Kategori arşivi: Kampfplatz

Kampfplatz Dergi Cilt:4 Sayı:10 Mart 2016 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:4 Sayı:10 Mart 2016
Kampfplatz’ın 10. sayısı, bırakınız yazmanın, nefes almanın zorlaştığı bir atmosferin ürünü. Suruç’un Temmuz’u, Ankara’nın Ekim’i, Sur ve Cizre’nin bugünü, soruşturmaya uğrayan meslektaşlarımız gerçek­liğimizdir; bunlar bizleriz; ne yazı, ne söz, ne bir kelime, ne de bir analiz nesne­si… Şimdi katliamların sanatı, müziği, edebiyatı ve bilimi nasıl tükettiğini tecrübe etme zamanı. Türkiye’nin yörüngesi kaydı. Uzun bir zaman güneş ışığı alamayacak. 

Kampfplatz Dergi Cilt:1 Sayı:2 Şubat 2013 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:1 Sayı:2 Şubat 2013
Kampfplatz, liberal ve muhafazakar ezberlerin denetimine giren düşünce ortamına bir itiraz olarak kendisini duyuralı çok değil, yalnızca birkaç ay oldu. Ancak bu birkaç ay bile itirazının ne kadar haklı, çağrısının ne kadar acil olduğunu birden çok kez gözler önüne serdi. Egemen iktidarın neredeyse her bir yanımızı saran ve neredeyse hep bir ağızdan dolaşıma sokulan liberal ve muhafazakâr dili, kavramların sınırlarını kimi zaman fazlaca daraltarak –demokrasi gibi- kimi zamansa fazlaca genişleterek -terör gibi- ablukanın dozajını gün geçtikçe daha fazla artırıyor. Böylece neye nasıl karşı çıkılacağına da -18 Aralık ODTÜ direnişinde olduğu gibi- kimin nasıl savunulacağına da -‘‘Halkın Avukatları’’nın tutuklanmasında olduğu gibi- karar veriyor. İlk sayımızın arka kapağında ‘‘üç de yetmez beş tane!’’ demiştik; her türlü ironiyi boşa çıkarmaya muktedir olan iktidarın temsilcisi, yatak
odalarını bir kez daha ziyaret etti: ‘‘Bize dört-beş lazım’’. Yine üç kez beraat etmişti Pınar Selek; ‘‘üç de yetmez’’ diyerek kendi kararını bozan mahkeme tarafından tekrar yargılanıp müebbete mahkûm edildi; olağanüstü halin bir hukuk normu olduğunu bir kez daha gördük.

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:6 Haziran 2014 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:6 Haziran 2014
“O, bir kapitalist olarak, kişileşmiş sermayeden başka bir şey değildir. Onun ruhu sermayenin ruhudur. Sermayenin ise tek bir dürtüsü vardır: değerlenmek, artık değer yaratmak, değişmez kısmı ile, üretim araçları ile, mümkün olduğu kadar büyük bir artık emek kütlesini yutmak. Sermaye, vampir gibi ancak canlı emeği emerek hayatta kalan ve ne kadar fazla canlı emek emerse o kadar uzun yaşayan ölü emektir.” (Kapital 1 – Kari Marx)
Türkiye’de 2013’te 1235 işçi yaşamını yitirdi. 103’ü kadın, 1132’si erkek, 59’u çocuk, 22’si göçmendi. Onlar için rakam; bizim için amca, baba, dayı, hala ve yeğen ve arkadaştı…

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:5 Şubat 2014 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:5 Şubat 2014
Campanella Güneş Ülkesi’nde Ospitalario’ya ‘‘Bu ülkede yöneticiler kimlerdir ve ne iş görürler? Halk nasıl eğitilir, nasıl yaşar, devleti halk mı kral mı aristokratlar mı yönetir?’’ sorularını sordurmuştu. Güneş Ülkesi’nin esinlendiği Platon’un Devlet’inden bu yana zaten bu sorular hep soruluyor. Kişiler, tarihler, coğrafyalar, yönetimler, rejimler, koşullar, kısacası isimler değişiyor ancak içeriği aynı kalıyor. Yöneten-yönetilen, ezen-ezilen şeklinde maddi yaşamın belirlediği hiyerarşik ilişkiler devam ettikçe bu
soruları soran birileri hep çıkıyor. Bizde de olduğu gibi… Haziran Direnişi günlerinden bu yana benzer soruları soran ve siyasi-idari düzeneği sorgulayan herkes, hiç olmazsa bir kere ‘‘Bu ülkede yöneticiler kimlerdir ve ne iş görürler?’’ diye sordu. Kimileri evlerinde koltuklarında bu sorunun yanıtı ararken kimileri kendisini sokakta, bir barikatın arkasında, bir TOMA’nın önünde veya bir gaz fişeğini tekmelerken buldu. Tam cevap bulundu derken bu sefer de ‘‘yüksek siyaset’’in kokuşmuşluğu saçılmaya başladı. Gezi’nin yol açtığı meşruiyet ve temsil krizinin de etkisiyle ‘‘yüksek siyaset’’in dengeleri sarsılmaya başladı. Uluslararası ve ulusal ölçekte hesaplar şaştı; siyasete yeni aktörler dâhil oldu; eskileri tasfiye edilmeye çalışıldı. Geriye kokmaya başlayan ölü bir öküz ve biten ortaklıklar kaldı.

