Kategori arşivi: Kavram-Kurum

Ebedi Mutluluk İçin 8 Emir – Hayatımıza Yön Veren 40 Kavram İndir

Ebedi Mutluluk İçin 8 Emir – Hayatımıza Yön Veren 40 Kavram
Islahat ve reform ile dinler güzelleştirilemez.

Dinden beslenen ruhban sınıfı ve kolaycılığa kaçıp dinin gelenekselleşmesine fırsat veren halk, ıslah ve reform çalışmalarına fırsat vermezler. Bu sebeple, Peygamberler önceki peygamberlerin öğretilerini ıslah etmek yerine yeni öğretiler ortaya koymuşlardır.

Sonsuz güç sahibi ve ahirette hesaba çekecek olan Yaratıcı’ya kul olma esasının tüm insanlığa huzur verecek şekilde sunulabilmesi için, yeni bir sıfat ile yeni bir çağrı oluşturulmalı.

Yaratıcı inancına sahip olanların ortak atası ve peygamberi olan Baba İbrahim, dünya insanının yarıdan çoğunun tanıyıp sevdiği bir esin kaynağıdır. Tüm dünyaya sıcak mesaj oluşturacak yeni sıfatımız, İbrahimîlik olmalıdır.

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

1862 Rum Patrikliği Nizamatı Çerçevesinde Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi İndir

1862 Rum Patrikliği Nizamatı Çerçevesinde Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi
Hıristiyanlık dininin kurumlarından Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi’nin, bir Türk Hukuk Tarihi çalışmasına konu olması, M. 451 Kadıköy konsilinden on asır sonra Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına girerek, bu devletin hukuk mevzuatına dahil olmasından kaynaklanmaktadır. 1453’ten 1918’e ulaşan zaman diliminde, Patrikhane’nin hukuki statüsü , Osmanlı Devleti tarafından belirlenmiştir. Ancak kurum, Bizans İmparatorluğu ile beraber ortadan kalkmadığı gibi, Osmanlı İmparatorluğu ile beraber de tarih sahnesinden silinmemiştir. Dünyevi iktidara sahip iki imparatorluk ortadan kalkmış, ama Patrikhane varlığını, aynı şehirde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde devam ettirmektedir. Değişmeyen olgu ise, Patrikhane’nin bünyesinde varlığını sürdürdüğü iki imparatorluğun son dönemlerinde ve günümüz Türkiye’sinde bir takım tartışmaların odağında bulunmasıdır. Bu çalışma söz konusu kurum üzerindeki tartışmayı, belirli bir tarihi dönemdeki hukuki zemine taşımaya gayret sarf etmiş, ancak güncel tartışma ekseninde önemli görülen konular üzerinde fikir beyan etmekten de kaçınmamıştır.

Rus Ortodoks Kilisesi’nde Azizlik İndir

Rus Ortodoks Kilisesi’nde Azizlik
Hıristiyan dünyasının büyük bir kısmı azizlerle ilgili inanç ve uygulamaları benimsemiştir. Ruslar Hıristiyanlığı kabul etmeden önce azizlik bu dinin ayrılmaz bir olgusu haline gelmiştir. Dolayısıyla Hıristiyanlığı Ortodoks dünyasından alan Ruslar da azizliği aynen kabul etmiş ve günümüze kadar en iyi şekilde yaşatmışlardır. Hatta bin yıldan fazla zaman içerisinde çok sayıda erdemli insanı azizlik makamına yükseltmişlerdir. Böylece hazırdan sahip oldukları azizlere yeni azizler ilave ederek Ortodoks dünyasına zenginlik katmışlardır.

Rus Ortodoks Kilisesi’nin inancına göre azizler, hayatlarında din adına yapmış oldukları mücadele, erdem ve fedakârlıktan dolayı Tanrı’nın lütfuna ve inayetine ulaşmışlardır. Tanrı, bunun karşılığında onlara kendi tahtının bulunduğu Göksel Kilise’de yer vermiştir. Onları çeşitli nimetlerle ödüllendirmiştir. Ödüllerin en önemlisi azizlerin geride kalan inananların kurtuluşu için onlarla Tanrı arasında aracılık ve şefaat etmeye yetkin olmalarıdır.

Bu inanç, inananlarla azizler arasında sıkı bir ilişkiye vesile olmaktadır. Öyle ki, inananların azizlere olan bağları doğumlarından itibaren başlamakta, son nefeslerine ve hatta öldükten sonra azizlerin topluluğuna katılmalarıyla devam etmektedir. Böylesi iç içelik azizlere inanmayı, onlara saygı duymayı, onlardan yardım istemeyi, onların kutsal kalıntı ve ikonalarından yararlanmayı gerekli kılmaktadır.

Rus topraklarında yaşamış olan azizler, aynı zamanda Rusların genel ve din tarihlerinin başkahramanları olmuşlardır. Onlar, Hıristiyanlığın bu ülkede yayılmasında, yaşanmasında, sıkıntılı dönemlerde korunmasında ve desteklenmesinde önemli görevler üstlenmiş ve gerektiğinde her şeylerini feda ederek kahramanlık göstermişlerdir. Bundan dolayı Ruslar “yüce atalarımız” diye onları anarak gurur duymakta ve onlardan tarihlerine yön veren kutsal şahsiyetler olarak bahsetmektedirler.

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

Tarihten Günümüze İstanbul Ermeni Patrikhanesi İndir

Tevhid Ve Şirk İndir

Tevhid Ve Şirk
Tevhid ve Şirk basit iki olgu değil, evrenin düzeninin temeli olan olgulardır.
Tevhid, basit bir “Allah birdir” inancı değil, bilinçsizce birtakim hareketler gerektiren bir inanç değil, evreni içindeki tüm varlıklarla A’ dan Z’ ye kapsayan bir sistemdir.
Tevhid yeryüzü için bir düzen, bir dünya görüşü, bir yaşantı biçimi, bir inanç ve kurallar bütünüdür.
Şirk de aynı şekilde, insanların ve toplumların hayatını tümüyle kuşatan dinin adıdır.

Din Nedir İndir

Din Nedir
Din sorununun, insanoğlunun hiç te kısa sayılmayacak tarihi içinde, sürekli varolagelen bir problem oluşu, onun insanın tabii ve ayrılmaz bir yönünü oluşturduğunu gösterir. Çünkü, ilk insandan günümüze kadar sürekli varolagelen temel özellikler, insanın yaratılışında, doğasında, fıtratında varolan değerlerdir. Bu açıdan dini, insanın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmek, hiç te yanlış olmayacaktır.
Bu nedenle insanlar, Allah’ ın Dini’ ne sahiplendiklerinde de, O’ ndan ayrıldıklarında da “dindar” olmaktadırlar.
Nasıl mı?
O zaman buyrun konuya aynı soruyu sorarak girelim:
Din nedir?

Kitab-ı Mukaddes Allah Sözü Müdür İndir

Kitab-ı Mukaddes Allah Sözü Müdür
Ahmed Deedat bu eserinde, Tevrat ve İncil’in binlerce yıldır sayısız beşeri müdahalelere maruz kaldığını ve binlerce çelişki ile dolu olduğunu itiraza yer bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektedir.