Kategori arşivi: Belgesel Roman

Yaşama Tutkusu İndir

Yaşama Tutkusu
Irving Stone’un ünlü ressam Vincent Van Gogh’un hayatına dair biyografik romanı, Van Gogh’un sanatçı kişiliğinin nasıl ortaya çıktığının sağlam bir kanıtıdır. Kitap, Hollandalı ressamın Londra’da sanatla tanışmasından Auvers’de ölümüne kadarki hayatını roman kurgusu içinde aktarmaktadır. Bu kurgu, sadece sanatçı ruhunun geçtiği düzlükleri değil, tümsekleri de tasvir ediyor. Sanatçının hayata dair beslediği “tutku” ile hayatın karşısına çıkardığı tümsekler arasında süregiden bir içsavaş bu… Savaşın bir galibi ya da mağlubu yok belki de… Bu önemsiz de olabilir. Ancak yine de Vincent, bu savaş meydanında her düştüğünde kendini kaldıracak olan muskayı göğsünün üzerinden hiç ayırmadı. Ne mi yazıyordu o muskanın içerisinde? Fransız ressam Delacroix’nın şu cümlesi: “Resim yapmayı, ağzımda diş, ciğerimde nefes tükendiğinde keşfettim.” “YAŞAMA TUTKUSU’nu okuyan herkes ressamın hayatına dair önemli gerçekleri öğrenecektir, (…) şiirsel ve etkileyici bir betimleme.” – CHRISTIAN SCIENCE MONITOR “Olağanüstü! Hassasiyet ve anlayışla yeniden ele alınmış dokunaklı bir hikâye.” – FORUM “Kusursuz, sıcakkanlı, maharet dolu.” – SATURDAY REVIEW OF LITERATURE “Tüm tablolarının her santimetrekaresinde ‘Tanrım! Seni arıyorum!’ der gibidir Van Gogh.” – NURİ PAKDİL
 

Kore Nire İndir

Kore Nire
Kore Nire, 1950’li yılların Türkiye’sinden bir kesit sunuyor. Büyük umutlar vadederek iktidar olan Bayar-Menderes ekibinin ilk uygulamalarından biri de, sadık bir işbirlikçi olduğunu ispatlamak ve böylece NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermesi oldu. Türkiye, üç yıl (1950-53) süren Kore macerasında ölü, yaralı ve kayıp olarak 19 bin evladını kaybetti.

Fahri Erdinç bu romanda, Türkiye’nin katıldığı bu haksız savaşın acı sonuçlarını gösteriyor. Böylece, o zaman, Türkiye’den 15 bin kilometre uzakta, “komünist saldırısına karşı vatanı savunmaya gidiyoruz” diyenlerin maskesini düşürüyor, “köyde sıtmadan ölmektense, Kore’ye gidip Amerikalı hesabına harp ederek şehit düşmek yeğdir” demagojisiyle yığınların dinî duygularını sömürenlerin içyüzünü ortaya koyuyor.

“Bu romanıma, Bayar-Menderes yönetiminden, Yassıada gündemine alınmamış baş suçun hesabını soran bir rapor da denebilir.”

Fahri Erdinç

Türkan & Tek ve Tek Başına (Renkli) İndir

Türkan & Tek ve Tek Başına (Renkli)
“Tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün, er veya geç gelecekti. Buna bütün kalbimle inanıyordum. Sabrımı ve sükûnetimi, bu inançtan alıyordum. O güne kadar, başa her gelen çekilecek! Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun!

Ne demiş şair:

‘Yaşamak şakaya gelmez…’”

Binlerce cüzamlıyı iyileştirdi, hayatın içine kattı… Kız çocukları başta olmak üzere, binlerce çocuğun okullu olmasını sağladı. Her zaman tek başınaydı ama hiçbir zaman yalnız değildi. Kimsenin yanında yer almak adına inançlarından, ilkelerinden ödün vermedi ama yüz binlerce insan onun yanında yer aldı.

Türkan Saylan… Tek ve tek başına!

Lüsyen & Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikayesi İndir

Lüsyen & Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikayesi
Atatürk, dans etti Lüsyen’le… Tevfik Fikret ona edebiyat dersi verdi. İnönü, evlerinde satranç oynadı. Nazım Hikmet, sofralarında yemek yedi. Kimler yok ki, bu belgesel romanın sayfaları arasında: Mehmet Akif’ten Victor Hugo’ya, Damat Ferid’den Oscar Wilde’a, Yahya Kemal’den Hindenburg’a, Necip Fazıl’dan, Karındeşen Jack’e, Abdülmecid’ten Namık Kemal’e, Sultan Reşad’dan Talat Paşa’ya geçen asrın en ünlü portreleri… Ve onların arasında bir çağ yangınının tam ortasında yaşanmış inanılmaz bir aşk hikâyesi…

Kırda Ateş Politik 2 & Kayanın Gölgesinde İndir

Kırda Ateş Politik 2 & Kayanın Gölgesinde
Göğe bakmakla aynı anda bakışları mı göğe aktı, gök mü aynı anda o ihtişamlı pırıltısıyla bakışlarına akmıştı buna karar veremedi, çünkü zihninde beliren, “Kent, doğaya bir yabancılaşmanın mekânı mıdır?” sorusuyla yüz yüze kaldı.

