Kategori arşivi: Eleştiri

Kritiğin Toprağında & Türk Şiirine Felsefeyle Bakmak İndir

Kritiğin Toprağında & Türk Şiirine Felsefeyle Bakmak
Yücel Kayıran Türk şiirinin son yüzyıldaki ana çizgilerine felsefeyle bakıyor. İlk bölümde, Nâzım Hikmet’ten Enis Batur’a, kendi şiirini kuranların izi sürülürken ikinci bölümde kimi kavram ve sorunlar irdeleniyor: Aydınlanma, erkek, 60’ların şiirindeki yorgunluk imgeleri ve 12 Mart idamlarının şiirdeki yansımaları tartışılıyor. Son bölümdeyse, Yahya Kemal’den Haydar Ergülen’e, “ontik problem”i şiirleştirenler ele alınıyor.

Kritiğin Toprağında & Türk Şiirine Felsefeyle Bakmak İndir

Kritiğin Toprağında & Türk Şiirine Felsefeyle Bakmak
Yücel Kayıran Türk şiirinin son yüzyıldaki ana çizgilerine felsefeyle bakıyor. İlk bölümde, Nâzım Hikmet’ten Enis Batur’a, kendi şiirini kuranların izi sürülürken ikinci bölümde kimi kavram ve sorunlar irdeleniyor: Aydınlanma, erkek, 60’ların şiirindeki yorgunluk imgeleri ve 12 Mart idamlarının şiirdeki yansımaları tartışılıyor. Son bölümdeyse, Yahya Kemal’den Haydar Ergülen’e, “ontik problem”i şiirleştirenler ele alınıyor.

Öykünün Kedi Gözü İndir

Öykünün Kedi Gözü
Semih Gümüş, eleştirinin çok okunabileceğini, özellikle gençler tarafından ilgiyle izlenebileceğini çoktan kanıtladı.

Eleştiri yazınımızın önde gelen isimlerinden Semih Gümüş, edebiyatın her alanına yayılan yazılarıyla güncel eleştirinin de kendi okurunu yaratabileceğini gösteriyor, çıkardığı öykü dergileriyle “öyküsever” bir eleştirmen olarak da öne çıkıyor. Öykünün Kedi Gözü, onun öykü üzerine yazılarından derlediği ikinci kitabı. Daha önce yayımladığımız Öykünün Bahçesi ile büyük ilgi gören Gümüş’ün bu kitabı da genç öykü yazarlarıyla sıkı okurlar tarafından beğeniyle okunacak. Kitap, öykücülüğümüzün kısa bir tarihçesi ile başlıyor. Nabizade Nâzım’dan Sait Faik’e, Onat Kutlar’dan Murathan Mungan’a uzanan çizgi değerlendiriliyor. Ardından son yılların öne çıkan öykü kitapları hakkında ayrıntılı eleştiriler geliyor. Öykü sanatının kapılarını hem okur hem yazar olarak açmak isteyenlere yönelik çok önemli bir kaynak.

Körlük ve İçgörü & Çağdaş Eleştirinin Retoriği Üzerine Denemeler İndir

Körlük ve İçgörü & Çağdaş Eleştirinin Retoriği Üzerine Denemeler
Edebiyat eleştirisi alanının yirminci yüzyıldaki en önemli isimlerinden Paul de Man’ın, okumanın problemli yapısına yoğunlaşan, ve edebiyatla ilgilenenlerin birer okur olarak kendi rollerine ilişkin varsayımlarını sorgulayan, geniş etkili ve klasikleşmiş eseri Körlük ve İçgörü nihayet Türkçede.
De Man bu kitaptaki denemelerinde başka edebiyat kuramcıları gibi doğrudan edebiyat eserlerinden değil, edebiyata bakışlarındaki derinlik herkesçe kabul edilmiş olan eleştirmenlerden hareketle geliştiriyor düşüncesini. Blanchot, Lukács, Poulet, Derrida, Heidegger, Bloom gibi eleştirmenlerin, inceledikleri metinlerin yapısı hakkındaki bulgularının, en başta model olarak kullandıkları genel anlayışla çeliştiğini gösteriyor. Bu yazarların pek de farkında olmadıkları, kör noktalarını oluşturan bu çelişki ve uyuşmazlıkların aslında onları beslediğini, “en iyi içgörülerini, bu içgörülerin çürüttüğü varsayımlara borçlu olduklarını” gösteriyor. Edebiyatla ve edebiyat kuramıyla ilgilenenlerin yanı sıra, beşeri bilim alanlarında çalışan bütün araştırmacıların da dikkatle okuması gereken, zorlu ama zihin açıcı bir klasik.

Yunus Emre & Tetkiklerine Eleştirel Bir Bakış İndir

Yunus Emre & Tetkiklerine Eleştirel Bir Bakış
“Erenler bir denizdir âşık gerek dalası / Mahi gerek denizden girip gevher alası” diyen Yunus Emre’nin kendisi de bir erendir, bir deryadır kuşkusuz. Çağdaşları arasında ve kendisinden sonra sayısız Hak âşığı ondaki kıymetliler kıymetlisi cevheri alabilmek amacıyla Yunus Emre deryasına dalmıştır.
Dünya adını verdiğimiz, oldukça gelip geçici bulduğumuz; bu yüzden de güvenemediğimiz masmavi bir gezegenin konuğuyuz her birimiz. Kimimiz konargöçerliğimizin farkındayız, kimimiz yolculuk halimizi görmezden geliyoruz, kimimiz hakikaten anlayamıyoruz ne olup bittiğini. Yunus Emre dünya penceresinden bakıp geçti ve gördüklerini birbirinden derin, birbirinden duru dizelere döktü. Ona kulak vermek demek kâinata, insana, varlığa ve varlığın tek sahibine kulak vermek demektir aslında. Yunus Emre Tetkiklerine Eleştirel Bir Bakış’ta Horasan dervişlerinden miras kalan bir bilgeliğin izlerini sürerken, aynı zamanda da böylesi bir kadim bilgeliğin incisi hükmündeki Yunus Emre’yi de dinlemiş olacağız.

