimiz dünya insanı, büyük yazar, gerçek bir türk aydını olan, çok sevdiğim ve hep seveceğim Aziz Nesin’in çok değerli anısına adıyorum.
Füsun Önal

Hükümet Çiftetellisi İndir

Hükümet Çiftetellisi
100’ü aşkın kitabı, 10 milyona ulaşan okuruyla toplumsal kara mizahın sivri kalemli ustası olarak anılan Muzaffer İzgü, günlük yaşamımıza ince ince sızan siyasi, sosyal ve kültürel traji-komiklikleri yakalayıvermiş yine. Nerede durduğumuzu, olaylara ve durumlara nereden baktığımızı, neye nasıl yaklaştığımızı, öyle acımasız ama doğru biçimde sunuyor ki “pes” diyor insan.

Bir Vicdan Davası İndir

Bir Vicdan Davası
Onbeş yıl süren TYS genel başkanlığım süresini ve yazarlarımıza ilişkin anılarımı ayrıntılı olarak yazmayı çok istiyorum ama yetmişyedi yaşımdan sonra buna artık zamanım olacağını sanmıyorum. Tomris Uyarı aşağıladığım savı ile 3 milyon lira ile birlikte [toplam 51 milyon [667 bin 5001 lira tazminat ödeme cezasına çarptırılmış olmam dolayısıyla bu kitapta derlediğim belgeler onbeş-yirmi yıllık sendika yaşamımın hiç olmazsa çok kısa bir bölümünü yansıtacaktır diye düşünüyorum. Amacım, kendimi savunmak yada kendisini aşağıladığımı söyleyen Tomris Uyar’ın haksızlığını kanıtlamak değil. Açtığı tazminat davasını kazanan Tomris Uyar’ı ister haklı ister haksız bulun, bu kitapla yaşadığım çağda TYS gibi önemli bir örgütün ekseni çevresinde ülkemizin bir toplumsal kesitini sunmak istiyorum.

Ne Hoş Zamanlardı İndir

Ne Hoş Zamanlardı
Seksen küsur yıldır hınzırca parıldayan bir çift gözün gördüklerini
feylesofça bir neşeyle yorumlayan, ışıldayan bir zeka. İnsanoğlunun çeşitli hallerini, çelişkilerini, hoşluklarını,beşer şaşar esprisi içinde yorumlayan, akıcı bir kalem.
Hayata dair bilgeliğini ve engin tecrübesini, okurunu gülümseterek aktaran bir yaşam mimarı.

Çevremde ve dünyada, bin türlü sahne yaşadım. Her türlü yaşam sahnesi içinde oldum. En zorundan, en belalısından, en sevinçlisine kadar. Bu denli çeşitlilik, bana gökten paraşütle indirilmedi. Ben durmadan arandım. Elbet bunca değişiklik, dünyamızın, ama özellikle ülkemizin olağanüstü ilginç bir döneminde yaşayışımdan da kaynaklandı. Ne ilginçtir, ben doğduğumda, yani 1921 yılında, daha Osmanlı İmparatorluğu resmen batmamıştı. Ama resmen Son padişah Sultan Vahdettin, hâlâ tahta idi. Devletimiz İstanbul’da batarken, Ankara’da yeniden doğuyordu…

İlyas Efendi İndir

İlyas Efendi
Bir küçücük kentin, umutları, olanakları, dünyası küçük yüzlerce memurundan biriydi İlyas Efendi… İstediği, devlet kapısından ekmek yemekti, oldu; bir odacık kiralık bir evdi, edindi. İşi kutsaldı kendince, memur babasından tek miras kalan da bu duyguydu ona. İşini savsaklamadı, bir günden bir güne… Çevresinde sevildi. Ya çevresi? Gününü dolduran iş arkadaşları?.. Onlarla paylaştı yüreğinin gizlerini, olmazlarını, olurlarını. Onlar da birer İlyas Efendi’ydi gerçekte. Tek ayrımları, olsa olsa ondan bir adım önde oluşlarıydı, yaşta, işte, deneyimde…

Kasabanın Yarısı İndir

Kasabanın Yarısı
Titiz bir gözlem gücünün, hoşgörüyü elden bırakmayan bir eleştiriyle bütünleştiği; sağlıklı gülmecenin, somut gerçeği aşan sıcak, iyimser ve parıltılı bir sentez biçiminde göz doldurduğu bir yapıttır Kasabanın Yarısı. Acı tatlı birçok serüvenimizi bu kitabında teşhis masasına yatıran İzgü, aslında toplumsal yazgımızı, bir kez de gülmece diliyle yazmaktadır.