Kategori arşivi: Vuslat

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:133 Temmuz 2012 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:133 Temmuz 2012
Kürtaj Medeni Vahşettir!
12 yıldır yayın hayatını sürdüren, Aylık Eğitim Kültür ve Düşünce Dergisi Vuslat, Temmuz sayısını “İnsan ve Genetik” konusuna ayırmış… İnsan ve Genetik dosyasında, “Organ nakli, kürtaj, tüp bebek, estetik ameliyatlar, kopyalama” vb. konuları kendi alanında uzman, akademisyenler tarafından bilimsel açıdan değerlendirilmiş…

Organ Nakli Nedir?
Vücutta görev yapamayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen bir organın bir yenisi ve sağlamı ile değiştirilmesi düşüncesi çok eski zamanlardan beri insanların ilgisini çekmiştir. Organ nakli, en basit tanımıyla, vücutta görevini yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya ölüden alınan sağlam ve aynı görevi üslenecek bir organın nakledilmesi işlemidir. Organ nakli, günümüzde birçok kronik organ hastalıklarında uygulanan rutin, geçerli ve ileri bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir.

Kürtaj Medeni Vahşettir

Ruh üflendikten sonra çocuk düşürmenin veya aldırmanın haram olduğunda ve bu davranışın cinayet telakki edileceği konusunda İslâm hukukçuları görüş birliği içindedir. Günümüzde işlenen bu cinayete kısaca, medeni vahşet ve modern cahiliyye diyebiliriz.

Dergiden Konu Başlıkları

Prof. Dr. Hikmet Akdemir “Organ Naklinin Kur’an Açısından Değerlendirilmesi” isimli makalesinde, bir insanın hayatını kurtarmanın bütün insanların hayatını kurtarmak olduğu tespitinden bulunuyor.
Prof. Dr. Hidayet Aydar “Kopyalamada Akraba Meselesi” incelemesinde kopya insan ile onun dünyaya gelmesinde rolü olanlar arasındaki akrabalık konusu inceliyor.
Prof. Dr. Mehmet Şener “Kürtaj Medeni Vahşettir” isimli çalışmasında İmam Gazali’den yola çıkarak kürtajın bir cinayet olduğunu söylüyor.
Prof Dr. Orhan Çeker, dergiye verdiği mülakatta; “kişi ölmeden organ nakli almak caiz değildir.” Ayrıca, “sezaryen düzenli ve komplovari bir nüfus planlamasıdır. Hatta sezaryen bu açıdan tıbbi bir mesele olmaktan ziyade ideolojik bir meseledir.” diyor. Kürtaj sorusuna ise, “kürtajın bir cinayet olduğunu doktorlar bizden daha iyi biliyorlar” açıklamasında bulunmuş.
Erciyes Üniversitesi Dekanı, Prof. Dr. Mehmet Zeki Duman, “Kur’an’ı Kerim Açısından İnsanın Yaratılışı ve Tüp Bebek Hadisesi” isimli makalesinde bu konuda ki görüşlerini okuyucuyla paylaşmakta.
Gazeteci-yazar Ahmet Varol “Katliamın Güncelleştiği Suriye” isimli güncel makalesinde, Katil Baas rejiminin artık çocukların dahi boğazını kesmeye başladığını kamuoyuna hatırlatmakta.

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:135 Eylül 2012 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:135 Eylül 2012
Kur’an Kıssaları Masal mı?

Aylık yayımlanan Vuslat, 135 sayısıyla okuyucuna merhaba dedi. Vuslat Dergisi “Kur’an Kıssaları Ne Masal, Ne Öykü Öğüt Mesaj Hakikat” dosyasıyla Kur’an Kıssalarını detaylı bir şekilde inceliyor. “Kur’an Kıssaları” ile ilgili merak ettiğiniz bütün konuları bu dosyada bulmanız mümkün…

Kur’an Kıssaları Nedir?

Kıssa: bir olayı anlatma veya bir haberi nakletme anlamına geliyor. Kur’an’da insanları uyarmak, gerçekleri daha iyi kavramalarını sağlamak için bu yol izlenilmiş bu bağlamda geçmiş toplumların ya da peygamberlerin kıssaları anlatılmıştır.

