Kategori arşivi: Yaba Edebiyat

Yaba Edebiyat Sayı: 54-55-56 Ocak-Şubat 2009 İndir

Yaba Edebiyat Sayı: 54-55-56 Ocak-Şubat 2009
1980 lerde, Punk hareketi, -No Future!- (gelecek yok) sloganıyla vurmuştu isyanını açığa. Neydi bu sloganın anlamı? Modernist üretimci ana akım (ki bu ana akıma sosyalistler, komünistler ve hatta kısmen bir muhalif kanat olarak anarşistler de dahildi) insan mutluluğunu devamlı olarak geleceğe ertelemiş ve toplumu bu gelecek vaadiyle üretime sürmüştü. İşte Punklar -No Future- diyerek bu aldatmacaya isyan etmişti.
Son derece ironiktir ki, kapitalizm, içine girdiğimiz (ve galiba sonuna yaklaştığımız) yeni dönemde, punkların bu keskin, acı ve alaycı sloganını fiiliyatta gerçeğe dönüştürdü. Üretime ve tüketime sürülen ve atomize edilen kapitalist toplumlarda artık, özellikle yeni yetişen gençlik için gelecek diye bir şey yok. Kapitalizm, aşırı uzmanlaşmaya dayanan üretim teknikleriyle iş alanında istihdamı asgariye indiriyor, tamamen paranın hakimiyetine dayanan üst derecede uzman yetiştirmeye yönelik bir eğitimi devreye sokuyor, böylece gençliği, hatta yüksek öğretim gören gençliği hiçbir geleceği olmayan, atomize olmuş potansiyel işsizler ordusuna dönüştürüyor.
Kapitalizmin bu geleceksiz işsiz yığınlarına bulduğu tek çare sosyal devlet. Sosyal devlet, kapitalizmin atomize ettiği, gelecekten yoksun bıraktığı bu potansiyel işsizler ordusunun tehlikeli bir sosyal patlama unsuruna dönüşmesini önlemek üzere devreye giriyor, bu kitleyi sosyal yardımlarla kıt kanaat yaşatarak tehlikenin önünde bir baraj oluşturuyor.
Evet ama kriz gelip kapıya dayandı ve sosyal devlet, yine kapitalizmin ihtiyaçlarına paralel olarak kırpılıp durmaktadır. Öte yandan, sosyal devletin kapatamadığı gedikler şimdiden net bir şekilde görülmektedir: işte üç yıl önceki Fransa, işte bugünkü Yunanistan.
Fransa, kapitalizmin bilinen atomizasyonuna ve gençliği geleceksiz bırakmasına ek olarak, bir de kendi eski sömürge nüfusundan gelen gençleri ve göçmenleri, bırakın gelecekten yoksun bırakmayı, bugünkü yaşam olanaklarından bile yoksun bırakan bir gettolaştırma veya gettolara hapsetme siyaseti izlemişti. Bu gettolardaki gençler, hem gelecekten, hem de topluma ilişkin her şeyden, kültürden de yoksun bir şekilde bu gettolarda yaşamaya (buna yaşamak denirse) mahkûm edilmişti. Dışlanan ve sürülen bu gençler, kendi aralarında bir alt kültür oluşturup ayaklandı, ne var ki, ayaklanmaları umudun değil, umutsuzluğun ürünüydü. Yanan arabaların alevleri bu gençlerin her türlü yaşam umudunu da yakıp kül ediyordu sanki.
Bugün ayaklanmanın Avrupa?nın diğer kapitalist ülkelerinde değil de Yunanistan?da başlamasının nedeni, Yunanistan?ın sosyal devletinin Avrupa?daki en zayıf sosyal devleti olmasıdır kanımca. Kapitalizm bu ülkede de diğer kapitalist ülkelerde olduğu gibi insanları atomize edip geleceksiz bırakmış, ancak bu noktada devreye giren sosyal devlet, diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak, sosyal uyuşturma görevini yapamayacak ölçüde zayıf kalmıştır.
Öte yandan, Yunanistan?daki ayaklanma Fransa?dan önemli farklılıklar içermektedir. Buradaki ayaklanma, henüz yeni bir toplum oluşturma deneylerine dönüşmüş olmasa da, umutsuzluğun değil, umudun parladığı, hatta tüm dünyaya da taze umut aşılayan bir ayaklanmadır. Çünkü burada ayaklananlar umutsuz ve geleceksiz getto gençleri değil, geleceksizliğin bilincinde ve bu yüzden de kendi geleceğini tayin etme umudu olan her sınıf ve katmandan gençlerdir. Hatta bu ayaklanma gençlerle de kısıtlı değildir. Toplumun bütün sınıflarını sardığı ölçüde toplumsal bir umut olma potansiyeli taşıyan bir sosyal patlamadır. …