Kategori arşivi: İslamiyet

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Tesettürü Sorgularken & Müslüman Kadınlara Açık Mektuplar İndir

Tesettürü Sorgularken & Müslüman Kadınlara Açık Mektuplar
“Çok iyi yazılmış, kurgulanmış, işlenmiş ve oldukça önemli okunması gereken bir kitap. Lazreg çok tartışılan bir konuya eğiliyor ve entelektüel riskler alıyor. Bu değerli kitap harika.”
—Sondra Hale, California Üniversitesi, Los Angeles

“Anlatımı çok açık ve ikna edici bu kitap argümanlarını ortaya koyarken ve muhalif görüşlere karşılık verirken ustaca, nazik ve yaratıcı bir yol izliyor. Okuyucular bu kitabı çok ilginç bulacak ve onun kişisel dünyasına ve zeki cevaplarına kapılacak.”
—-Judith Herrin, Kings College Londra

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği İndir

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği
Çıktığı andan itibaren tüm dünyada sansasyon yaratan, tutucu Hıristiyan medyasının ağır tepkilerine neden olan “Zelot”un yazarı Reza Aslan’dan başka bir uluslararası bestseller…

“tanrı yoktur Allah’tan başka”

Dünyanın en hızlı büyüyen dini olmasına rağmen İslam hâlâ bilgisizlik ve korkuyla karşılanıyor. Peki bu kadim inancın özü nedir?

İslam bir barış mı yoksa savaş dini midir?

Allah’ın, Yahudi ve Hıristiyanlar’ın Tanrısı’ndan farkı nedir?

Bir İslam devleti, çoğulculuk ve insan hakları gibi demokratik değerler üzerine kurulabilir mi? Karşılaştırmalı dinler akademisyeni ve yazar Reza Aslan araştırmaya olan tutkusu ve bu sorulara getirdiği açıklık ile uluslararası övgüye değer görülmüştür. İslam’a bakış açımızı saptıran ‘medeniyetler çatışması’ zihniyetini sorgulayan Aslan, “tanrı yoktur Allah vardır”da, bu hassas inancın güzelliğini, merhametini ve tüm karmaşıklığını her yönüyle anlatıyor.

Aslan, son yıllarda yaşanan olayların İslam’ın modern kültürdeki konumundan nasıl etkilendiğini analiz ediyor; Orta Doğu’da demokrasi talep eden popüler gösterilerin bölgede İslam’ın geleceği açısından ne anlama geldiğini, internet ve sosyal medyanın İslam’ın evrimini nasıl etkilediğini, terörle savaşın ve Usame Bin Ladin’in öldürülmesinin Orta Doğu’da jeopolitik güç dengesini nasıl değiştirdiğini ele alıyor. Ayrıca çağdaş Müslüman kadın hareketine dair bir güncelleme, Avrupa’da örtünme tartışmalarına dair görüşler, Cihatçılığın derin tarihine dair açıklamalar ve Kuzey Amerika ve Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’ın İslam’ın yüzünü nasıl değiştirdiklerini açıklayan bir bakış sunuyor. İyi bir zamanlamaya ve ikna edici bir dile sahip olan tanrı yoktur Allah vardır, muhteşem, ancak yanlış anlaşılmış bir inancı açıklayan, incelikle kaleme alınmış bir anlatım.

“Bilgece ve tutkulu… Müslümanlık tarihine dair isabetli, bilimsel bir el kitabı ve okuyucuyu içine alan kişisel bir keşif.”

– The New York Times Book Review

“Derin bir kavrayış… Sıkıntı çeken pek çok Müslüman’a bu kitap, bir açıklama, uzun zamandır gömülü kalmış bilgilerin açığa çıkması gibi gelecek.”

– The Independent

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği İndir

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği
Çıktığı andan itibaren tüm dünyada sansasyon yaratan, tutucu Hıristiyan medyasının ağır tepkilerine neden olan “Zelot”un yazarı Reza Aslan’dan başka bir uluslararası bestseller…

“tanrı yoktur Allah’tan başka”

Dünyanın en hızlı büyüyen dini olmasına rağmen İslam hâlâ bilgisizlik ve korkuyla karşılanıyor. Peki bu kadim inancın özü nedir?

İslam bir barış mı yoksa savaş dini midir?

Allah’ın, Yahudi ve Hıristiyanlar’ın Tanrısı’ndan farkı nedir?

Bir İslam devleti, çoğulculuk ve insan hakları gibi demokratik değerler üzerine kurulabilir mi? Karşılaştırmalı dinler akademisyeni ve yazar Reza Aslan araştırmaya olan tutkusu ve bu sorulara getirdiği açıklık ile uluslararası övgüye değer görülmüştür. İslam’a bakış açımızı saptıran ‘medeniyetler çatışması’ zihniyetini sorgulayan Aslan, “tanrı yoktur Allah vardır”da, bu hassas inancın güzelliğini, merhametini ve tüm karmaşıklığını her yönüyle anlatıyor.