Kur’an Kısaları Hak ve Hakikat

Kur’an’ın önemli bir bölümü kıssalardan oluşmakta. Allah, önceki peygamberlerin başından geçenleri, peygamberlik görevini yerine getirirken karşılaştıkları sorunları kıssalar yoluyla anlatarak, Peygamber (s.a.s.) ve mü’minlerin kalplerine güç ve güven vermeyi, üzüntüden uzaklaşmalarını sağlamayı ve onları teselli etmeyi, böylece ümitsizliğe ve zaafa düşmelerini engellemeyi amaçlamıştır. Kur’an, sırf anlatım güzelliği olsun diye hayali olaylar anlatmaz. Ya da konuyu süslemek için sanatsal yakıştırmalarla uğraşmaz. Kur’an kıssalarında hayatın ve varlığın realitesi vardır. Okuyucu bu kıssalarda çok açık somutlukla karşılaşır.

Kıssalar Tevhid ve Şirk Mücadelesinin Simgesidir

Kur’an kıssaları, onlar insanlığın tarihinden Kur’an’ın sunduğu parlak, ders verici, ibretli, hikmetli, hüzünlü sahnelerdir. Kıssalar tevhid ve şirk mücadelesinin tarihsel mesajlarıdır. Bu sayımızda, hedefimiz Kur’an kıssalarının mahiyetine uygun olarak anlaşılmasını katkı sağlamaktır.

Derginden Konu Başlıkları

Prof. Dr. Şehmus Demir “Kur’an Kıssaları” başlıklı makalesinde kıssaların Kur’an’da varlık nedeni ve gayesi bizlerler paylaşmakta.

Prof. Dr. Mehmet Soysaldı “Kur’an Kıssalarının Tefsirinde İsrailiyat” isimli yazısında Kur’an Kısaları’nın tefsirine israiliyat nasıl girdiğini ve bunu ayırt etmenin metodunu bizlere sunmakta.

Hüseyin Kerim Ece “Tarih Açısından Kur’an Kıssaları” araştırma yazısında bazı batılı araştırmacıların, Kur’an kıssalarının Tevrat ve İncil’den alınmış olduğu iddialarını delilleriyle birlikte çürütmekte.

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:134 Ağustos 2012 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:134 Ağustos 2012
Doğal afetler ilahi ikaz mı?
Dünyada ve Türkiye’de zaman zaman insanları derinden etkileyen doğal afetler meydana gelmekte. İnsanların iradesi dışında gelişen; deprem, sel, heyelan, gibi olaylardan dolayı Vuslat Dergisi de, 134 sayısında “Doğal Afetler İlahi İkaz Mı?” diye soruyor…

Doğal Afetler

Dünyanın birçok yerinde deprem, sel, heyelan, yıldırım düşmesi, kasırga, fırtına gibi doğal afetler meydana gelmektedir. Bu doğal afetler insanlar üzerinde derin etkiler bırakmaktadır. Bu tür felaketler olduğunda, insanlar doğal olarak; neden oldu? Niçin oldu? vs. gibi sorular sormakta ve bu soruların cevabını aramaktadırlar.

Kur’an ve Deprem

Hayat kitabımız Kur’an ışığında, bu olaylara baktığımızda geçmiş ümmetlerin helak sebeplerinin kendi elleriyle işlemiş oldukları; şirk, zina, haksızlık, gibi günahlardan kaynakladığını görmekteyiz.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının (Şuayb peygamberin kavminin) ve (Lut kavminin başları üstüne) ters dönen şehirlerin haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (İnanmadıkları için helâk oldular) Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.” (Tevbe, 9/70)

Kavimlerin Helak Şekilleri

Nuh (a.s.), kendi kavmine gönderildi. Kavmi onu inkâr edince meşhur Nuh tufanında boğulup helâk oldular. Âd kavmine Hûd Peygamber gönderildi. Onlar şiddetli rüzgâr ile helâk oldu. Semud kavmine Sâlih Peygamber gönderildi, onlar da depremle helâk oldular. Hz. İbrahim’in kavmi ise sinekle helâk oldu; Medyen halkına Şuayb Peygamber gönderilmişti, onlar ateşle helâk oldular.