Kampfplatz Dergi Cilt:3 Sayı:9 Temmuz 2015 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:3 Sayı:9 Temmuz 2015
Adsız Ölüleriz
Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
Savaşlar ve pazarlar çağıydı
Aynı silahlardı kullandığımız
Aynı çarşılar aynı kandı
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
(Unutmadık, Murathan Mungan)

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:4 Eylül 2013 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:2 Sayı:4 Eylül 2013
Haziran İsyanı kaç zamandır birbirine uzak düşmüş ikizleri düşünmeyi ve eylemeyi barikatlarda kavuşturdu ne mutlu ki artık düşeyliyoruz . Egemenlerin lobili mihraklı safsataları sokağın şenlik ateşinde kömür olurken liberal muhafazakar akillerin bir kısmı salyalar akıttı diğerlerinin dönerken yaptıkları patinajlar ise geriye kesif bir asfalt kokusu bıraktı. Neyse ki asfaltlar artık bizim Siber duygudaşlık ile siper yoldaşlığının kesiştiği uğrakta en azından artık klasik deyişle hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını biliyoruz. Polisin dağılın çağrısının artık sömürüye devam sağılın çağrısı olduğunu da. Ve direnerek ölenlerin asla ölmeyeceğini de… Bir duvara boylu boyunca yazıldığı gibi Toplumsal ekonomik siyasal falan filan bu komple isyan .

Kampfplatz Dergi Cilt:3 Sayı:8 Şubat 2015 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:3 Sayı:8 Şubat 2015
“Milli Güvenlik””Milli İrade”öyle görünüyor ki AKP yönetiminin başı sıkıştığında başvurmaktan kaçınmadığı ama
içine baktığınızda hiçbir karşılığı olmayan can yelekleri. Keyfi iradesiyle hareket eden bu hükümetin, haleti
ruhiyesini anlayabilmek hiç mi hiç mümkün değil. Metal işçilerinin milli güvenliği tehdit edebilecekleri düşüncesiyle ertelenen grevi. Anayasanın sözde güvence altına aldığı temel hakların açık bir ihlalinden başka ne olabilir ki! Asıl gerçek şu: İhlal ve ihmal vakalarıyla senelerdir halkın yaşamını açık şekilde tehdit edenler onlar, hak gaspçılarıdır.

Çok önemsedikleri sözde “milli güvenliklerini” tehdit eden metal işçileri değil, apaçık kendileridir! Alınan grev
kararları, sözde-milli güvenliği hangi nedenle ve nasıl tehdit etmektedir, onu da çözmesi için sanırım Antik
Yunandan zekâ ve bilgelik tanrıçası Athena’yı davet etmek gerekecek çünkü aksi takdirde bizim bu kadim sırra
aklımızın ermesi mümkün görünmüyor… İhmallerle yaşamlarını tehdit ettikleriniz ve canlarını aldıklarınız, ihlallerle
haklarını gasp ettikleriniz, grevlerle ve işgallerle haklı mücadelelerini sokaklara taşıyacaklardır. Metal işçilerinin
tehdit edeceği işverenden ve sistemden başkası olmayacaktır! İhmale ve ihlale karşı Greve!

Kampfplatz Dergi Cilt:1 Sayı:3 Haziran 2013 İndir

Kampfplatz Dergi Cilt:1 Sayı:3 Haziran 2013
“Taşra insanı ihtiyatlı, mücadele insanı tutkulu olur. Düşündükçe fark ediyorum ki, insanımız ve ben ne kadar çok taşralıyız, ne kadar az mücadeleciyiz. Artık ihtiyatı elden bırakmamız gerek. İnandığımız şeylere yaklaşmak ve paylaştıkça artan güzellikleri bir zamanın içinde büyütmeyi öğrenmemiz gerek. Ben tarafımı değiştirmem gerektiğini yolun yarısını geçtikten sonra gördüm.
Bugün, birkaç yıl öncesine göre çok daha fazla gördüklerimin etkisindeyim. Mücadeleye ilişkin daha tarafgirim. Dostluğa, yoldaşlığa ve örgütlü hayata her şeye rağmen inancım artıyor.”

Taner Yelkenci