Aslan, son yıllarda yaşanan olayların İslam’ın modern kültürdeki konumundan nasıl etkilendiğini analiz ediyor; Orta Doğu’da demokrasi talep eden popüler gösterilerin bölgede İslam’ın geleceği açısından ne anlama geldiğini, internet ve sosyal medyanın İslam’ın evrimini nasıl etkilediğini, terörle savaşın ve Usame Bin Ladin’in öldürülmesinin Orta Doğu’da jeopolitik güç dengesini nasıl değiştirdiğini ele alıyor. Ayrıca çağdaş Müslüman kadın hareketine dair bir güncelleme, Avrupa’da örtünme tartışmalarına dair görüşler, Cihatçılığın derin tarihine dair açıklamalar ve Kuzey Amerika ve Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’ın İslam’ın yüzünü nasıl değiştirdiklerini açıklayan bir bakış sunuyor. İyi bir zamanlamaya ve ikna edici bir dile sahip olan tanrı yoktur Allah vardır, muhteşem, ancak yanlış anlaşılmış bir inancı açıklayan, incelikle kaleme alınmış bir anlatım.

“Bilgece ve tutkulu… Müslümanlık tarihine dair isabetli, bilimsel bir el kitabı ve okuyucuyu içine alan kişisel bir keşif.”

– The New York Times Book Review

“Derin bir kavrayış… Sıkıntı çeken pek çok Müslüman’a bu kitap, bir açıklama, uzun zamandır gömülü kalmış bilgilerin açığa çıkması gibi gelecek.”

– The Independent

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği İndir

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka & İslam’ın Kökeni, Gelişimi ve Geleceği
Çıktığı andan itibaren tüm dünyada sansasyon yaratan, tutucu Hıristiyan medyasının ağır tepkilerine neden olan “Zelot”un yazarı Reza Aslan’dan başka bir uluslararası bestseller…

“tanrı yoktur Allah’tan başka”

Dünyanın en hızlı büyüyen dini olmasına rağmen İslam hâlâ bilgisizlik ve korkuyla karşılanıyor. Peki bu kadim inancın özü nedir?

İslam bir barış mı yoksa savaş dini midir?

Allah’ın, Yahudi ve Hıristiyanlar’ın Tanrısı’ndan farkı nedir?

Bir İslam devleti, çoğulculuk ve insan hakları gibi demokratik değerler üzerine kurulabilir mi? Karşılaştırmalı dinler akademisyeni ve yazar Reza Aslan araştırmaya olan tutkusu ve bu sorulara getirdiği açıklık ile uluslararası övgüye değer görülmüştür. İslam’a bakış açımızı saptıran ‘medeniyetler çatışması’ zihniyetini sorgulayan Aslan, “tanrı yoktur Allah vardır”da, bu hassas inancın güzelliğini, merhametini ve tüm karmaşıklığını her yönüyle anlatıyor.

Aslan, son yıllarda yaşanan olayların İslam’ın modern kültürdeki konumundan nasıl etkilendiğini analiz ediyor; Orta Doğu’da demokrasi talep eden popüler gösterilerin bölgede İslam’ın geleceği açısından ne anlama geldiğini, internet ve sosyal medyanın İslam’ın evrimini nasıl etkilediğini, terörle savaşın ve Usame Bin Ladin’in öldürülmesinin Orta Doğu’da jeopolitik güç dengesini nasıl değiştirdiğini ele alıyor. Ayrıca çağdaş Müslüman kadın hareketine dair bir güncelleme, Avrupa’da örtünme tartışmalarına dair görüşler, Cihatçılığın derin tarihine dair açıklamalar ve Kuzey Amerika ve Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’ın İslam’ın yüzünü nasıl değiştirdiklerini açıklayan bir bakış sunuyor. İyi bir zamanlamaya ve ikna edici bir dile sahip olan tanrı yoktur Allah vardır, muhteşem, ancak yanlış anlaşılmış bir inancı açıklayan, incelikle kaleme alınmış bir anlatım.

“Bilgece ve tutkulu… Müslümanlık tarihine dair isabetli, bilimsel bir el kitabı ve okuyucuyu içine alan kişisel bir keşif.”

– The New York Times Book Review

“Derin bir kavrayış… Sıkıntı çeken pek çok Müslüman’a bu kitap, bir açıklama, uzun zamandır gömülü kalmış bilgilerin açığa çıkması gibi gelecek.”

– The Independent

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.