Görüldüğü gibi önce ki kavimlerin hepsinin bir helak sebepleri var. Ve hepsinin helak şekilleri doğal afetler olması düşündürücüdür.

Peki, Bu Ayki Dosya Konularında Neler Var?

Doç. Dr. A. Emin Çimen “Kur’an’da Helâk Uygulamaları ve Kavimlerin Helâk Sebepleri” isimli araştırma yazısında, helak uygulamasında ki, farka ve değişime dikkat çekmektedir.

Hüseyin Kerim Ece “Kur’an Açısından Deprem” başlıklı makalesinde depremin nedenlerini Kur’an penceresinden sizlerle paylaşmakta.

Süleyman Gülek “Doğal Âfetlerin Sebepleri” yazısında ayet ve hadisler ışığında depremin sebeplerini irdeliyor.

Sündüs Çil “Sünnetullah Kavramı Çerçevesinde Doğal Afetler” isimli makalesinde depremlere sünnetullah penceresinden baktığımızda; bu olaylarda pek çok hikmetin gizli olduğunu ve gerçekleşmesi kaçınılmaz olaylar olduklarını anlayabiliriz diyor.

Prof. Dr. Ejder Okumuş “Depremler ve Din” isimli akademik çalışmasında depremi dini ve sosyolojik açıdan değerlendirmekte.

Ahmet Varol, İslam dünyası köşesinde “Baas Diktasının Batışı” makalesinde artık Zalim Baas rejiminin sonunun iyice yaklaştığını hatırlatıyor.

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:137 Kasım 2012 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:137 Kasım 2012
Vuslat Dergisi’nin Kasım sayısında bütün insanlığın kurtuluşu için gönderilen; “Kur’an” derginin sayfalarında boy göstermekte… Dergi de, dosya konusuyla ilgili söz sahibi olan şahsiyetlerin kalemlerinden ilmî makaleler yer almakta… Her makale sahibi, konunun bir cephesini ele alarak, konuya açıklık getirmekte…

Kur’an Bize Ne Diyor?

İnsanoğlu tarih boyunca şu soruların cevabını merak etmiştir. Kur’an niçin indirilmiştir? Kur’an bizler için nasıl bir değer ve anlam ifade etmektedir? Kur’an bize kendisini nasıl tanıtmaktadır? Kur’an bize ne diyor?

Kur’an; Allah’ın insanlığa son peygamber ve önder olarak gönderdiği Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Cebrail isimli melek aracılığı ile Rabbimizden vahiy yoluyla alıp insanlığa sunduğu hayat nizamıdır. Hayatın başlangıcı ve sonucunu açıklayan ayetleri, sunduğu hayat kanunları, felaket ve mutlulukla neticelenen yaşayış şekillerine ait tarihi belgeleri, kâinatla ilgili ilmi mucizeleri ve Hakk’ı batıllardan ayırıcı düsturları ile Kur’an bütün insanlar için yol gösterici ve hidayet kaynağıdır.

Allah (c.c.) hayat kitabımız Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır.” (Bakara, 2/2)

Kur’an’ın Hayata Müdahalesi

Kur’an Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olup, buna bağlı olarak kendi nefsine, diğer insanlara ve eşyaya karşı görev ve sorumluluklarının bilincine ermek isteyenlere rehberlik eder ve nasıl davranmasın gerektiğini öğretir. Kur’ân’ın, itikat, ibadet, ahlâk ile ilgili âyetleri, siyasî, idâri, hukûki açıdan yaptığı düzenlemeleri, iktisadî ve ekonomik yönden açıkladığı ilkeleri, aile, akrabalar, komşular, çocuklar, yetimler, yaşlılar gibi toplum kesimleri hakkında ortaya koyduğu prensipleri, savaş hukuku, fikir hürriyeti, dünya ve âhiretle ilgili konulara dair izahları, kâfir, müşrik, münafık, hiristiyan, yahudi ve ateist gibi yanlış inanç grupları ile ilgili hüküm ve bilgileri, adalet, merhamet, affetme, müsamaha, sevgi ve saygı mevzuunda gerçekleştirdiği düsturları incelendiğinde bütün bunların topluma yönelik olduğu ve temiz bir toplumun oluşmasının hedeflendiği anlaşılır.

