Kategori arşivi: Divan Edebiyatı

Divan Şiiri (Seçmeler) & Klasik Türk Edebiyatı İndir

Divan Şiiri (Seçmeler) & Klasik Türk Edebiyatı
Divan şiiri, XII-XIX. yüzyıllar arasında İslam kültürü içinde yaratılan bir edebiyatın ürünüdür.

Bu kitapta, Divan şiiri hakkında genel bilgiler; Divan şairlerinin yaşamları ve sanat anlayışları; tarihsel sıra içinde özgün şiir örnekleri sunuluyor.

Muhibbi (Kanuni) Divanı’nda Din ve Tasavvuf İndir

Muhibbi (Kanuni) Divanı’nda Din ve Tasavvuf
Bu kitap, Muhibbi’nin şiir dünyasında dini duygu ve düşüncenin estetik yansımaları ile birlikte  nasıl yer aldığını ve şairin bunlarla ne tür bir ilişki kurduğunu anlamak ve bu kavramların onun iç dünyasındaki yerini belirlemek üzere yapılan bir edebi tahlil çalışmasıdır.
Tahlil içerikli yayınlar edebiyat öğretimi ve araştırmaları alanında ihtiyaç duyulan çalışmalardır.Bu yüzden kitap öncelikle edebiyat araştırmacılarına hitap etmektedir.Edebi çalışma yapacakların metni kavrayıp tahlil edebilmeleri için bazı edebi bilgileri elde etmiş olmaları,yeterli değildir.Uygulama örneklerine de erişebilmeleri gerekmektedir.
Kitap edebi özelliğinin yanı sıra tarihi yönüyle de son yıllarda sayıları giderek artan Osmanlı tarihi meraklılarının ilgisini çekecek niteliktedir.Eserde söz konusu kişi (Muhibbi),Osmanlı tarihinin sayılı padişahlarından olan Kanuni Sultan Süleyman’dır.Onun son derece geniş sınırları ve kültürel dokusu olan büyük bir devletin yönetim işinin olanca zorluğu ve katılığı içerisinde dini hassasiyeti,sanatçı duyarlılığı ve titizliğiyle işlediği ifadeleri dikkat çekicidir.
Tarih ve edebiyata ilgi duyanlar,bu kitapta beyitler aracılığıyla Kanuni gibi bir hükümdarın adeta kendilerine seslendiğini duyacaklardır.bununla birlikte 16.yüzyıldaki dini yaşantı ve kültürün niteliğinin ortaya koyan örneklere rastlayacak,edebi kültürel ve siyasi geçmişimizle ilgili hatırı sayılır malumat elde edeceklerdir.

Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş İndir

Dört Güzeller Toprak, Su, Hava, Ateş
Anasır-ı Erbaa “dört öğe”, “dört element” demek. Biz ona “Dört Güzeller” dedik. Hani hepimizin bildiği toprak, su, hava ve ateş… (Terra, aqau, aer, ignis)… Yerkürenin galaksideki oluşumunu sağlayan dört unsur bunlar. Kimyada bir bütün veya bir yahni oluşturan şeylerden her biri.

(…)

Bilim ilerledikçe dört elementin sayısı her gün birkaç tane daha artıyor ve periyodik cetvelin listesi gittikçe uzuyor. Şimdilik bu sayı 121 olarak biliniyor. Ve biz artık elmasın bir tek elementten oluştuğunu, sofra tuzunun iki, şekerin üç element bileşimi olduğunu, cep telefonunun kırk element içerdiğini, insanın otuz elementten yaratıldığını acı gerçekler olarak biliyoruz. Dört element ise insanların hayatı yaşarken bir an olsun farkına varmadıkları bir detay gibi duruyor artık. Yine de, ne zaman bir kum tanesinde dünyayı görsek, ne zaman bir nisan yağmurunda ıslansak, ne zaman güzel bir müzik veya hoş bir koku duysak, ne vakit bir ocağın çıtırtısında hayallere dalsak, değil dünyayı, cenneti görmüş gibi oluyoruz. Bize o duyguyu veren işte o önemsemediğimiz dört öğedir. Gözünüz ister gökyüzüne ve yıldızlara, ister okyanusa veya yağmura, ister bir yangına veya ışığa, isterse bir ağaca veya mezara bakıyor olsun… Anasır her yerde bizi kuşatıyor, sarıp sarmalıyor. Şefkatli bir anne gibi…

Bu kitabın içinde “Dört Güzeller”in kültür ve medeniyet boyutuyla tanışacaksınız.

Ma’kıli Güzelleri / Hoca Ahmed Yesevi Külliyesinin İndir

Divan İndir

Divan
Bu çalışma, Türkiye kütüphanelerine ait yazma eser katalogları taranarak yapılan araştırmalar sonucunda, Beyezid Devlet Kütüphanesi No: 3504’de tespit edilen müellif nüshası üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Mahmud Nasıh ve Hüseyin Vassaf’ın da “Bursevi” hattıyla yazıldığında hemfikir olduğu bu nüsha ile Mehmed Şemseddin taraından kaleme alınan Bursa nüshasını ve Süleymaniye nüshasını birlikte ele alışımız, müellif nüshasına göre bu iki müstensih nüshasının farkını göstermek içindir.

Sehi Bey Divanı İndir

Sehi Bey Divanı
Edebiyat tarihimizde Sehî Bey denilince çoğunlukla Heşt Bihişt isimli tezkiresi akla gelmektedir. Bu yüzden olsa gerek Sehî Bey’in şairliği ve divanı hakkında kaynaklarda verilen bilgiler sınırlıdır. Ömrünün büyük bir bölümünü ilim ve edebiyat konusunda üstadı olarak vasıflandırdığı Necâtî Bey’le birlikte devlet hizmetinde geçiren Sehî Bey’in iyi bir öğrenim gördüğü divanından ve tezkiresinden anlaşılmaktadır.
Bugün bilinen tek nüshası, Paris’te Bibliotheque Nationale de France ‘ta bulunan Sehî Bey Divanı’nın, hem edebiyat tarihimiz açısından hem de şiirlerindeki muhteva bakımından çalışılmaya değer nitelikte bir eser olduğunu düşünüyoruz.
Divanında hemen hemen her nazım şekliyle şiir söyleyen Sehî Bey; kaside ve gazellerinde deyimlere, atasözlerine, yerli unsurlara sık sık yer verilmiştir. Özellikle Rumeli şairlerinde sıkça rastladığımız gerçekçi tasvirler, yerel unsurlar şiirinde dikkat çeken özelliklerin başında gelmektedir. Bu bağlamda Sehî Bey’in sanat anlayışının temelinde tıpkı üstadı Necâtî Bey’de olduğu gibi sade ve samimi bir dil ile yerli unsurların yattığını görmekteyiz.
Kaynakların değerlendirmelerine göre orta dereceli bir şair sayılan Sehî, klasik Türk edebiyatının en parlak ve olgun dönemlerini yaşadığı XVI. asırda belki Fuzûlî, Zâtî, Bâkî, Hayâlî gibi şairler kadar sanatlı manzumeler yazamamıştır. Fakat kabul etmek gerekir ki şiirlerinde kullandığı sade dil, yerli malzeme ve günlük hayata dair izlenimleri onu, klasik ve yerli şiirimizin önemli temsilcilerinden biri yapmıştır.