Türkan & Tek ve Tek Başına (Renkli) İndir

Türkan & Tek ve Tek Başına (Renkli)
“Tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün, er veya geç gelecekti. Buna bütün kalbimle inanıyordum. Sabrımı ve sükûnetimi, bu inançtan alıyordum. O güne kadar, başa her gelen çekilecek! Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun!

Ne demiş şair:

‘Yaşamak şakaya gelmez…’”

Binlerce cüzamlıyı iyileştirdi, hayatın içine kattı… Kız çocukları başta olmak üzere, binlerce çocuğun okullu olmasını sağladı. Her zaman tek başınaydı ama hiçbir zaman yalnız değildi. Kimsenin yanında yer almak adına inançlarından, ilkelerinden ödün vermedi ama yüz binlerce insan onun yanında yer aldı.

Türkan Saylan… Tek ve tek başına!

Yıkık İmparatorluğun Yitik Çocukları Kanal İndir

Yıkık İmparatorluğun Yitik Çocukları Kanal
Yıkık İmparatorluğun Yitik Çocukları KANAL Birinci Dünya savaşında hiç bilmedikleri topraklara “Vatan” diye sahip çıkan Mehmetçiğin romanıdır. Tam yüz yıldır unuttuğumuz hatırlamadığımız yada hatırlamak istemediğimiz başkalarının topraklarında bırakıp geldiğimiz ve bir daha da aramadığımız bizim çocuklarımızın tarihe baş kaldırışıdır.

Yıkık İmparatorluğun Yitik çocukları KANAL Romanını okurken Bugün ki İsrail’in bir damla kan dökmeden nasıl devlet olduğunu, Ermenilerin ve din kardeşimiz Arapların İngilizlerle el ele vererek bir imparatorluğu nasıl yıktıklarını bir ibret vesikası olarak görecek ve gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

Elinizde tuttuğunuz kitap,
Yıkık İmparatorluğun Yitik çocukları serisinin ilkidir. Aynı zamanda yüz yıl öncesinden bugüne ışık tutması açısından da önemlidir. Unutmayın
“Dünü bilmeyenler, bugünü anlayamazlar.”

Hayatı okumanız dileğiyle.

Sevgili Üniversite İndir

Sevgili Üniversite
Naziler Almanya’da iktidara gelir gelmez birçok bilim adamını üniversitelerden uzaklaştırır. Cumhuriyet’in ilanından bu yana bir eğitim reformu gerçekleştirmek isteyen Türkiye ise ülkelerinden kovulan bu bilginleri eğitim reformunun öncüleri olarak Türkiye’ye davet eder. “Sevgili Üniversite” 1933’te gerçekleştirilmek istenen bu üniversite reformunu konu alan bir dönem romanıdır. Tarih, aşk ve bilim üçgeninde anlatılan olaylar Türkiye’nin bilimle ve Batı ile arasındaki gerilimli, gelgitlerle dolu ilişkinin anatomisini gözler önüne serer.

Deher Altıner’in kaleme aldığı roman, bir yandan bilim insanının bilimle arasındaki ilişkiyi çözümlerken, bir yandan da her yıl kapısında yüz binlerce öğrencinin sıraya girdiği Türkiye üniversitelerinin bilimsel ve siyasi bağlamdaki meşruiyetini sorguluyor.

Erzurum’dan Kan Damlıyordu İndir

Erzurum’dan Kan Damlıyordu
Sene 1915 ve yüz yıl sonra 2015 acı, aynı acı , hüzün, aynı hüzün.
En büyük katliamı yaşayanların anlattıklarının aktarımı ile, bu harika eser bizzat olayların geçtiği yerlerde hazırladı. Ve geleceğe , geçmişin hiç bir zaman unutulamayacağını,hep bu milletin kalbinde yaşayacağını not düştü.

“savaş babaları böyle bacaksız mı gönderiyor anne ?”.
Sorusuna aldığı cevap ise şu oluyor küçük kızın
“hayır kızım, savaş babaları öldürüp paramparça yapıyor. Babaların ölüsünü toprak altına alıyor. Yüreklerine öyle bir sızı veriyor ki bir daha içlerinde ki sızının acısı dinmiyor. Sen bunu şimdi bilesin yavrum !
Savaşın verdiği sızı olsada sonunda, allah aileleri cennette buluşturuyor. Baban da bizi cennete götürecek. Babanı bize bacaksız bile olsa bağışladığı için allaha hep birlikte şükredelim. Bütün türk halkı cephelerde vatanımız için, namusumuz için savaşıyor.”