Müslümanlar olarak, Kur’an’ı hayatımızın her anında, canlı ve diri tutma gayret göstermeliyiz. Şunu unutmayalım ki, Kur’an hayatımızın her alanına müdahale etmektedir. Kur’an’sız hava sahası yoktur… Kur’an’ın müdahale etmediği hiçbir alan yoktur.

Vuslat Dergisi “Kur’an Özel” sayısında makalesi olan isimler:

Prof. Dr. Suat Yıldırım, Prof. Dr. Muhsin Demirci, Atasoy Müftüoğlu, Sadrettin Yüksel, Hüseyin Kerim Ece, Abdullah Dâi, Abdullah Yıldız, Doç. Dr. Kerim Buladı, Prof. Dr. Muhammed Fatih Kesler, Prof. Dr. Yener Öztürk, Ahmet Varol, Muhammed İslâmoğlu, Prof. Dr. Yusuf Işıcık, Prof. Dr. Ejder Okumuş, Prof. Dr. Ali Akpınar, Prof. Dr. Âdem Apak, Prof. Dr. Abdulhamit Birışık, Dr. Mehmet Sürmeli, Doç. Dr. Mehmet Kubat, Doç. Dr. Muhammed Târik, Yrd. Doç. Dr. Soner Duman, Süleyman Gülek, Cengiz Duman, İlhami Pınar, Mustafa Benna, Seyfulislam Çapanoğlu, Nasruddin Yasin.

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Sayı:154 Nisan 2014 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:132 Haziran 2012 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:132 Haziran 2012
Vuslat Dergisi, 132 sayısında okuyucuların dikkatini, akıl konusuna çekiyor… Dergi “İnsanın Anahtarı Akıl” manşetiyle aklın Vahiy ve Sünnet ile beslenmesi gerektiğine vurgu yapmakta!

Akıl Nedir?

Akıl, insanın düşünme, bilme, davranışını belirleme, denetleme ve yargılaması, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan ayrıt etmesi ile ilgili kabiliyetidir… Akıl; düşünmeyi, bilmeyi ve anlamayı sağlayan çok önemli insani bir melekedir…

Akıl, Allah’ın en büyük nimetlerinden biridir. Akıl, en büyük insani güçtür ama bu güç sınırsız değildir. Her türlü dış etkiye ve propagandaya açık olan aklın, doğrunun tek ölçüsü olması da mümkün değildir. O halde, aklın gücünü tamamlayacak, ona yol gösterecek bir kılavuz gereklidir. Bu kılavuz ise vahiy, yani Allah’ın kitabıdır.

Bu minvalde, Vahiy aklın önemi üzerinde durmakta! Allah (c.c.) Aklımızı vahiy ile güçlendirmemizi istemektedir. Vahiy ile birlikte düşünen akıl iyi bir akıldır. Vahiy ile birlikte düşünmek doğru düşünmektir. Vahiy ile beslenmeyen akıl vitaminsiz bir gıdaya benzer.

Neden Böyle Bir Sayı Hazırlandı?

Akıl ile ilgili olarak kimilerimiz, aklı tamamen ön plana çıkartırken, kimilerimiz ise onu tamamen devre dışı bıraktı! Bu iki tutumda yanlış ve isabetli olmayan bir tutumdur. Doğru ve ölçülü olan ise, Allah bize akla ne kadar önem vermemizi istiyorsa, o kadar önem vermemiz gerekiyor. Şunu unutmayalım ki akıla nakil, yani Kur’an ve vahyin açıklaması olan Sünnet yön verirse isabetli karar alır.

Vuslat’ın Dosya Konularında Neler Var?

Prof.Dr. Naim Şahin, “Kur’an-ı Kerim’de Aklın Değeri” isimli makalesinde Kur’an’ın akla verdiği değeri, güzel bir üslupla ortaya koymakta.

Prof.Dr. Ramazan Altıntaş “Ebû Hanife’de (Ö. 150/767) Akıl-Vahiy İlişkisi” akademik çalışmasında, Hanefi Mezhebi’nin Şehid İmamı, Ebu Hanife’nin akıl anlayışını paylaşmakta.

Hüseyin Kerim Ece “Akla Mukayyet Olmak” yazısında, aklı üç ana madde de incelemekte.