Maskeli Toplar İndir

Maskeli Toplar
“..izlenen program kaseti içeriğinin tamamıyla spor ve futbola ayrılmış olması nedeniyle, futbol camiasının bir şekilde sorgulanarak, Türk futboluna yakışmayan şike iddialarının soruşturulması ve bu yönde çalışma başlatılması için yetkililerin sorumluluğa davet edildikleri, Aziz Yıldırım’a yönelik isnatlaın ise spor kamuoyunda tartışıldığı, kendisinin yasal olarak her zaman cevap ve düzeltme hakkını kullanabileceği gibi hakkındaki bu tür yayınların durdurulması yönünde Mahkeme’den tedbir talebinde bulunabileceğinin mümkün olması nedeni ile bu tür iddiaların gündeme getirilmesindeki asıl amacın şike mevzusuna çözüm üretilmesinin olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla suç uydurma ve iftira kastına ilişkin suçun manevi öğelerinin oluşmadığı kanaatine varıldığı..”

Gönül Bahçemden Fenerbahçeme İndir

Gönül Bahçemden Fenerbahçeme
Silahlı kuvvetlerimizin Türk ulusuna yaptığı hizmetleri unutmak mümkün değil. Güvenebileceğimiz en büyük kuruluşlardan biridir. Türkiye hep arkasında silahlı kuvvetlerimizin nefesini duyar. Bu ona mutluluk verir. Zaten silahlı kuvvetlerimizin görevi nedir? Anayasamızı korumak, ulusumuzu düşmanlara karşı en iyi şekilde müdafaa etmektir. Hatta canlarını verircesine. Pek gerilere gitmeye gerek yok. Kırk bine yakın askerimiz, subayımız Güneydoğu Anadolu’da PKK kurşunlarına hedef olmuştur ve vatan uğruna şehit olmuşlardır. Hepsini minnet duygularıyla anmamak mümkün değildir. Bir kere daha evlatlarını kaybetmiş ailelere başları sağolsun demek en büyük görevimizdir. Bunlar sadece ülkemizdene yazık ki sadece ağzımızdan çıkan sözlerle geçiştirilmektedir. Bağrımızdan çıkan askerlerimiz ülke ve anayasamızın korunmasında şehit olmak gerekiyorsa zaten bundan kaçmazlar. Türk silahlı kuvvetlerimiz göğüslerini her zaman siper etmişlerdir. Gene de ederler.

Şimdi gelelim İsmet Zeren’in kitabına. Yarbayımız Fenerbahçeli. Ben de Galatasaraylılığıyla iftihar eden Turgay Seren’im. Fenerbahçe için yazılan bu kitaba benden yazı istemesi ne kadar hoş değil mi? Bana güvenmesi, içimden gelenleri yazacağımdan en ufak bir şüphe olmaması sevindirici değil mi? Başkan Aziz Yıldırım çok, hem de çok sevdiğim bir insandır. Fenerbahçe’ye ve Türk futboluna kazandırdıkları ortadadır. Kim inkâr edebilir ki?Ama ne yazık ki toplumumuz bazen çok nankör oluyor. O top rakip kale’nin gol çizgisine geçmediği zaman ortalık karışıyor. Kimse o anda Şamandıra Tesislerini, Kadıköy’deki Şükrü Saraçoğlu stadını, Dere ağzındaki Fenerbahçe tesislerini aklının ucundan bile geçirmiyor. Rakip kaleye gol girdimi, girmedi mi diye onun endişesine düşüyor ve eğer girmediyse isyan ediyor. Sadece Fenerbahçe camiası değil Galatasaray ve diğer tüm camiaların Fenerbahçe gibi tesislere sahip olmasını dilerim.

Sevgili yarbayım insanımızın yapısı bu. Nankörüz. Bu nankörlük yalnız sporda değil. Her konuda var. Hepimiz eğer bize bir destek vermişse, dostlarımız çok ise bu desteğin devam etmesini ve dostlarımızın güler yüzünü asla çirkinleştirmemesini isteriz.

Kitabınız çok güzel. Eğer kitabınızın ön sözünü okuyanlar beğenirse çok mutlu olacağım. Sevgi ve saygılarımla…..
Turgay Seren – Spor Yazarı, Galatasaray ve Milli Takım Eski Kalecisi

Ozanlar Yazarlar Kitaplar İndir

Ozanlar Yazarlar Kitaplar
Bugün yazınımıza özgür yaratma egemen. Artık yazar, kendini belli bir anlayışla, belli akımlara uymakla, kuşaksal kümeleşmelerle sınırlı tutmuyor; yazınsal düzeyde yazmayı, belli bir beğenisel düzel yaratmayı güdüyor. Biçimsel kalıplara da bağlanmıyor.Özgürce
düşünerek yaratıyor yazdıklarını.

Bu, edebiyata sürekli gelişim sağlıyor, onu boyutlandırıyor. Onun için, bir yandan çağın koşullarına göre yapıtlar üretilirken, eski kitaplar da değerinden bir şey yitirmeden varlığını sürdürüyor.

Cumhuriyet Kitapları, Adnan Binyazar’ın imbiğinden bu anlayışla geçen ozanları, yazarları, kitapları okuruna sunmaktan mutluluk duyar.