Doç.Dr. Muhammed Târik “Müslüman’ın Akıl-Vahy Dengesi ile Sınanması” araştırma yazısında, Ehl-i Sünnetin Mutezile’den ayrıldığı noktalara dikkatimizi çekmekte.

Süleyman Gülek ise, Hz. Peygamber’in akla verdiği önem üzerinde durmakta.
Ahmet Varol “Ümmetin Hareket Önderleri” başlıklı yazısında geçtiğimiz ay, 5-6 Mayıs tarihleri arasında yapılan, “Hasan el-Benna ve Müslüman Kardeşler Sempozyumu” ile hareket önderlerini değerlendirmekte.
Yine dergide, şair Suavi Kemal Yazgıç “Dijital Kuşaklar” isimli çok anlamlı bir şiir kaleme almış.
Ayrıca dergide; öykü, kadın ve aile, deneme, düşünce, güncel, kitap tanıtımı, etkinlik, sağlık yazılarıyla yine dopdolu!

Yıl:9 Sayı:130 Nisan 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi İndir

Yıl:9 Sayı:130 Nisan 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi
Vuslat Dergisi 130 sayısında, Müslümanlar için örnek bir nesil olan ve Kur’an’da: “Allah onlardan razı olmuştur onlarda Allah’tan razı oldular” ayetiyle Allah (c.c.) tarafından takdir alan, o muhteşem nesli günümüze ve gündemimize taşımaktadır. Sahi onları bedevilikten medeniyetin zirvesine getiren unsular nelerdi? İşte hep birlikte bu sorunun cevabını Vuslat Dergisi Nisan Sayısında bulacağız…

Asr-ı Saadet nedir?

“Asr-ı Saadet” terimi, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Peygamberliğinden vefatına kadar geçen süreyi ifade eder. Asr-ı Saadet’in temel özelliği âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.s.)’in hayatını kapsayan, onun örnek yaşantısını adım adım izleyebilmiş, bizzat onun mektebinde yetişmiş ve vahyin ilk muhatapları olmuş sahabe neslini bünyesinde barındıran bir zaman dilimi olmasıdır. Kur’an bu nesilden övgü ile söz ederek onlara şerefli bir mevki vermiştir.

Asr-ı Saadet Nesli Güçlü Bir İmana Sahiptir

Asr-ı Saadet neslinden söz eden ayet ve hadisler ile o dönemin olaylarını ve yaşayış biçimini anlatan siyer çalışmaları incelendiğinde, Asr-ı Saadet insanı ve neslinin nitelikleri hakkında şu tespitler yapılabilmektedir: Asr-ı Saadet nesli güçlü bir imana sahiptir. İslâm’ın tebliğinde karşılılaştıkları her türlü güçlüğe göğüs germeye hazır, sabır timsali kişilerdir. Yapılan her işte Allah’ın rızasını ölçü alırlar. Allah’ın yardım ve desteğine güvenirler “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için yurtlarından, yuvalarından kovulmuş, mallarını kaybetmişlerdir. Ziyana, hakarete ve işkenceye uğratılmış olup her güçlüğe göğüs germişlerdir. Ümmet arasında insanlar için çıkarılmış hayırlı nesillerdir. Biz Müslümanların yaşam modeli Asr-ı Saadet olmalıdır…

Nisan Sayısında Öne Çıkan Konu Başlıkları

Muhammed Emin Yıldırım “Kur’an’ın En Büyük Mûcizesi Sahabe Nesli” isimli makalesinde sahabe neslinin önemi üzerinde durmaktadır.

Doç. Dr. Muhammed Târik “Sadr-I İslam’da (Asr-I Saadette) Dostluk ve Kardeşlik Ruhu” isimli yazısında sizlere Asr-ı Saadette ki, sevgi ve dostluğun kadim köklerini hatırlatacak.

Prof. Dr. Rıza Savaş “Hz. Muhammed (s.a.s.) Devrinde Kadın ve Aileye Genel Bir Bakış” incelemesinde o dönemde ailenin sağlam temellere dayandığına dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Âdem Apak “Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Asabiyetle Mücadelesi” yazısıyla İslâm’ın, asabiyetin tesirini kırmak için asabiyet sebebiyle gerçekleştirilen kabile savaşlarını yasakladığına vurgu yapmakta.

Prof. Dr. Osman Güner “Medine Toplumunda Gayrimüslimler: Farklı Kültürlerle Birarada Yaşamanın Esasları” isimli araştırma yazısında gayr-i müslimlerle münasebetlerimiz konusuna değinmektedir.

Hüseyin Kerim Ece “Mutluluğu Öğreten Zaman” yazısında sahabe hayatından saadet örneklerini okuyacaksınız.

Derginin bu ay ki röportaj konuğu ise Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma.

Ayrıca Ahmet Varol İslam dünyası köşesinde “Suriye İntifadasının Bir Yılı” yazısında Suriye konusunu masaya yatırıyor

Yıl:9 Sayı:129 Mart 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi İndir

Yıl:9 Sayı:129 Mart 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi
Aylık Eğitim Kültür ve Düşünce Dergisi Vuslat, Mart sayısını Monderniteye ayırmış… Modernitenin cazibeli tuzaklarına karşı ne yapmalı? Çığlınca tüketime karşı ne yapmalıyız? Müslümanlar modernitenin kıskacından nasıl kurtulabilir? Bu ve buna benzer soruların yanıtı Vuslat Dergisi’nin Mart sayısında…
Mondernite Nedir?
Modernite, Batı’da yaklaşık olarak 17. yüzyıl civarında ortaya çıkan, zamanla tüm dünyaya yayılan, toplumsal değerler sistemine ve organizasyonuna verilen isimdir. Genel anlamda gelenek ile karşıtlık ve ondan kopuşun; bireysel, toplumsal ve politik yaşam alanlarının tamamındaki dönüşümü ya da değişim biçimi olarak tanımlanmaktadır.
Modernleşme ve Modernizm ile ilişkili ama bunlara indirgenemeyecek olan bir kavramdır. Ortak bir bağlama dayansalar da tarihsellikleri ve ifade ettikleri anlam alanları bakımından birbirlerinden ayrılırlar.
Modern dönem her ne kadar, bir değişimi ifade etse de aynı zamanda bir ümmetin akidevi sisteminin çözülüşünü ve iman buhranını da gösterir. Günümüzde ilim, teknik ve bunlara bağlı pek çok imkân, araç, kurum ve kuruluş gelişti. Modernite önce müslümanların zihinlerini sömürgeleştirdi. Bununla birlikte müslümanların hayatlarında korkunç bir tüketim yarışı almış başını gidiyor. Modern hayat, her açıdan hayatımızı kuşatmış durumda!
İslam Ülkeleri ve Modernite
İslam Ülkelerinde muazzam kentler, devasa yapılar, gökdelenler, korkunç büyüklükteki iş yerleri, hızlı erişim araçları, modern ve lüks yaşama alanları, ucu bucağı görünmez bir tüketim…
Modernite ile İslam dinin birbiriyle bağdaşması mümkün değildir. Dolayısıyla müslümanların dünya görüşünü modernite değil İslam belirlemelidir. Müslümanlar olarak hayatımızı Batının bize sunduğu modernite ile değil Kur’an ve Sünnet ile inşa etmemiz gerekiyor.
Dergiden Konu Başlıkları

Prof. Dr. Bedri Gencer “Modernleşme Bunalımından Sünnetle Kurtulmak” isimli makalesinde modernliğin demir kafesinden kurtulmanın çarelerini sizinle paylaşacak.

Atasoy Müftüoğlu “Modern – Seküler Sınırları Aşmak” isimli deneme yazısında modern-seküler-sömürgeci dünya, müslüman halkların insanlıklarını tanımadığına vurgu yapıyor.

Prof. Dr. Nazif Gürdoğan “Tüketim Toplumu İsraf Toplumudur” yazısında sınırların önemini yitirdiği, tüketim kültürünün bir bulaşıcı hastalık gibi, dünyaya nasıl yayıldığını okuyacaksınız.
Hüseyin Kerim Ece “Modern Câhiliyeyi Yaşamak” araştırma yazısında Câhil kimselerin özelliklerine bakarsak, câhiliyenin her zaman ve her yerde olabileceğini daha rahat anlarız tespitini okuyacaksınız.

Vuslat Dergisinin bu ayki röportaj konuğu Sosyolog Abrurrahman Arslan.
Doç. Dr. Ali Akben sağlık köşesinde ki, “Unutma Mucizesi ve Doğal Çözümler” yazısında Alzheimer (unutma) ile ilgili tavsiyelerini okuyacaksınız.
Süleyman Gülek “Çocuk Eğitimi” yazısında çocuk eğitiminin önemine dikkat çekiyor.

Ayrıca Duran Çetin’in “Karizma Telefon” öykü yazısını okuyabilirsiniz.

Yıl:9 Sayı:127 Ocak 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi İndir

Yıl:9 Sayı:127 Ocak 2012 Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi
Vuslat Dergisi Ocak sayısında, Türkiye ve bütün İslam coğrafyasını yakından ilgilendiren Misyonerlik konusunu kapağına taşımış… Vuslat bu sayısında misyonerlerin asıl amaçlarının, hedeflerinin, gayelerinin, finans kaynaklarının, gizli gündemlerinin vs. neler olduğunu Kur’an ve Sünnet ışığında ele almaya gayret göstermiş…
Batı ve Misyonerlik
Misyonlerlik, batılıların genelde bütün dünyada özelde ise İslam Coğrafyasında Müslümanlar arasında Hiristiyanlığı yayıp bu milletler üzerinde hâkimiyetlerini artırmak gayesiyle ortaya çıkardıkları gizli ve açık hareketin adıdır.
İslam ülkelerine uygulanan misyonerliğin dinî, siyasî sosyal ekonomik hedefi Müslümanları dinî ve sosyo-kültürel alanlarda yozlaştırmak, özlerinden asıllarından uzaklaşmalarını sağlamak, İslâm hâkimiyetinin kırılmasına zemin hazırlayarak, Müslümanların Hıristiyan olmasını sağlamaktır.
Misyonerler ve Hoşgörü
Genelde hoşgörü adı altında yürütülen misyonerlik faaliyetlerinin perde arkasına bakıldığında hiç de hoşgörüden eser olmadığı görülmektedir. İnsanları kurnazca, bir sömürü sistemi şekliyle aldatmaya çalışan bir faaliyetin neresinde hoşgörü, sevgi, saygı olabilir ki? Misyonerlerin tarihine baktığımızda dün nasıl bir çalışmanın içerisinde iseler, bugünde aynı çalışmanın içerisindeler. Her ne kadar misyonerler masumane görünseler de onlar “Afrikalıların ellerine İncili verip topraklarını alan” kimselerdir.
Misyonerler ve Gençler
Bugün gençlerimiz misyonerlerin kıskacındadır. Hemen her yerde misyonerlerle karşılaşmak mümkündür. Gençlerimizin zihinlerini bulandırmak isteyen, onların yüreklerine fitne tohumu ekmeye ve dinlerine yabancılaştırmaya çalışan misyonerlerin fitne tuzaklarına karşı ümmet ve kardeşlik bilinci ile mücadele etmek gerektiğini söylemekte fayda vardır.
İşte Dergiden konu Başlıkları
1965 yıllarında Enver Baytan Hoca “Hıristiyan Misyonerler Nasıl Çalışıyor” isimli bir kitap kalem almıştır. O dönemde misyonerlerin çalışmalarını yakından takip etmiş olan Enver Baytan Hocaefendi “Misyoner Faaliyetleri” yazısında misyonerlik, tarih boyunca İslâm ve hattâ insanlık âlemine bir belâ olmuş olduğuna dikkat çekiyor.
Doç. Dr. Âdem Yerinde “Misyonerlerin Misyon Kurnazlıkları” isimli yazısında misyonerlerin Kur’an’ı nasıl çarpıtmaya çalıştıklarını okuyacaksınız.
Yazar Adnan Şensoy “Ey Misyonerler Cevap Verin” makalesinde Müslümanlara atılan iftiralara karşı vakarlıca cevaplarını paylaşmaktadır.
Mehmet Emin Parlaktürk “Sömürü Dünyasının Lejyonerleri Misyonerler” incelemesinde misyonerlerin sömürüsü sisteminin nasıl işlediğini anlatıyor.
Yine Dergide, kapak konusuyla ilgili İlahiyatçı Yazar İsmail Mutlu ile yapmış olduğu röportajı okuyabilirsiniz…

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:146 Ağustos 2013 İndir

Vuslat Aylık Eğitim ve Kültür Dergisi Yıl:9 Sayı:146 Ağustos 2013
Vuslat Dergisi, Ağustos sayısında yozlaşan tesettüre kapağına taşıyor. Dergi farzdan tarza dönüşen tesettür üzerinde durmakta.. Vuslat yeni sayısıyla Kur’an ve Sünnet ölçülerine uygun olan tesettürü okuyucularına hatırlatmaktadır.

Günümüzde Tesettür
Günümüzde tesettür yaygınlaşmakta… Bu yaygınlaşmayı modacıların tertiplediği tesettür defilelerine ve geçmiş dönemde uygulanan baskılara bağlamak mümkündür.
Halkça rağbet gören tesettür modanın kriterlerine uygun olduğu için, özünü ve amacını maalesef kaybetti… Karşımızda artık amacına uygun mesaj vermeyen bir tesettür var. Hicab anlayışı çerçevesinde bir tesettür yerine, bana bak diyen korsan bir tesettür… Farz olmaktan çıkarılıp tarz haline dönüştürülen tesettür… Allah’ın fermanı olmaktan çıkarılıp, aksesuar halini alan tesettür!…

Ve Örtmeyen, Tesettür!
Bizim sitem vâri bu söylemimiz birilerini eleştirmek istediğimizden dolayı değil, gerçeği yalnızca gerçeği bulabilmek, doğruya ulaşabilmek için, yoksa insanların giyim tarzına karışmak ne haddimize… Allah hayatımızın her alanını düzenleyen değil midir? Amacımız, yaşamımızın her alanını düzenleyen Rabbimizin bu konuda ki emirlerini anladığımız, kavradığımız kadarıyla aktarmak, siz değerli okurlarımızla paylaşmaktır.

Moda ve Tesettür
Yaşadığımız toplumda, sayısız korsan tesettür olacağına, Kur’an ve Sünnet ölçülerine uygun sayısız tesettür olması çok daha iyi değil midir. Örnek tesettür ölçüsü malumunuz… Tesettüre girmek isteyen yeni adaylarımız hangi modeli ölçü alacaklar? Resulün (s.a.s.) bize miras bıraktığını mı, seküler anlayışın dayattığını mı?
Modanın tesettür anlayışına uyanlar modaya, kurban, hicaba bürünenler ise İslam’a kurban…
Modaya kurban vermemek için, gerçek tesettüre giden yolu göstermek müslümanların ortak görevidir.

Dergi İçeriğinde Neler Var?

Hüseyin Kerim Ece, “Kur’an’da Tesettürün Ölçüsü” isimli yazısında Kur’an’da tesettür kavramını ele almakta.

Sümeyye Demirci, “Farzdan Tarza Dönüşen Tesettür” makalesinde dışarı çıkan müslüman hanım üzerine süslü olmayan cilbabını alacak, onu baştan aşağı koruyacak, sade bir şekilde Rabbinin emrini çiğnemeden örtünecek. Ceket, uzun hırka, gömlek, tunikler, Kur’an ve Sünnet ışığında İslam tesettürü olmadığı tespitinden bulunuyor.
Abdurrahman Dilipak, “Tesettürlü mü?” yazısında hani, o “vay o namaz kılanların haline ki, onlar yetimin hakkını yerler” diye bir ayet var, bazen biz de şöyle diyebiliriz bu gidişle “vay o başlarını örtenlerin haline ki, onlar başörtülerini marka bir aksesuara dönüştürmüşlerdir ve onlar vücud hatlarını bilemezler” ince mesajı düşündürücüdür.
Mısır’da Siyonistlerinde desteğiyle ordu darbe yaptı. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi göz hapsine alındı. Mısır’da ve diğer İslam dünyasında yaşanan acı hadiseler Müslümanları derinden üzdü. İslam coğrafyasının değişik bölgelerinde Mursi ve İhvan’a yönelik destek eylemleri düzenleniyor. Müslümanlar İhvan’ın yanında olduklarını dünyanın her yerinde haykırıyorlar. Selahaddin E. Çakırgil Mısır Darbesini analiz etti.